Görmeyin, duymayın, bilmeyin
Olayları çarpıtıp nasıl gündemde tutacaklar. Elbette Hırsız- Polisçilik
oynayacaklar. Biri hırsız diğeri de polis olacak. Biri Kürt liderlerle görüşmem
diyecek, öbürüde geçmişte kırmızı pasaport verdiniz” diyecek.
Öte yandan; Yaşı doksana gelmiş işi bitmiş biride bülbül misali ötecek onun
ötüşünü de eli kalem tutan bölücü yazarlar ballandıra ballandıra köşelerine
taşıyacaklar. Sekiz sütuna manşet yapacaklar. Böylece Kürtlerin devletine yol
vermek için siyasi zemin hazırlanmış olacak.
Aslında bu tür konuları köşe yazısı yapmanın bir içtenliği de kalmadı.
Üniter devlet yapımızın sulandırıldığı, hukukun üstünlüğünün bittiği bir yerde
lafın yani sözün değerinin de bittiği bir gerçektir.
Bu gerçeklikten yola çıkarak demokrasi sandığına son bir kez daha sarılmamız
gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bu bölücülük oyununu demokrasi ile oynuyorlar. Cevabını da yine demokrasi
ile vermek gerekir. 4 Kasım 2007 tarihinde; Milliyetçi oylar haydi sandığa
demeli ve İktidar da bölücülere hizmet edenleri yargılamalı…
Peygamber efendimiz ne demiş; Düşmanın silahı ile silahlanınız. Eğer ki bu gün;
düşman görmüyorsa, duymuyorsa, bilmiyorsa; sizde görmeyin, duymayın bilmeyin.