Son günlerde Başbakan tarafından kullanılan “Derin
Devlet” kelimesine dikkat çekmek istiyorum. Bu kelime bir tv kanalının aydınlığa
ulaşmak için çevirttiği dizilerde ( Sağır Oda, Kod adı… gibi) bolca
kullanılmakta.
Devletimiz hukuk sistemi içinde eşitlik ilkesine uygun adil olan kanunları ile
yönetilmektedir.
Hak arayan bir insana hakkını verecek kanunları uygulamaz isen. Gün gelir
kanunsuz bir yoldan o insan o hakkını alır. Bu “İllegallıktır.” Buna fırsat
verilmemelidir. Normal şartlarda zaten verilmesi de mümkün değildir.
Normal olmayan şartlar ise şöyledir.
Ülkenin belli bir kesimini ayırma düşüncesi
Bu isteğe uygun ülkede kaos oluşturulmuşsa. Yani taraflar. (Legal-illegal/
Sağcı-Solcu / Milliyetçi-(az-orta-çok milliyetçi / Yada Ekonomik olarak
zengin-fakir/ ezilenler-ezenler gibi… daha bu benzer çoğaltmalar yapılabilir.)
Bu tür sınıflandırmalar ile normal olmayan şartlar geliştirilir. Bu gelişimi
bazen hükümetin başı da yapabilir. Mustafa Kemal Atatürk bunu “Türk Gençliğine”
hitabesinde çok güzel vurgulamıştır.
Yani, kişi eğer ki o kanunları uygulatacak olan hükümetin başı ise yani
Başbakansa o ülkenin yasalarında delik açılmış demektir. Kanun uygulanmasını
isteyenler illegal (yasal olmayan) yoldan kendi kanunlarını (zorbalıklarını)
uygulamaya başlamışlardır. Kabacası “Tüm yasaların çivisi çıkmış” demektir.
Örnekleyelim;
-Bölücü başının posterlerinin açıldığı miting alanlarını dolduranların ve
mitingi tertipleyenlerin niyetleri belli iken –demokratik bölücülük haklarını!?
Kullanmak- yasal olmuştur. Göstermelik birkaç kişiyi ele geçirmek -bazı
kişilerin ülkeyi bölme istemini- ortadan kaldırmıyor.
-Ülkenin birliği ve dirliği için yazılmış yasalara; hayır diyenler, (Bunlar güya
ülkenin bir ve beraberliği için kurulmuş yasal derneklerdir. Yani STK’lar.)
topluma açık alanlarda eylem yaparak, basın toplantıları düzenleyerek;
tahriklerde bulunmaları-yasak olmasına rağmen; demokrasi kılıfı ile - yasal
olmuştur.
BİR YASA 301. MADDE:
Türk Ceza kanununda 301. madde li bir yasa var. Bu yasa ile Türklüğe hakaret
yapılması halinde 3 aydan 6 yıla kadar hapis cezası verilmesini hatta bu suç
yurt dışında bir Türk vatandaşı tarafından işlenirse üç katı ceza verilmesini
içeren Türk Ceza Kanununun 301. maddesidir.
YANİ;
- Türklüğü, Cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet meclisini alenen aşağılayan
kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
-)Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini, Devletin yargı teşkilatını alenen aşağılayan
kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Türklüğü aşağılamanın yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından
işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oranında arttırılır.
-Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”
Kanun koyucu böyle bir yasayı Türk Milleti için ve onun yüce devleti Türkiye
Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar var olması için böyle bir yasayı ceza yasamıza
koymuş. Şimdi de ülkemizin dirliğini ve birliğini her açıdan tehdit eden Avrupa
Birliği istiyor diye kaldırılmasını gündemine alan bir hükümetimiz var. Bu
hükümetin Başbakanı ise bunu değişik ifadeler ile hep gündemde tuttu ve Hrant
Dink cinayeti ile “kaldıralım” derecesine kadar getirdiler.
Hatırlarsanız, Başbakanın şu ifadeleri hep ilgi çekici gelmiştir;
-Siz Türküm derseniz, birileri de Kürdüm diyecektir.
-Sizler Türküm diye bağırırsanız birileri de ‘Türkiyeliyim’ diye bağıracaktır…
ne oldu, ne diye bağırdılar hepimiz medyadan okuduk, “Hepimiz ermeniyiz” diye…
hala da okutuyorlar.
Demek ki derin devlet devletin mührünü elinde tutan ve o mührü yerinde
kullanmayanlarca daha iyi bilinmekte.
Şimdi soruyorum;
301. madde hala yürürlükte ve bu yasanın gereği; o gün “Hepimiz ermeniyiz” diye
bağıranlar neden tespit edilip yargılanmıyorlar. Bu suç için niye ceza yok!..
Tabi ki asıl dertleri , 301 kaldırılmalı. Bunun için de ‘derin devlet’ cümlesini
sık sık kullanılırsa ‘devlet’ de o kadar yara alır. Yıpranır ve insanların
devletine güvenleri kalmaz.
DEVLETE GÜVEN KALMASIN
Amaçları bunu sağlamak onun için Türk yurdunda; “hepimiz Ermeniyiz!” diye
bağırılsın ki birileri de çıkıp “Hepimiz şeyciyiz!” diye bağırsın böylece,
karşılıklı guruplar oluşturulup, devlete güven kalmasın.
Neticede; “Tam bağımsız Türk Devleti” yıpratılmış olsun, yaralanmış olsun.
Belini hiçbir zaman doğrultamazsın. Fakat hesap etmedikleri tek konu Türk insanı
müslümandır. Allah inancı kuvvetlidir. Gücünü ve kuvvetini Cenab-ı Allah’tan
alır.
Öyle ki;
Türk Milleti cihanşümul bir millettir. Türk için Devlet yücedir. Türk için
devlet ebed-müddettir. Bakidir.
Bölücüler şu gerçeği iyi bilmelidirler.
İçte ve dışta hazırlayıp sunduğunuz reçeteler ile beklediğiniz “Bölünmenin”
aksine;
- Daha sıkı kenetlenme ile; bir ve beraber olan Türkler – bu Kürtçülük oyununu
da kazasız atlatacaktır.
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin!