ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

  Sık kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası
    Bölümler

  Ana Sayfa

  Radyo 3 Hilal

  Duvar Kağıtları

  Başbuğ Yazıları

  Ülkücü Hareket

  Bir Şehit Adı Yaşat

  E-Kartlar

  Programlarımız

  Yazarlarımız

  Haber Arşivi

  Anketler

  Türkçe İsimler

  Türk Dünyası

  Tavsiye Et

  İletişim

  Radyo Ekleyin

  Künyemiz

    Resimler

 Başbuğ Resimleri

 Bozkurt Resimleri

 Asker Resimleri

    Ses / Görüntü

 Müzik / MP3 Dinle

 Başbuğ Görüntüler

 Ülkücü Hareket

 Klipler

 Osmanlı Padişahları

 Çizgi Filmler

 Filmler

 Belgeseller

 İslam Büyükleri

    Sanatçılarımız

 Ahmet Şafak

 Ahmet Yılmaz

 Ali Aksoy

 Ali Kınık

 Aşık Sefai

 Araz Elses

 Arif Nazım

 Atilla Yılmaz

 Aybüke Ayberk

 Başkal

 Cafer Altun

 Grup Gökçen

 Grup Ötüken

 İbrahim Dülger

 İbrahim Sadri

 F. Kaya Kuzucu

 Mahmut Polat

 Mustafa Yıldızdoğan

 Osman Öztunç

 Ozan Arif

 Ozan Nihat

 Serdarcan

 Yıldırım Gürses

 Yıldırım Yıldızdoğan

 Zafer İşleyen

    Dede Korkut

    Destanlar

    Yatan Asker
    Günün Duası

    Proje
Siz de bir şehidimizin adını yaşatmak ister misiniz ?
 
Ahmet Kerse
Cevdet Karakaş
Dündar Taşer
Dursun Önkuzu
Fikri Arıkan
Halil Esendağ
Mustafa Pehlivanoğlu
Nurullah Ceren
Ruhi Kılıçkıran
Selçuk Duracık
Süleyman Özmen
Velican Oduncu
 


Ahmet Turan TİRYAKİ



Tarih: 20 Şubat 2007 Salı

HOYRATLAR


"Yaralandım yatmadım, yaram tımar etmedim
Çok niyetler tutmuştum hiç birine yetmedim"
Kerkük Türküsü


Nice zaman olmuştu, kendi bile farkında değildi. Güneş ne zaman başını uzatıp baksa, O da geçer penceresinin kenarına sevdiğinin yoldan geçişini beklerdi. Gün, onun simsiyah saçlarını okşar, gönlüne umut salar, biraz onla biraz bunla oyalar, öte taraftan sessizce çekip giderdi.

Çok geçip gitti böyle güneş, kömür karası saçları ak yazmasıyla bir renk olmuştu. Ne yapsındı! Elbet bir gün gelir diye kendisini avutmaktan başka ne çaresi vardı ki! Elbette yarın sabah olduğunda, yine güneşle beraber, geçecekti penceresinin kenarına. Sevdanın bıkıp usanması olur muymuş, hangi yıl bir sevdayı eskitmek kudretine sahipmiş. Hiç olacak iş mi?

Emel Fuat annesini öylece camdan dışarı, boşluğa bakar gördükçe derin bir üzüntüye kapılıyordu. Kendisi de kimselere belli etmeden gelen giden var mı diye baksa da artık umutları tükenmek üzereydi. Oysa işte şuracıkta, pencerenin kenarındaki sedirde uyuyup kalmış annesi, gecenin zifiri karanlığı da basmış olsa, ay ışığı düşen ak yazmasıyla hâlâ çok umutlu görünüyordu. Küçücük yüreğini bir sızı kapladı, henüz on iki yaşındaydı. Beklemenin ne demek olduğunu biliyordu, kavuşmanın ne demek olduğunu ise hayâl bile edemiyordu.


Yıktılar kalamızı sürdüler balamızı
Daha can boğazdayken çektiler salamızı
Kerkük Türküsü

14 Temmuz günü, Emel Fuat’ın annesi yine başında ak yazmasıyla pencere kenarına geçmiş, gelen giden var mı diye bakıyordu. Dışarıda bir gürültü koptu, kadıncağız daha ne olduğunu anlamadan silah sesleri birbirine karıştı. Gözünün önüne hemen oğulları Nihat’la Cihat gelmişti. Ana yüreği kaldırır mıydı başlarına bir iş gelse! Emel Fuat korkmuş, ağlamaya başlamıştı. Koşup annesinin kucağına sığındı. Çok sürmeden Nihat, Cihat ve eşi Fuat Muhtar eve geldiler. Diğer çocukları Azize, Semire ve Kubat da evdeydi.

Gelen haberlerden anlaşılmıştı ki Türkmen gazinosuna baskın yapılmış, Osman Hıdır Türk şehit edilmişti. Türkmenler karşı koyar diye de sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Fuat Muhtar, çocuklarının hepsini sağ salim evde görünce içi biraz olsun rahatladı ama sokakta dolaşanlar olduğunu görünce kötü şeylerin olacağını sezinlemişti. Aklına hemen Ata Hayrullah gelmişti.

Ata Hayrullah, evinde çocuklarını başucuna toplamış, hepsinden milli kıyafetlerini giymelerini istemişti. Kardeşi İhsan da onlarla beraberdi. Hep bir ağızdan Çırpınırdı Karadeniz’i söylerken kapı şiddetle vurulmaya başladı. Ata Hayrullah başına gelebilecekleri tahmin ediyordu. Gece karanlığı çökmüş, devrimin ilk yılı geride kalmıştı. Kapıya dayananlar daha da şiddetli vurmaya başlayınca, açtılar. Girenler hiçbir şey sorup etmeden hemen Ata Hayrullah’a “seni kumandan kışlada bekliyor” dediler. İhsan Hayrullah da onlarla beraber olmak üzere düştüler yola.

Kışlaya gittiklerinde, vakit kaybetmeden Ata Hayrullah’ı ve kardeşini bağladılar. İhsan Yarbay doktordu, kendilerini getirenleri, bağlayanları tanıyordu. Yıllarca onlara ilaç vermişti, hastalıklarını tedavi etmişti. Ya şimdi? Onlar ne yapacaktı bütün bunların karşılığı olarak?

Önce Ata Hayrullah’ın üstüne gittiler. Üzerinden milli kıyafetlerini yırtarak çıkarıp çeşitli işkenceler yapmaya başladılar. İhsan Yarbay, ağabeyine gözleri önünde yapılan bu işkenceden ziyadesiyle etkilenmiş, gözyaşları içerisinde sürekli dua ediyordu. İşkenceciler Ata Hayrullah’ın vücudundan bıçakla etlerini kesip etraftaki hayvanların önüne atıyor bir taraftan da “Hadi kim gelip kurtaracaksa sizi elimizden kurtarsın, Mustafa Kemal de öldü, sizi kimse kurtaramaz artık.” diye dalga geçiyorlardı. Ata Hayrullah canını teslim ettiğinde Yarbay İhsan’a da aynı işkenceleri yaparak şehit ettiler. Ata Hayrullah’la Yarbay İhsan’ın cansız vücutları arabaların arkasına bağlanmış vaziyette Kerkük sokaklarında gezip durdu. İşkenceciler bağırıyordu “Ata Hayrullah’ın etinin kilosu on filis (kuruş), alan var mı?”


Elinde yad elinde öt bülbül yad elinde
Bir diyar mezar olsun kalmasın yad elinde
Kerkük Türküsü

Emel Fuat, bütün gece rahat uyuyamadı. Dün gece Kerkük âdeta zulüme terkedilmişti. Küçücük yüreği hızlı hızlı atıyor, okuldaki arkadaşlarını, annesinin yıllarca beklediği kişileri, babasını, ağabeylerini düşünüyordu.
Kapı aniden kırıldı! Eli silahlı adamlar evin içine doluştular. Öğretmen olan Nihat ailesini korumak için atıldı öne, tutup götürmek istiyorlardı. Dün geceden beri ortalığı akıl almaz işkenceler ve cinayetlerle kana bulayanlar, Emel Fuat’ın evine de bir anda kara bir bulut gibi doluşmuştu işte. Fuat Muhtar, Nihat’ı silahlı adamların elinden alabilmek için çırpındı durdu. “Beni alın alacaksanız” diye ağlıyor, yalvarıyordu. Hanımını ve Fuat Muhtar’ı ihtiyarlıklarına bakmadan dövmeye başladılar. Nihat bir ara adamların elinden kurtulacak gibi oldu, babasını yediği dayaktan kurtarmak için can havliyle fırlamasıyla ciğerine kurşunun girmesi bir oldu. Ardından bir tane daha, bir tane daha.

Kurşunlar henüz durmamıştı ki Emel Fuat’ın feryadı göğü kapladı. Ağabeyinin üzerine kapanmış, gelen kurşunlardan onu korumaya çalışıyordu. On iki yaşındaki küçücük bedenine kurşunlar yağdığında çok fazla dayanamadı. Gecenin karanlığında saçları kızıl kanlara boyanmış, annesinin canı-ciğeri Emel Fuat cansız serilmişti yere. Annesinin yıllarca pencere kenarında oturup beklediği sevgili Türkiye’ye kavuşmanın ne demek olduğunu öğrenemeden…

Emel Fuat’tan hemen sonra bir diğer ağabeyi Cihat’ı da vurdular. Fuat Muhtar ve eşi dövülerek bayıltılmıştı. Adamlar, Nihat, Emel Fuat ve Cihat’ın cansız bedenlerini arabaların arkasına bağladılar. Emel Fuat, kızıla boyanmış saçları Kerkük sokaklarında, korkudan donup kalmış küçük gözlerinde annesinin umuduyla sabaha kadar dolaştı durdu.



“Can Kerkük canan Kerkük, her söze kanan Kerkük
Kalıptı yardan uzak, mum kimin yanan Kerkük”
Kerkük Türküsü


Bir gün önce başlayan olaylar, hızla artmış adeta bir katliama dönüşmüştü. Bir yıl önce, 1958’de olan Irak cumhuriyet devriminden sonra kısa da olsa güzel günler gören Türkmenler bir bir kırılıyordu. Kavurucu sıcağın yaktığı topraklar, kimsesiz cesetlere sahip çıkıyor, on yaşında, seksen yaşında demeden koynunda saklıyordu. Sanki günün birinde emanetçisi çıkıp gelecek de, “Bunlar senin yavruların, gelmeni hep dört gözle beklediler. Buyur emanetini” diyecekmiş gibi…

Emel Fuat’ın annesi pencere kenarında kaç gün, kaç gece daha bekledi bilinmez. Ondan sonra bir sevgiliyi bekler gibi Mustafa Kemal’in askerini bekleyen kaç umutlu yürek vardı o da bilinmez.

Kim bilir belki, kucağında on iki yaşında bir kız çocuğuyla hâlâ bekleyenler vardır…

(Emel’in aziz hatırasına hürmeten yazılmıştır. Ruhları şâd, mekanları cennet olsun.)



  
Ahmet Turan TİRYAKİ




Bu köşe yazısı 753 defa okundu. Toplam 891 kelime



YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ



[ Geri Dön: Ahmet Turan TİRYAKİ ] - [ Yazarlar Bölümü ]

   
   

    Köşe Yazarları

AY YILDIZ - Son Bölüm

TERÖRÜN YENİ ADI “DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ”

KUANTUM FİZİĞİ - YARATILIŞ VE ANATOMİMİZ 3

NEDEN VE NE ZAMAN BİRLİK ?

    Hesabınız
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 43
Dün: 38
Toplam Üye: 20,206
Son Üye: e_aydin647

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 161
Üye(ler): 18
Toplam: 179
    Anket
Yayınlarımız da aşağıdaki müzik türklerine yer verilsin mi ?

Arabesk
Fantezi
Türkçe Pop
Hepsi
Hiçbiri



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 2732
Yorum: 37
    AKP`nin İlkleri

    Günlük Ziyaretçi
Pazartesi3091
Salı3005
Çarşamba3031
Perşembe3315
Cuma3075
Cumartesi3333
Pazar3274
Toplam:5205639
En Çok:3678
    Destekleyenler
Aytwien.com

Kırşehirliler.net

Kielturkocagi.de

Mhpcanik.com

Reis66.net

Turklugundestani.com

Ulkucutavir.com

Sizin Siteniz
www.uchilal.net

Anti SPAM - SPAM Avcısı