
Tarih: 17 Haziran 2007 Pazar TÜRKEŞ BİR KEZ DAHA HAKLI ÇIKTI
Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber?
Necip Fazıl Kısakürek
Uchilal.net’in kurucularından sevgili dostum Levent İpek’in babasının vefatından
dolayı merhuma Allah’tan rahmet diler, başta Levent’e ve akrabalarına başsağlığı
dilerim.
Yukarıda, üstad’ın ifade buyurduğu gibi ölümün tüm güzellikleri ile insanlara
ait bir kavram olduğunu bilenlerden olmayı ve Hayırlı ölümler nasip etmesini
Cenab-ı Allah’tan dilerim.
***
Dünya Türklüğünün lideri Başbuğ Alparslan Türkeş aramızdan ayrılalı 10 yıl oldu.
4 Nisan 1997’de Ülkücüleri ve MHP’lileri ve tüm Türklük dünyasını öksüz bırakan
Başbuğ Alparslan Türkeş’i bir kez daha Rahmetle anıyoruz. Yattığı yer Cennet-i
Mekan olsun, toprağı bol olsun.
Türkeş bir kez daha haklı çıktı
Siyasetçi olunca ileriki zamanlarda neler olacağını, ülke insanını nasıl mutlu
edebileceğini hesap etmek gerekir. Bu hesabı iyi yapan liderlerden biride
Rahmetli Alparslan Türkeş’tir. 1990’ın başlarında yıkılan SSCB(Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliği-Komünist Rusya) nin yıkılacağını ve bağımsız kalacak olan
Türk Cumhuriyetlerini 30 yıl öncesinden bilmiş bir liderdi.
Bir diğer tespiti ise AB hakkındadır. 1973 yılında MHP’nin parti görüşlerini
aktardığı küçük kitapçıklarından birinde Başbuğ Türkeş o zaman ki adı ile Ortak
Pazar diye bilinen bugünkü AB hakkında çok çarpıcı tespitlerde bulunmuş ve
bugüne baktığımızda gelinen sonuç Türkeş’in görüşlerini doğruladığı ortaya
çıkıyor.
Türkeş aramızdan ayrılsa da görüşleri hala geçerliliğini koruyor. Ve daima
haklı çıkıyor!.. Çıkmasın isterdik ama elimizde değil.
Ben sadece ‘ahlaki erozyonu’ örnek vereyim. Bundan 34 yıl öncesinde Rahmetli
Türkeş AB’ye bu şartlarda girmemiz halinde ahlaki olarak çökeceğimizi ve
Türklüğün sıkıntı yaşayacağını görmüş kesinlikle girilmemesini istemiştir. İşte
o görüşleri:
“ORTAK PAZAR
Önümüzdeki yıllarda meseleyi milli hedefler doğrultusunda halledecek milliyetçi
bir meclis, kökü dışarıda olarak gayri milli güçlere boyun eğmeyecek bir icra
kadrosu ve şuurlu bir yönetici kadro devletin dümenini ele almadığı takdirde…Türkiye
sonu gelmez bir felaketin kucağına düşebilir, Türklerin hür olan tek devleti,
Türklerin tek kalesi olarak görülen Türkiye Devletinin inkırazı ile bütün
Türklük davasını kaybedebilir. Türkiye cehaletin değil, mazlum çehreli
ihanetin kurbanıdır. Ahlaki ve kültürel emperyalizmin açtığı yara, ekonominin
yediği darbe ölçülemeyecek kadar büyüktür. Bir neslin kendi hatalarını tabu
haline getirmek suretiyle yeni bir neslin elinde şaşmaz ve tartışılmaz doğru
gibi teslimi, cehalet değildir sade, milletin hayatına kasteden bir ihanettir
de.
Bugün, yabancıların iktisadi sosyal, kültürel ve siyasi baskıları altında
bocalayan Türk milleti, son yıllarda, mukadderatı ile yakından ilgili yeni bir
komplo ile karşı karşıya kalmıştır. Bu üzerinde büyük polemik yaratılan,
görünüşte iktisadi , fakat aslında hem iktisadi, hem içtimai ve hem de siyasi
sonuçlar doğuracak olan Ortak Pazar konusudur.
Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak, ekonomik organizasyonlara karşı değiliz.
Ancak milli ülkülere ters düşmeyen tek alternatifin kısa dönemde uygulamaya
kabiliyetli olmadığından Milliyetçi Hareket Partisi iktisadi amaçla kurulan
organizasyonların içtimai kültürel ve siyasi bütünleşme aracı olarak
kullanılmasına karşıdır.
TÜRK MİLLETİNİN GÖRÜŞÜNE BAŞVURULMALI
Muhterem kardeşlerim;
Bir millet çeşitli milletlerarası müesseselerle katılabilir, fakat her katılma
kararının milli menfaatler açısından iyice incelenmiş olması gerekir. Eğer
katılma kararı gelişen milletin ana gelişme stratejisi ile uyum halinde ise
müsbet karar verilir. Türkiye’yi bir diğer kültür camiasındaki milletlerle
aynı çatı altında birleştirme kararını verirken acele edilmemesi ve böylesine
mühim bir kararda Türk milletinin oyuna başvurmaları gerekirdi. Demokrasiye
inandıklarını beyan eden ve her sözün başında milletin iradesinden bahseden
siyasilerden beklediğimiz davranış bu idi.
HİÇ BİR ORTAK TARAFIMIZ YOK
Biz, ortak pazara katılma sebebi olarak gösterilen “Dış pazarları yitirme
endişesini” yerinde bulmuyoruz. Bu gerçekleri örtmek isteyenlerin bir
paravanasıdır. Çünkü Ortak Pazarın kuruluş gayesi Roma Antlaşmasında açıkça
belirtilmektedir. Ortak Pazar, Avrupa Devletleri arasında sadece iktisadi değil,
siyasi içtimai ve kültürel birleşmeyi de amaç edinmektedir.
Ortak Pazar çatısı altında bir araya gelerek ekonomik iş birliğini
gerçekleştiren ülkeler, diğer alanlarda da işbirliğine müsait, ekonomik-içtimai
yapılarında benzerliklere sahiptirler. Bir kere bu ülkelerin ekonomik gelişme
düzeyleri bakımından fark çok azdır. Ayrıca bu ülkelerin kendi içlerinde
kültürel yakınlıklar olduğu da bir gerçektir. Dil, din gibi kültürel
müesseselerde aralarında yakınlaşmayı kolaylaştıran yan etkilerdir. Türk Milleti
ile Avrupa Milletleri arasında ise, içtimai ve kültürel hiçbir ortak taraf
yoktur. Bizim içtimai ve kültür müesseselerimiz beceriksiz kabiliyetsiz
yöneticiler elinde ihmal edimleş geri bırakılmıştır. Onların ise içtimai
yapıları oturmuş, kültür müesseseleri geliştirilmiş ve kuvvetlendirilmiştir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak, bu şartlar altında Ortak Pazara girildiği
takdirde, Türk milletinin Hıristiyan batı kültürünün emperyalizmine terkedilmiş
olacağını söylüyoruz. Bu girişin en tehlikeli kültür emperyalizmine sebep
olacağını iddia ediyoruz. Biz Türk Milliyetçileri olarak Ortak Pazara karşı
çıkıyoruz.
Hele Ortak Pazarın temelde yatan esas hedefinin siyasi bütünleşme olduğu
bilindikten sonra farklı kültür mirasına sahip milletlere aynı bayrak altında
yaşamanın, Birleşik Avrupa Devleti içinde bir eyalet olmanın egemenliğimize
aykırı düşmesi bir yana, Türk Milletinin kuvvetli, güçlü, refah devleti olması
ülküsüne ters düştüğünü haykırıyoruz.
EKONOMİ DIŞA BAĞIMLI KALACAKTIR
Değerli Vatandaşlarım
Türk Milleti, batı emperyalizminin veya doğu emperyalizminin sömürgesi olmak
değil, çağdaş medeniyetinin en ön safhasına geçmiş, kuvvetli, kudretli, büyük
bir Türkiye kurmayı hedef olarak seçmiştir.
Ortak Pazara girişimizin içtimai, siyasi, kültürel sakıncaları yanında, iktisadi
bakımdan ortaya çıkaracağı neticeler Türk Ekonomisini dışa bağımlı yapacak
yöndedir. Ortak Pazara girişimizle mevcut sanayi tesisi.bilhassa stratejik
mamuller imal eden kamu iktisadı teşekküllerini veya sermaye payı yüksek sanayi
kollarıyla ancak geniş çapta üretimin tasarruf payı yüksek sanayi kollarıyla
ancak geniş çapta üretimin tasarruf sağladığı sanayi kolları zamanla tasfiye
olacaktır. Diğer yandan yeni sanayi yatırımları azalacak ve Türkiye’nin iktisadi
yatırımları azalacak ve Türkiye’nin iktisadi gelişme hızı düşecektir.
Şimdiye kadarki uygulamada bile Ortak Pazar Türkiye’ye bazı çevrelerin ümit
ettiği gibi faydalı olmamıştır. Mevcut antlaşmalarda, Ortak Pazar ülkeleri ve
Türkiye’nin farklı ekonomik bünyeye sahip olmalarına rağmen, tek taraflı olarak
birincilerin menfaatleri korunmaktadır. Sanayi de ilerlemiş Ortak Pazar
ülkelerinin ürünleri için karşılıklı gümrük indirimleri tatbik edilirken,
Türkiye’nin ihtisaslaşmış olduğu tarım ürünleri konusunda tedrici olarak tanınan
kontenjanlar hariç bir avantaj sağlanmamıştır. Tarım ülkesi olan ve iklimin öz
ürünlerini ihraz edecek halletme çabasında olan Türkiye’ye üretim miktarının
düşük ve hatta kendi kendine yeterli olmadığını sanayi konusunda mal mübadele
imkanı tanınıyor. Buna göre antlaşma ile Ortak Pazar ülkelerinin sanayi
ürünlerine Pazar temin edilirken, Türkiye’ye aldatmaca haklar tanınmaktadır.
Netice olarak Milliyetçi Hareket Ortak pazara, gerek siyasi, gerek içtimai ve
gerekse iktisadi bakımdan Türk Milletine kabul ettirilmek istenen yeni bir Sevr
antlaşmasın olduğu için karşıdır.
YÖNETİCİLER BİHABER
Büyük Türk Milleti!
Türkiye’nin Ortak Pazara sokulması hususundaki aceleci kara, hiç değilse
yöneticilerin, Türkiye’nin gelişme stratejisinden habersiz Türk’ün milli
mefkuresinden bihaber olduklarını gösteriyor, günlük ve kısa devreli
politikalarla hükümet ettiklerini gösteriyor. Milliyetçi Hareket her bakımdan,
milli kültürümüze, Türk İslam temel yapısına ve siyasi bağımsızlığımıza aykırı
düşen ortak pazara şiddetle karşıdır. Ortak Pazara girdikten bir müddet sonra,
Türkiye ile diğer Avrupa Devletleri arasındaki siyasi sınırlar da kaldırılmış
olacaktır. Bu suretle kurulacak olan Avrupa Birleşik Devletleri müşterek bir
parlamentoya, müşterek katılmış olan bütün memleketlerin meseleleri hakkında bu
parlamento ve bakanlar kurulu karar verecektir. Bu ne demektir? Devletimizin,
Avrupa Birleşik Devletlerinin bir vilayeti olması ve milletimizin idaresinin
resmen ve fiilen Hıristiyanların eline geçmesi demektir. Bu Türk Devletinin sonu
demektir; Milli sanayi kuruluşunun imkansızlaşması yanında, kendi istikbalimiz
ve siyasetimiz hakkında da kendimizin karar vermemesi demektir. Fiilen yok olmak
demektir. Bugün Ortadoğu da ve Kuzey Afrika da Uzak Şartta bir çok İslam
milletleri dünya üstünde bir kuvvet olabilmek, söz sahibi olabilmek için bizim
milletimize güvenmekte, bizim hür devletimizin öncülük ve liderlik etmesini bu
milletleri toplamasını beklemektedir. Bugün Dünya üstündeki milyonlarca Türk,
Sovyet Rus esaretindeki 60 milyon esir Türk tek ümit olarak son müstakil Türk
devletini, yani bizim devletimizi görmektedirler. Ortak Pazar içinde bu siyasi
birliğin gerçekleşmesi bütün bu ümitlerin ölümü demektir. Türkün istikbalini
karartan, mazlum aleyhine olmak Türk milleti için mukaddes bir vazifedir.
AVRUPA DEVLETLERİNİN YENİ BİR OYUNUDUR
Ortak Pazar, milliyetçi fikir akımları dolayısıyla, Asya ve Afrika’da sömürge ve
dominyonlarını kaybeden Avrupa devletlerini yeni bir oyunudur. Ortak Pazara
girmekle Türkiye, sanayileşmiş Avrupa Devletlerine hammadde kaynağı haline
getirilecek ve onların imal ettiği sanayi mamülleri için açık Pazar durumuna
düşürülecektir. Bu ise gelişme çabasında olan yerli sermayemizin çökmesi ve
memleketimizin “Avrupa Birleşik devletlerinin” bir sömürgesi haline gelmesi
demektir.
Elbette ki Milliyetçi Harekat böyle bir organizasyonun karşısında olacaktır.
Çünkü biçim açtığımız ekonomik savaş, milliyetçi çizgide müreffeh, kuvvetli
Türkiye’nin yaratılmasını sağlayacaktır. Milliyetçi ekonomik savaş emperyalist
sömürüye karşı, ülkenin ekonomik bağımsızlığının korunması amacını taşır.
Milliyetçi Harekat ülkücü kadrosuyla milletini yüceltme, dünya
emperyalistlerinin oyunlarını bertaraf etme, Büyük Türkiye’nin hazırlayıcısı
olma yolunda hizmet talep ediyor. Milliyetçi Harekat olarak, Türk insanına umut
telkin edici, kendine güven ve inanç verici, milli ülkümüzde birliğe ve
beraberliğe çağırıyoruz.
Milliyetçi Harekat, Türkün kendine dönüş hareketidir. Milliyetçi Hareket “Milli
Devlet, Güçlü iktidar” parolasını sunuyor.
ZAFER BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİN OLACAKTIR! “
Rüştü Aydın

Bu köşe yazısı 476 defa okundu. Toplam 1313 kelime
YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ
|