ALDATILDIK EY HALKIM!.. UNUTMA BİZİ
Türkiye’de yaşayan yetmiş milyon Türk’ün birbirini kıran kırana savaşacağı günlerin hayali ile yanıp tutuşan; AB ülkeleri  ABD  ve Siyonist düşünce sahibi iş adamları ve de bunların yerli işbirlikçileri, bir türlü istedikleri savaşın gerçekleşmemesi üzerine saçlarını başlarını yolmaktalar.
“Bu Türkler nasıl bir millet ki hala yıkamadık”  demektedirler.
Bir dönemin solcu diye tabir edilen Türk gençleri yukarıdaki mısraları yüksek sesle türkü olarak söylerken, karşılarında ise yine Türkçü ve Milliyetçi olan gençler de bu türküyü söyleyenlerle kavga ediyorlardı.
Şimdi işi tersine çevirdiler.
O dönemde Türkçü ve Milliyetçi olan ülkücüler “Komünistler Moskava’ya” diyerek Komünist Sovyet Rusya’nın ülkemizi işgal etme  düşüncesine geçit vermezken , Amerika’ya ise hep sessiz kaldı. Sesini çıkaranlar ise: “Aldatıldık ey halkım unutma bizi; Vurulduk ey halkım unutma bizi;… Amerika Katil Katil!..” diyen solculardı.
Bu iki (Sağ-sol) milliyetçi gençliğin arasına para, yani kapitalizm girince bakın neler oldu.

a-MİLLİYETÇİLER (sağcılar)

“Komünistler Moskova’ya” sloganı atanların bir çoğu 12 Eylül 1980 Askeri darbesi ile ezildiler, yok oldular adeta buhranlı bir hayat sürmeye başladılar. Yönetim kadrosu ise çil yavrusu gibi dağılarak dönemin karmaşık partilerinde kendilerine yer buldular, siyaset yaptılar. Az bir bölümü ise kendi geçmişine uygun slogan üreten parti ile yola devam etti.

b-KOMÜNİSTLER

“Faşistlere ölüm” sloganı atan devrimci gençler de 12 Eylül 1980 Askeri darbesi ile ezildiler, yok oldular ve şekil değiştirdiler. Bunların ileri uçtaki azılı olanları yine birkaç partide birleştiler… eli kalem tutanlar ise Ulusal ve Yerel Medya yönetimlerini ele geçirerek basın mesleğini seçtiler. Halen kimisi Tv’lerde ünlü yorumcu, haber programcısı, kimisi ulusal gazetelerin ünlü köşe yazarları oldular… Öyle de olması uygundu çünkü Anadolu topraklarının bölünmesi ile görevliydiler.

Masum olarak partilerinde yöneticilik yapanlar, üye olanlar ise bir müddet sonra Karaoğlan’ın kurduğu (Bülent Ecevit’in)  ile birleşerek yola devam ettiler.

SAĞCILARLA SOLCULAR HÜKÜMET KURDU

1980 Askeri darbesi öyle bir darbe oldu ki o gün anlaşılamayan bir çok konu bugün daha net olarak açıklık kazandı.
En bariz örneği ise askeri darbeleri bile Türk’ün iradesinin ortaya koymadığı gerçeğidir. Amerika Birleşik Devletlerinin binlerce ajanı tarafından abluka altına alınan ülke ekonomisini yöneten iş adamları ile siyasi iradeyi ortaya koyan  siyasetçileri sayesinde askerin başı  darbe yapmıştır. Kenan Evren’in meşhur sözü “Darbenin olgunlaşmasını bekledik” sözü ve ABD Dışişleri Bakanı’nın “Bizim çocuklar darbe yaptı” sözü daha sıcaklığını koruyor. Demek ki Türkiye’yi  Türkler yönetmiyor. Bu gerçeği 1983-1994 ANAP döneminde gördük. 1984 Eruh katliamı ile başlayan terör, bugün bölünmenin ucuna getirilmiştir. Demek ki taşıyıcı hükümetlerin kurulmasındaki gaye açığa çıktı.  Terör seviye alarak taşınma işlemi gerçekleştirildi. Kimin sayesinde demiyorum. Ben diyorum ki ABD.  Siz deyin Avrupa Birliği benim için hiç fark etmez isterse Yahudiler olsun. Ama bu yapılan ihaneti görmezden gelen Türk insanı ne zaman uyanacak beni ilgilendiren konu budur.
Uyandığında sayısı önemli değil isterse 500 bin kişi olsun.  Yer yerinden oynayacaktır. Çünkü Türk’ün iman gücüne hiçbir güç dayanamaz.

HANİ BUNLAR TERÖRİSTTİ?

Asıl konumuz Sağcılarla-solcuların ortak hareketi idi. Dağılan komünist ve faşist kişiler?! 1983 ten sonra aynı apartmanın yan yana dairelerini paylaştılar. Komşu olarak çok iyi geçinmeye başladılar. Bir baktık Devlet dairelerinin memur masalarında bir birlerine kurşun sıkan yada bıçaklayanlar yan yana memurluk hizmeti veriyor, fabrikalarında aynı düğmeye basıyorlar, aynı makineyi nöbetleşe çalıştırıyorlar… Evet bu yaşandı ve devam ediyor. 1980 öncesinde birbirlerini gördükleri anda boğazlayanlar şimdi dost oldular arkadaşça geçiniyorlar. Hani bunlar teröristti?!
Evet nereye geldi bunun sonu ANAP bitince aynı hükümette yer almaya geldi.
1983’ten 1999 yılına kadar aldatılarak, kandırılarak (AB devlet politikası denilerek) yönetilen Türk insanı bir kez daha aldatılmak üzere 1999 seçimlerine gitti. Bu seçimlerde Sağcılar (Milliyetçiler MHP)  ile Solcular (Rahmetli Ecevit’in solu DSP) yani 1980 ihtilaline konu olanların galibiyeti ile sona erdi ve DSP+MHP+ANAP hükümet kurdu… 
Olan olmuştu artık
Bazı Medya gurupları her zamanki gibi bölücülük hizmetinin başrollerinde oyun oynayan azılı solcuların silahşor kalemleri ile feryadı kopardı. Ecevit ile Bahçeli hükümet kurarsa ne olur demeye? Yani illa ki toplumu kamplara bölecekler di.  Bunların hükümeti ile AB ye girilmez… AB devlet politikası, uyum yasaları çıkmazsa Türkiye yok olur… Apo asılırsa tüm destekler çekilir… gibisinden uydurma ve aldatılmaya kandırılmaya yönelik düşünceleri pompalayıp durdular… Netice de aldılar elbette. APO’yu asma sözü veren MHP asamadı. ABD’nin ve AB’nin isteklerini yerine getiremeyen DSP ise karpuz bölünür gibi çat diye ortadan ikiye ayrıldı… Al sana 3,5 yıllık sağ-sol ittifakı hükümetinin sonu… erken seçim ve MHP baraja takılırken, DSP yüzde 1 oy alarak hezimete uğradı… ANAP silindi gitti…

VE ALDATIP KANDIRAN BAŞROL OYUNCULARI SAHNEDE

Henüz birkaç aylık parti AKP ve onun başına getirilen şiir cezalısı hapis yatan Recep Tayyip Erdoğan.
Bu dönemde Türk Milleti,  bir kez daha ve çok ciddi bir şekilde iç sarsıntı yaşamaya doğru yelkenlerini açmaya başladı.
Türk’ün kara kaşını görmek istemeyen  Avrupalı üç yüz küsür sene “Türkler geliyor diye bağırmak” için nöbet tutarken, ülkemize başbakan bile olmayan Recep Tayyip  Erdoğan beyefendiye bütün dünya ülkeleri kucak açmış, ayaklarının altına kırmızı halılar sererek karşılamış ve Türkleri kabul etmişler, gösterisinde bulundular.
Neden?
Tek bir sebebi var: Türk yurdunu darmadağın etmek için! Bir insanı- yada topluluğu- yok etmek için onu önce yüceltirsin(Diğer hasımlara korku verirsin)  sonra diğer güçler ile bir araya gelir yok edersin. ABD’nin yaptığı budur. İkiz kuleleri kendisi yıktı. (Terörü güçlü göstermek için; Halbuki Bin Ladin de kendi beslediği terör elemanıdır.) Terörü yok etmek için.  Türkiye AKP’sine sonsuz destek verdi, Türkleri yok etmek için. Mantık budur. Zaten 2002-2007 Ülkemizin yönetilen yıllarına bakarsanız; dış destekli , bölücülerle kol kola gezen ve hem dinden hem terörden, hem de iş dünyasından beslenen partinin AKP olduğunu gayet iyi görebilirsiniz. Tarih kayıtları yalan söylemez.

BÖLÜCÜLERİN KABUSU TÜRK  MİLLİYETÇİLİĞİDİR

Neticede 1983 yılından  bu güne kadar aldatılarak, kandırılarak yönetilmeye devam ediyoruz.
Onun için Müslüman bir kez aldanır. İkinci kez aldanmaz sözünü yerine getirmek için madem ki demokrasi oyunu ile bu işi yapacağız o zaman oylarınızı Milliyetçi Hareket Partisi etrafında çoğaltmaya devam etmeliyiz. Çünkü Emperyalizmin tek  korkusu milliyetçiliktir. Öyle ki Atatürk’ün veciz sözleri ile yola çıkan Türk Milliyetçileri, bölücüler  için kabustur. Kabus olmaya da devam edecektir.

Yazar: Rüştü Aydın
Tarih: 2007-11-28


Bu Köşe Yazısının yer aldığı yer: Uchilal.net
http://www.uchilal.net

Bu Köşe Yazısı için adres:
http://www.uchilal.net/bilgi.php?name=Yazar&op=viewarticle&artid=49