ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

  Sık kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası
    Bölümler

  Ana Sayfa

  Radyo 3 Hilal

  Duvar Kağıtları

  Başbuğ Yazıları

  Ülkücü Hareket

  Bir Şehit Adı Yaşat

  E-Kartlar

  Programlarımız

  Yazarlarımız

  Haber Arşivi

  Anketler

  Türkçe İsimler

  Türk Dünyası

  Tavsiye Et

  İletişim

  Radyo Ekleyin

  Künyemiz

    Resimler

 Başbuğ Resimleri

 Bozkurt Resimleri

 Asker Resimleri

    Ses / Görüntü

 Müzik / MP3 Dinle

 Başbuğ Görüntüler

 Ülkücü Hareket

 Klipler

 Osmanlı Padişahları

 Çizgi Filmler

 Filmler

 Belgeseller

 İslam Büyükleri

    Sanatçılarımız

 Ahmet Şafak

 Ahmet Yılmaz

 Ali Aksoy

 Ali Kınık

 Aşık Sefai

 Araz Elses

 Arif Nazım

 Atilla Yılmaz

 Aybüke Ayberk

 Başkal

 Cafer Altun

 Grup Gökçen

 Grup Ötüken

 İbrahim Dülger

 İbrahim Sadri

 F. Kaya Kuzucu

 Mahmut Polat

 Mustafa Yıldızdoğan

 Osman Öztunç

 Ozan Arif

 Ozan Nihat

 Serdarcan

 Yıldırım Gürses

 Yıldırım Yıldızdoğan

 Zafer İşleyen

    Dede Korkut

    Destanlar

    Yatan Asker
    Günün Duası

    Proje
Siz de bir şehidimizin adını yaşatmak ister misiniz ?
 
Ahmet Kerse
Cevdet Karakaş
Dündar Taşer
Dursun Önkuzu
Fikri Arıkan
Halil Esendağ
Mustafa Pehlivanoğlu
Nurullah Ceren
Ruhi Kılıçkıran
Selçuk Duracık
Süleyman Özmen
Velican Oduncu
 


Ahmet Turan TİRYAKİ



Tarih: 6 Haziran 2007 Çarşamba

BAŞBUĞUN UÇMAĞA VARIŞINI SÖYLER


 “Padişahın atlarının çayıra çıkışından” beş-on gün geçmişti. Şanlı Türk Beğlerinin ilinde bahar gelmiş, tabiat gülümsemeye başlamıştı. Türk Dünya Nizamı için vatan topraklarına düşen, coğrafyanın çizdiği haritaları kutlu bir davayla şerefyâb eden ulu komutanlar dünyamızı seyrediyordu.

Kök Türk soyunun ele-avuca sığmayan, ihtilalci delikanlısı Kür Şad atını çatlatırcasına koşturuyor ve belki de ömründe ilk defa sevinç gözyaşları döküyordu. Tanrı dağlarının zirvesindeki otağın önüne geldiğinde atından bir çırpıda indi. Sağ dizini toprağa koyup, muştuyu verdi.

Otağda söylenip, bütün dağ yamaçlarında yankılanan müjde savaşçıları heyecanlandırmıştı. Bütün Tanrı Dağları’nda, bilinmeyen bir yerde, sevinçten usunu yitirmiş bir bozkurdun çılgınca uluması duyuluyordu.

Tabiat çıldırmıştı. Toprak kaynıyor, uçmağın çiçekleri şanlı Türk’ü görmek arzusuyla başlarını uzatmağa çalışıyordu. Güneş ortalığı kavuracak kadar yaklaşmış, nehirler taşmıştı. Kayalar koptu, büyük gürültüler koptu, heyecandan uçmaktakilerin yüreği koptu... Kar ve yağmur taneleri de haberi alır-almaz kopup gelmişti. Seller oldu. Dağın eteklerinde çığlar düştü. Şimşekler sevinç naraları atıyor, düştükleri yerlerde alevlerle göz yaşı döküyordu.

Yiğit Alp Er Tunga sabırsızlanıyor, yolcunun bir an evvel gelmesini istiyordu. Otağın önünde, heyecandan bütün vücudu titriyordu. Nemli gözleri ufuklarda, sanki yüreğiyle zamanın bir ucundan çekiyordu.

Otağ giderek kalabalıklaşıyordu. Büyük Türk Beğleri gelecek yiğidin oturacağı yeri Kağan’ın sağ yanı olarak seçip bir ak keçe koydular. Otağa bir sessizlik çöktü. Sevinçten uluyan kurdun sesi hâlâ Tanrı Dağları’nda yankılanıyordu.

Nihayet beklenen yolcu uzakta göründü. Tabiatın ve Tanrı Dağları’nın dengeleri yine çalkalandı.

Al bir ata binen BAŞBUĞ, otağa doğru yaklaşmaktaydı. Başbuğ’u taşıyan at sanki kanatlanmış uçuyor, Tanrı Dağları’nın zirvesine yaklaştıkça at da Başbuğda gençleşiyordu.

Otağdakiler dışarı çıktı. Muhteşem bir kalabalık tek bir ağızdan “Tengri Kut” nidalarını haykırıyordu. Başbuğ Alparslan atından Türk’e yakışır bir çeviklikle atlayıp, Alp Er Tunga’nın önünde asırlardır hasret duyulan topraklara diz vurdu. Tarihin yiğit evlatları da Başbuğ Türkeş’in önünde...

Tanrı Dağları’ndaki bütün bozkurtlar yüksek yerlerde hilâle uzanmışlardı. Hilâl, bunca bozkurdun çığlıklarını duyunca yıllarca beklediği zamanın geldiğini anlayıp birden “üç” oluverdi. Kara yere düşen şimşeklerin kırmızı alevleri gökyüzünü kapladı. Milliyetçi Hareket’in bayrağı, Tanrı Dağları’nın semalarından Başbuğ Alparslan Türkeş’i selamladı.

Otağa geçtiler. Kür Şad, Başbuğuna ak keçeyi gösterdi. Oturdular. Aklı geldiği yerde kalan Başbuğ, diğer Başbuğlarla dünyamıza kulak verdi. Aynı anda büyük bir gürültü Tanrı Dağları’nı kapladı. Milyonlarca Türk hep bir ağızdan, güzel bir Türkçe’yle haykırıyordu:

“Allah’a, Vatan’a, Bayrağa, Silaha ve Kur’an’a yemin olsun. Şehitlerim, gazilerim emin olsun...”

Hepsinin gözleri dolu dolu olmuştu. Başbuğ Alparslan dünyadaki son sözlerinden birini bir kere daha söylemekten kendini alamadı: “ Siz neredeyseniz, Başbuğunuz orada”

08.04.1997

“TANRI DAĞLARI’NDA KURULTAY ÖZLEMİYLE ŞAD OLAN RUHLAR İÇİN LİLLAHİL FATİHA.....”


  
Ahmet Turan TİRYAKİ




Bu köşe yazısı 448 defa okundu. Toplam 386 kelime



YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ



[ Geri Dön: Ahmet Turan TİRYAKİ ] - [ Yazarlar Bölümü ]

   
   

    Köşe Yazarları

AY YILDIZ - Son Bölüm

TERÖRÜN YENİ ADI “DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ”

KUANTUM FİZİĞİ - YARATILIŞ VE ANATOMİMİZ 3

NEDEN VE NE ZAMAN BİRLİK ?

    Hesabınız
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 39
Dün: 38
Toplam Üye: 20,202
Son Üye: sercan_3794

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 216
Üye(ler): 25
Toplam: 241
    Anket
Yayınlarımız da aşağıdaki müzik türklerine yer verilsin mi ?

Arabesk
Fantezi
Türkçe Pop
Hepsi
Hiçbiri



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 2731
Yorum: 37
    AKP`nin İlkleri

    Günlük Ziyaretçi
Pazartesi3091
Salı3005
Çarşamba2779
Perşembe3315
Cuma3075
Cumartesi3333
Pazar3274
Toplam:5205387
En Çok:3678
    Destekleyenler
Aytwien.com

Kırşehirliler.net

Kielturkocagi.de

Mhpcanik.com

Reis66.net

Turklugundestani.com

Ulkucutavir.com

Sizin Siteniz
www.uchilal.net

Anti SPAM - SPAM Avcısı