İletisim | Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | 08 Subat 2012 Çarsamba

 
Köşe Yazarı : Rüştü AYDIN
Rüştü AYDIN
Yazara Ait Tüm Yazılar
KÜRESEL GÜVENLİK VE ABD

Küresel güvenlik için medeniyetler ittifakı toplantısı yapıldı. Türkiye Başbakanı’da bu toplantıya katıldı. Neden katıldı, toplantı sonrası ülkemizde gelişen ve değişen bir çok konular için niçin düğmeye basıldı. Almanya’da neden Türk evleri ve Türkler yakılıyor? Bu soruların cevabı başörtüsü sorunu çözümü ile terör örgütünün tasfiye edilmesinde yatıyor. Gelişmelere bir bakalım.

1960 lı yıllarda Almanya’nın talebi üzerine işçi olarak Almanya’ya giden binlerce Türkiye vatandaşı olan Türkler’in sayısı bugün milyonlara ulaştı. Türkler, Almanya’da demokratik haklarına kavuşan azınlık konumuna geldiler.

İlk gittiklerinde Alman vatandaşlarının bağrına bastığı Türkler, Almanya’ya kültürünü ve dinini de götürdü. O tarihlerde bir çok Alman vatandaşı bayanlar Türk erkekleri ile evlenerek Müslüman oldular. Aynı şekilde Alman erkekleri ile Türklerin kızları evlendiler ve erkeklerde Müslümanlığı seçti.

Avrupa Türklerin varlığını ırki açıdan değil, dini açıdan zararlı buldu ve Hıristiyanlık açısından değerlendirmelerini yaparak, Türkiye’de İslam dinini “öcü dini” gösterip adeta hurafeler ile korkulan bir inanç sistemi olarak aşılamaya başladı. Bunu hem Avrupa’daki Türklere hem de Türkiye’de ki Türklere uygulamaya başladılar.

Misyonerlerin sıkı çalışması sonucunda bugün gelinen noktada bakıyoruz ki  sosyal demokratlar bu korkuyu iyi kapmışlar. Ve ülkemizde Cumhuriyet adına laiklik adına yaşatmaya çalışıyorlar.

İslam gelirse ortaçağa döneriz.

Şeriat istemiyoruz.

Başörtüsü bölücülüktür.

Müslümanlık gericiliktir.

Laiklik elden gidiyor.

Her taraf kara çarşafla dolacak…

Vs… buna benzer bir çok  cümle kurulabilir.

İlim nerde?

Bilim nerde?

Bazı Prof. Doç. Dr. Bunlar; laikliğin tehlikede olduğu veya cumhuriyetin elden gittiği yönünde çağ dışı olarak niteledikleri başörtüsünden başka, çağ dışı bir eşya üretemezler mi?

Bazı sorular vererek akıllarına düşüreyim.

-Çırılçıplak üniversiteye girilirse ne olur?

-Bölücü Kürtler ayrı dil isteyince ne olur?

Bölücü Kürtler günde beş on asker-polis-sivil insan öldürürse ne olur?

-Yine bölücü Kürtler eyalet, bayrak, din isteyince ne olur?

Bazı klüp üyeleri, misyonerler, dernek vakıf yöneticileri  kilise, sinagog isteyince ne olur?

Hıristiyanlık propagandası üniversitelerde yapılırsa ne olur?

Mason dernekleri , rotaryler, lionslar yardım dağıtırken tamam; bir de emir vermeye –yani başörtüsü laikliği zedeler, ülke bölünür- demeye başladılar ise bu işin sonu ne olur?

Gibi bir çok soru ve istenilenecek olan cevapları sıralayabiliriz.

Evet Bazı Prof’lar, Doç’lar, Dr.’lar Laikliğin elden gittiği, Cumhuriyetin tehlikede olduğu bu gibi konular hakkında da ne derler  merak ediyorum.

Ama onların lügatlarında sanırım başörtüsünden (Adına türban deyin fark etmez)  başka tehlikeli bir ihtiyaç yok… Bir an önce bu örtü ortadan kalkmalı görüşündeler.

Allah zihin açıklığı, anlayış bolluğu, kavrama yeteneği, ilim irfan  versin onlara. Biz dönelim Almanya’ya.

TÜRKLER YAKILDI MI?


9 Türk’ün evlerinin kundaklandığı iddiaları ile yanarak yada feci bir şekilde öldüğü olaylar Almanya’da yaşandı. Bunun üzerine Türkiye Başbakanı bir heyet ile  Almanya’ya gitti.

ALMANYADA ASİMİLASYONA DİRENİN


Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yangında ölen Türk vatandaşlarının cenaze merasiminde Almanya’da konuşma yaptı. Basına şu şekilde yansıdı: “Başbakan Erdoğan’ın Köln Arena’da yaptığı konuşmada "Asimilasyona direnin" çağrısı Almanya’nın gündeminin ilk sırasına oturdu.

ALMANLAR TEPKİLİ

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türklere ’’asimilasyona direnin’’ çağrısına sert sözlerle cevap verdi. Merkel, "entegrasyonun ne demek olduğunu, Başbakan Erdoğan’la değerlendirmemiz gerekiyor" dedi.

Alman Hristiyan Sosyal Birlik Partisi Genel Başkanı Erwin Huber ise ’’Münchner Merkur’’ gazetesine yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın konuşmasını eleştirerek, ’’Erdoğan, Alman topraklarında Türk milliyetçiliği yaptı. Bu, Avrupa karşıtı bir tutum ve Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin tereddütlerimizi doğruladı’’ dedi.

Bavyera Eyaleti Başbakanı Günther Beckstein da Başbakan Erdoğan’ın, açık bir şekilde Türk kültürünü Alman kültürünün üzerinde tuttuğunu ifade ederek, ’’Bu konuşma, büyük ölçüde memnuniyet verici değildi’’ dedi.

NEDEN MİLLİYETÇİLİK

Bu konuşmasında başbakan Erdoğan Türk Milliyetçiliği yaptı. Türklerin asimilasyondan korkmaması gerektiğini ve arkalarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin olduğunu söyledi.

Buraya kadar olması gereken, Türk’ün davranması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık sebebinin şartı olan sözler tekrar tekrar Alman’ların duyacağı şekilde başbakan Erdoğan tarafından söylendi. Çünkü, Başbakan istemese de Küresel güvenliğin gerekliliği için Türk Milliyetçiliği yapması gerekiyordu.

Almanlar bu roldeki sözlere hemen karşı cümleler kurdu. “Milliyetçilik söylemleri ile Türkleri AB’ye alamayız, alınmamalı.Başbakan talihsiz bir konuşma yaptı. Vs…” şimdi gelelim, gelinen bu noktadan sonraki olası gelişmelere…

***
Önce sorulardan başlayalım:
 

-Başbakan İspanya’da neden başörtüsünü konuştu? Siyasi simge olursa ne olur gibisinden kabadayı tavırlara neden girdi? Ve en önemli soru “MHP isterse başörtüsü sorununu hemen çözeriz”diye neden ülkücülere atıfta bulundu ve desteğini istedi?

 Ar-arda söylenen sözler ve idam istemine kadar giden sert beyanlar  kronolojik bir sıra takip ediyor mu? Yani, başörtüsü üniversitelere girsin yasaları, kara çarşaf, peçe, poşu vs.. gibi örtüler girmesin tartışmaları (EK-17 Madde); MHP ile CHP’nin birbirlerine sert cümleler söylemeleri, YÖK üyelerinin ve Öğretim Görevlilerinin vede Yargıtay’ın sert muhalefeti karşısında AKP’nin seyretmesi, İdam istemlerine Rahmetli Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes’in karşı çıkması…Bazı araştırmacı arkadaşların iddia ettiği gibi Türban yasalarının ardından 17. madde gündeme gelirse ülkede darbe olur gibisinden serzenişlerde bulunması…

Ve bunlar gelişirken Vakıflar yasaları tekrar gündeme gelmesi, Bölücü terör örgüt üyelerinin Kürtleri kışkırtmaya yönelik aşırı serbestlik içinde hareket ettirilmelerine hiç tepki gösterilmemesi… Özelleştirmelerin acımasız isyanları…

Bu kadar karışık bir yapıda insan olarak ne düşünürüz, neyi nasıl çözebiliriz, başı ağrıyan bir hasta olarak aspirin de çare değilse ne yaparız? Tabi ki doğal olarak  idealden uzak isek “banene” demek olur.“Vatanı ben mi kurtaracağım” diye düşünürüz.

İdealimiz var ise “Yeter!.. El insaf be! neler oluyor burada?” diyerek ilk isyanı başlatırız.

Bende bu araştırma yazıma başlamayı bu cümlede ele aldım. Yeter dedim ve yetmediğini görünce söz uçar, yazı kalır düşüncesi ile başbakan durduk yerde neden başörtüsünü gündemine aldı sorusunu kendime sordum ve cevaplamaya başladım. Bence, başbakan 2002 yılında partisinin iktidar olmasının ardından eline verilen ödev defterindeki derslerini yerine getirmek için uzun ince bir yola girdi. Yıl 2008 sayısal gücünü arttırarak  hala yoluna devam ediyor. Bende buradan yola çıkarak İspanya’da yapılan “Medeniyetler-Uygarlıklar- ittifakı” toplantısında medeniyetlerin nasıl ittifak edeceği şeklindeki çalışmaların gündem oluşturmasını beklerken başörtüsü’nün gündeme gelmesi dikkatimi çekti. Neden Başörtüsü? Çünkü hükümetin ve başbakanın isteği de CHP’lilerden ve bazı Prof. Doç. Dr’lardan farklı bir şey değil. Bir bakalım Medeniyetler ittifakına orda bize ışık tutacak sırlar var.

KÜRESEL HOŞGÖRÜSÜZLÜK ARTTI

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İspanya Kralı Juan Carlos ve Başbakanı Zapatero’nun ev sahipliğini yaptığı; batı ve İslam ülkeleri olmak üzere farklı kültürler ve dinler arasında köprü kurmayı amaçlayan Medeniyetler buluşmasının ikincisinde bir araya geldi. Uygarlıklar İttifakı adıda verilen konferansa 80 ülkeden politikacılar, gazeteciler, filmciler, yazarlar ve çeşitli toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı. Konferansta kültürlerarası anlayışı toplum düzeyinde geliştirme, çatışmaları önleme, din ve siyaset gibi alanları kapsayan paneller yapıldı. Özellikle medya ve gençliği hedef alan çeşitli projeler üzerinde çalışmalar anlatıldı.

Açılış konuşmasının ardından söz alan Türkiye Başbakanı R.Tayyip Erdoğan küresel hoşgörüsüzlüğün arttığı uyarısında bulundu ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmakta kararlı olduğunu bir kez daha söyledi.

GÜNDE 1 DOLARLIK İNSANA NE YAPILIR

Uygarlıklar İttifakı’nın başkanı Jorge Sampaio, konferansta yaptığı konuşmada örgütün amacını şöyle açıkladı: "Yeni bir güvenlik kavramı gelişti.. Sadece terörle mücadele değil.. İnsanlığı etkileyen her türlü sorunla mücadele bu…Toplumdan tümüyle soyutlanmış insanlarla nasıl ilgileneceksiniz? Günde bir dolardan fazla kazanamayan insanlara ne yapacaksınız? Bu tür bir küresel güvenlik kavramı üzerinde duruyoruz… Uygarlıklar İttifakı, çalışmalarını kültürel düzeyde, karşılıklı anlayış düzeyinde yürütmek zorunda..İttifak, dünya sorunlarını çözmeyecektir. Ama çözümüne yardımcı olacaktır."

AB OLMAZSA ABD OLUR

Buraya kadar neden medeniyetler ittifakı, Türkiye’yi çeken cazibe noktası neydi ve Türkiye Başbakanının Medeniyetler ittifakı mesajı nasıldı? Sorularına cevaplar verildi.

Ülkemiz açısından kısaca tekrar edecek olursam; Başbakan Erdoğan, dünyada yaşam veren milletlerin birbirlerine karşı tahammül sınırlarını zorladıklarını ima ederek hoşgörüden uzaklaştıklarını, AB ülkelerinin Türk milletini aralarına almayarak göstermelerini örnekledi. Başbakan Erdoğan Buna rağmen AB’ye üye olunacağını ısrarla belirtmeye devam etmektedir. Yani ısrardaki alternatif düşünce ise şudur; AB ülkeleri almazsa ABD var mesajını İspanya’da “başörtüsü siyasal simge olsa ne olur” diyerek başlattı.

İspanya dönüşü Başörtüsü-Türban çözümü için MHP’yi yanına alarak çözeceğini söyleyip icraatına başlamıştır.

Hemen ardından terör konusunu gündeme getirip, ABD direktifleri gereği Irak’ın Kuzeyi’ne girmiştir. Buda gösteriyor ki, Türkiye Hükümeti,  AB politikasını Hıristiyanların isteklerine göre ülke deki yasaları değiştirmekle sınırlı bırakıp, terör belasını da ABD’nin vicdanına terk edip; Tam bağımlı bir ülke olma yolunda, uzun ince bir yola girmiş bulunuyoruz.

SONUÇ OLARAK:


-Almanya’ya giden Türkler Almanlar tarafından süratle asimile edilmeye devam ediliyor. Bir Alman asimile örneği: Almanya’da doğan ve babasından bir tokat yiyen Türk çocukların aile şiddeti bahane edilerek ailelerinden alınıp Alman yetiştirme yurtlarına verilen çocuk sayısı beş binleri geçti…

Türkiye’de ki Türkler ise süratle Hıristiyanlaştırmaya devam ediliyor. En son çıkartılan Vakıflar Yasası da bu Hıristiyanlaştırmayı daha da kolaylaştıracaktır.

-Dünya Türklüğü ise hafızasını kaybederek yok edilmeye doğru yol alıyor.

-Filistin’de Afganistan’da-Irak’ta  1 doları bile olmayan milyonlarca insan “küresel güvenlik” adına öldürülüyor.

Bu iddialarımın doğruluğunu elbette zaman gösterecek. Çünkü Yukarıda amacını yazdığım Medeniyet İttifakında; “…Toplumdan tümüyle soyutlanmış insanlarla nasıl ilgileneceksiniz? Günde bir dolardan fazla kazanamayan insanlara ne yapacaksınız? Bu tür bir küresel güvenlik kavramı üzerinde duruyoruz… “ sözlerini bu ittifaka katılıp, kabul eden bir ülkeyiz.


Küresel güvenliği de mutlak ABD sağlayacak görüşü ise Türklerin yok olması demektir. (Belki Türk adı yaşayacaktır. Ama içi boşaltılmış olarak-Kosova örneğinde olduğu gibi…) Bu yok olmayı şimdiden duyurmamın tek sebebi belki bir yiğit Türk evladı çıkarda; henüz yok olmayan Türkleri korumak ve kurtarmak için; Atatürk’ün işaret ettiği tam bağımsız Türkiye için  “dur” der, diye kaleme alıyorum.Yazıyorum.

2008-04-05 Bu yazı  3269  kere okundu
YORUMLAR
Son Yazıları:

Anayasa Deşiklikleri ve Türkeş
GÜNEYDOĞU'DAN MEKTUP VAR
Ne Mutlu Türküm Diyene
BAŞBUĞ ALPARSLAN TÜRKEŞ
TERÖRÜN YENİ ADI “DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ”
AB VE TÜRK AİLE YAPISI
RUMLAR NASIL YUNAN OLDU?
KÜRESEL GÜVENLİK VE ABD
RAKİP, REKABET EDER
ALDATILDIK EY HALKIM!.. UNUTMA BİZİ

Başbuğ Alparslan Türkeş




Üye Ekranı
Üye adi :  
Şifre :
 

Kayıt ol

Şifremi Unuttum

Toplam : 34412
Son Üye: aydınlı19

Add to: Facebook.com Add to: StumbleUpon Add to: Yahoo Add to: Google