|

28.04.1976 da Söke’nin Serçin yaylasında açmışım dünyaya gözümü. Dokuz çocuklu,
küçük baş hayvancılıkla geçimlerini sağlayan bir anne babanın ortanca evladıyım.
Dört yaşıma kadar Konya’da ikamet ettik. Sonrasında Aydına taşınıp ilk, orta ve
lise tahsilimi Aydın, Germencik ve İncirliova’daki çeşitli okullarda tamamladım.
Lise 2 de okurken biriktirmiş olduğum bir miktar parayı amca oğlum Mustafa’ya
verip bana bir bağlama almasını rica ettim. Allah razı olsun kendi cebinden de
bir miktar ilave edip, bana güzel bir bağlama satın aldı. Onunda yardımıyla iki
gün içinde bir nebze olsun saz çalmasını öğrendim. Bağlama hasretiyle geçirdiğim
yıllara inat bazı günler sekiz saat boyunca saz çaldığımı hatırlıyorum. Artık
yazmış olduğum şiirleri bestelemeye başlamıştım.
1996 da Konya Selçuk üniversitesi resim öğretmenliği bölümünü kazanmış olmama
rağmen çeşitli sebepler yüzünden eğitimime devam edemedim. Bir an evvel vatan
borcumu ödeyip hayatımı belli bir düzene sokma düşüncesindeydim.
Askerliğimi Manisa/Kırkağaç, Bilecik/Söğüt ve Kastamonu’da tamamladım. Askerlik
dönüşü aile bütçesine katkıda bulunmak için çeşitli işlerde çalıştım. Bu arada
davet edilmiş olduğum halk konserlerine iştirak ediyor, içimden geçenleri
türkülerle harmanlayıp insanlarla paylaşıyordum. Belli bir zaman sonra
çevremdeki insanların ve konserlerde beni dinleyip sesimi ve bestelerimi takdir
eden gönüldaşlarımın teşviki ile müzik piyasasında profesyonel manada bir şeyler
yapma arzusu taşımaya başladım. Bir sanatçı büyüğüm olan Osman Öztunç’un
referansıyla sevgili prodüktörüm Muhammet Alperen’ile tanıştım. İlk olarak
Uzaktan uzağa isimli albümümle müzik severlere merhaba dedim. Ardından İbrahim
Sadri’ ile birlikte çıkarmış olduğumuz albümde vefadan, sevgiden zerre kadar
nasip almamış insanlara ‘Adın Batsın’ dedik. Daha sonra ikinci kasetim olan
‘Sensiz Olamam’ı piyasaya sürdük.
Aydın Ortaklar ülkü Ocağı’nın ‘Vuslata Çağrı konserinde sahneden inerken
döktüğüm sevinç gözyaşlarının ardından su gibi akıp geçen bugüne kadar Ozan
Arif’ten, Rahmetli Cem Karaca’ya kadar kulvarlarında zirveye ulaşmış pek çok
değerli sanatçıyla aynı sahneyi paylaşma şerefine nail oldum.
Dünya malı ve rütbesinin dünyada kaldığının bilinciyle, hiçbir zaman paraya,
makama ve şöhrete tamah etmedim. Menfi çıkarlar uğruna sevmediğim veya taktir
etmediğim insanlara göstermelik şirinlikler yapmadım. Bir kuru soğanın, bir
lokma ekmeğin sevgiye katık edildiğinde lüks restoranların zengin menülerinden
daha lezzetli olacağını öğrendim. Allah kimseyi sevgisiz bırakmasın.
Bundan sonra yapacaklarımı, ulaşmak istediğim hedefleri yine beni seven insanlar
tayin edecekler. Onların beni görmek istedikleri yerlerde olmak için
uğraşacağım. Görelim Mevla’m neyler... Neylerse güzel eyler. |