KARA EYLÜL
          12 Eylül Darbesi’nin en acıklı hikâyeleri Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda yatıyor. Acılar unutulmadı. Asılan ve öldürülen yüzlerce vatan evladı bugün Karşıyaka’da sırt sırta yatıyor. Ülkücü ve devrimcilerin fikir babaları ve efsane isimleri aynı yerde. 120 devrimci ile 50 ülkücünün son durağı burası. Hikâyeleri birbirinden ilginç, hedefleri birbiriyle çatışıyor ama aynı muameleye birileri tarafından maruz kalmış genç fidanlar.

          Ankara’nın Şentepe eteklerinde 450 binden fazla kişinin defnedildiği mezarlığa güney kapısından girildiğinde ilkönce ülkücü camia mensupları, hemen ardında devrimci sol örgüt mensupları, yanı başlarında ise güvenlik güçlerinin mezarları yer alıyor. Belki çocukları, anne babaları birbirlerini tanımadan aynı mezarların yanı başına gelip gözyaşı döküyor yıllardır. İhtilalın üzerinden 37 yıl geçti. Ülkücü Hareket kitabının yazarı Hakkı Öznur’un tabiriyle ‘hem 12 Eylül öncesi sağ ve sol hareketlere mensup ölen insanların hem de ihtilal sonrası idam edilenlerin gömüldüğü yer’, ‘son durak’ oldu Karşıyaka. Hayatın öteki yakasına geçenlerin buluştuğu mezarlıktı artık burası. Ve hiçbirinde ayrım gözetmedi ölüm; sağcı ya da solcu olduklarını bile sormadı...

          Türkiye’nin toplumsal ve siyasi hayatını olduğu kadar ülkücü hareketi de derinden sarsan ihtilalin izlerinin 37 yıldır hala ülkeden silinemediğine dikkatimizi bir kez daha çekerken yine Ülkücü Hareket yazarının şu sözlerine katılmamak mümkün değil “Sistemin fiziki ve ideolojik baskısına maruz kaldık, büyük zararlar gördük. Ülkücü hareket 12 Eylül’de büyük darbe yedi. O dönemde 50 bin kişi gözaltına alındı. 250 bin kişi fişlendi, 20 bin kişi işkenceli sorgudan geçti. 9 ülküdaşımız idam edildi”. Ülkücüler ile solcuların son duraklarının aynı mezarlık olmasını kaderin trajik bir cilvesi olarak değerlendirmesi de ayrı bir acı veriyor bugüne dair. Çünkü bütün bu yaşananlar, gerçekte ‘yitik bir neslin’ ortak kaderiydi. Devrimcisinden ülkücüsüne, vurulanından idam edilenine yüzlerce gencin yattığı Karşıyaka Mezarlığı, tek başına bu acı hikâyeyi okutuyor.

          İhtilalden sonra idam edilen ülkücü hareketin efsane isimleri Fikri Arıkan, Ali Bülent Orkan, Mustafa Pehlivanoğlu ve ihtilalden önce yitirilen ülkü fidanları burada yatıyor. Çünkü Ülkücü hareketin emektarlarından “Türkmen Ağası” lakaplı MHP Genel Başkan Yardımcısı merhum Dündar Taşer’in (13 Haziran 1972) mezarı da burada. Dündar ağabeylerini yalnız bırakmamışlar. Sadakatle ve samimiyetle sonuna kadar yanınızdayız bedenlerimiz cansız olsa da diyorlar hep bir yürekten genç ülkü fidanları ve çınar misali kol vermişler bu davaya…

          Sahi gidip gördünüz mü? Yâd ettiniz mi! Yoksa bizlerde mi unuttuk bu ülkü devlerini. O günlerde her şehit arkasından yapılan bir yemin vardı. Hatırlarmıyız bilmiyorum ama…

          Ülkücü hareketin şehitleri o günlerde ay yıldızlı bayraklara sarılı tabutlarla ulaştırıldı son duraklarına. İdama giden 9 ülkücünün çoğu infaz esnasında giydirilen beyaz entarileri ya da kefenleriyle getirildi mezarlara. Sokakta infaz edilen ya da işkenceyle öldürülenler ise şehit diye elbiseleriyle gömüldü. Her kaybın ardından kılınan cenaze namazlarından sonra ant içilirdi: “Allah’a, vatana, millete, Kur’an’a, bayrağa ve silaha yemin olsun. Şehitlerim, gazilerim emin olsun. Biz ülkücü Türk gençliği olarak her türlü emperyalizme, komünizme, faşizme, kapitalizme ve siyonizme karşı mücadelemizi süreceğiz. Mücadelemiz milliyetçi Türkiye’ye, Turan’a kadardır. Yılmadık, yıkılmadık, yıkılmayacağız. Başaracağız, başaracağız, başaracağız. Cenab-ı Allah Türk’ü korusun ve yüceltsin.”

Burda, Karşıyaka mezarlığında fidanlar, ağabeyler bu ülkü için can verenler bizlerden tek bir şey istiyor unutulmamak…

Ama sitemleri de var tabii haklı olarak

Nedenmi?

          Sol görüşlü mahkûmların tamamının tahliye edilmesine rağmen hapiste yatan ülkücülerin olduğuna işaret ediyor. Elazığlı Muhsin kehya ve diğerlerinin yakınları, arkadaşları ihmali ülkücü hareketin liderlerine bağlıyor ve ekliyorlar. Neden unutulduk

Evet

UNUTMAK İHANETTİR…

UNUTANLARDA HAİNDİR…


Yazar: Talha Alp
Tarih: 2007-09-12


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Uchilal.net
http://www.uchilal.net

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.uchilal.net/bilgi.php?name=Yazar&op=viewarticle&artid=44