
Tarih: 17 Haziran 2007 Pazar NEDEN 3 MAYIS, NEDEN BAYRAM
3 Mayıs 1944 tarihi, kendisinden sonraki yılları nasıl şekillendirdiği
dikkate alınırsa hayli önemli bir gündür. 3 Mayıs’ı ortaya çıkaran süreçle
ilgili malumat yeter derecede uzmanlar tarafından ortaya konulduğu için
olayların akışı bu yazının konusu değildir.
Bu günün sonraki yıllarda algılanışı üzerinde çok mühim iki ismin çelişkili
ifadelerine dikkat çekmek ve ilk bakışta çelişki gibi duran bu ifadelerin zihnî
arka planına ait tahminler yürütmek istiyorum.
Bildiğiniz gibi 3 Mayıs gününün en dikkat çekici ismi Hüseyin Nihal Atsız’dı.
Sabahattin Ali’yi açıktan ve çok sert eleştirerek sürecin başlamasını tetiklemiş
ve bütün mahkeme boyunca da dik duruşuyla abideleşmiştir.
Türkçülük – Turancılık davası ilk olarak 26 Nisan 1944’te başlamış, Sabahattin
Ali’nin Atsız Bey’den davacı olduğu için açılan mahkemenin ilk duruşmasında
Atsız Bey “Sabahattin Ali’den sorulsun, hıyanetini ispat edelim mi? Buna razı
mı?” diye sormuştur. Sabahattin Ali’nin sessiz kalması sonucu mahkeme 3 Mayıs
1944 tarihine ertelenmiştir.
3 Mayıs 1944 tarihinde mahkemenin dışında binlerce Türkçü genç yürümüş ve kolluk
kuvvetlerinin şiddetli mukavemeti ile karşı karşıya kalmıştır.
Bu kısa bilgiden sonra Atsız Bey’e kulak verelim:
“Türkçülükte ilk hareketi 3 Mayıs 1944 Çarşamba günü, Ankara’daki birkaç bin
meçhul Türk genci yaptı. Bu bakımdan Türkçülük tarihinde onların hususi bir
şerefi vardır.
Bundan sonra 3 Mayıs Türkçülerin günüdür. Ona bir bayram diyemiyeceğiz. Çünkü
yıllarla süren büyük ızdırabımız o gün başlamıştır. Ona bir matem demek de kabil
değildir. Çünkü bunca sıkıntıların arasında bize büyük bir imtihan vermek,
yürekliyle yüreksizi er meydanında denemek, yahşı ile yamanı ayırmak fırsatını
vermiştir. O güne kadar tehlikelerden gafil bir çocuk toyluğu ile yürüyen
Türkçülük 3 Mayıs’ta gafletten ayrılmış, maskelerin arkasındaki iğrenç yüzleri
görmüş, can düşmanlarını tanımış, dost sandığı hainleri ayırt etmiş, hayalin
yumuşak bulutlarından gerçeğin sert topraklarına düşmüştür. Böyle sağlam bir
sonuca varmak için çekilen bunca sıkıntılar boşa gitmiş sayılmaz. Bundan dolayı
biz 3 Mayıs’a Türkçülerin günü deyip çıkıyoruz.” (İlk olarak Kür Şad
Dergisi’nde, 1946 yılında, ikinci sayıda, daha sonra ise Orkun Dergisi’nde, 1962
yılında, üçüncü - dördüncü sayıda yayınlanmıştır.)
Görüldüğü gibi Atsız Bey, kendisinin Sabahattin Ali’ye karşı vatan haini
ithamını, dava açılmasını, 26 Nisan’daki mahkemeyi önemsememekte, Türkçülük
şuurunun bir “aydın hareketi olmaktan çıkıp halka ve özellikle gençlere mâl
olmasını”, ileride hatırlanacak bir olay olarak değerlendirmektedir. Burada asıl
olan Atsız Bey’in yargılanması olsaydı, bugün 26 Nisan tarihini takvimlerimizde
işaretlemiş olacaktık. Atsız Bey’e göre altı çizilmesi gereken Türk gençliğinin
bu davaya sahip çıktığı gündür. Bu bakımdan 3 Mayıs tarihi tekrar
değerlendirilmeli ve bu bakış açısıyla gözden geçirilmelidir.
Daha sonraki yıllarda, Türkçülük-Turancılık davalarında piyade üsteğmen iken
yargılanan Rahmetli Alparslan Türkeş 3 Mayıs için “Bayram” ifadesini
kullanmıştır:
“3 Mayıs, Türk Milliyetçilerinin bayramıdır. 3 Mayıs, bundan otuz iki yıl önce
idealist ve vatanperver bir grubun, o devrin dikta rejimine karşı başlattığı
kutsal gayeli bir hareketin ilk adımıdır.” (Alparslan Türkeş, 30 Nisan 1976,
Milliyet Gazetesi)
1944’ten hemen iki yıl sonra taptaze hatıralarla 3 Mayıs’ı yazan Atsız Bey bu
gün için bayram diyemezken, davadan otuz iki sene sonra Türkeş Bey bu günü
bayram olarak ilan etmiştir.
Takvimler 16 Aralık 1986’yı gösterdiğinde Kazakistan’ın o zamanki başkenti
Almatı’da dünya tarihini etkileyecek olaylar yaşanmıştı. Kazakistan’ın başına
bir Rus’un başbakan olarak atanması üzerine Almatı’daki Türk gençliği buna isyan
etmiş ve olaylar çıkmıştı. Almatı tam 2 ay süreyle yasak şehir ilan edilmiş,
birçok Kazak genci öldürülmüştü. Ancak başlayan bu isyan bütün Sovyet
coğrafyasına yayılmış, Sovyetlerin dağılma sürecini başlatan glastnost ve
perestroyka tartışılmaya başlamıştı. Neticesinde Sovyetler Birliği kendi kendini
dağıttı ve Türk Cumhuriyetleri bağımsızlıklarına kavuştular. 16 Aralık 1986’da
başlayan olaylar Jeltoksan Olayları olarak tarihe geçti.
Bugün Kazakistan Jeltoksan’ı bir bayram olarak kutluyor. Rus tanklarının
Almatı’da yaptığı vahşet, hürriyet yolunda verilmesi gereken diyet olarak
görülüyor ve Kazak halkı bu diyeti ödemenin gerekliliğinin idrakinde. Böyle bir
diyet ödenmesi gerektiğinde bunu ödeyebilmiş olmanın da gururunu yaşıyor.
Şüphesiz ki Jeltoksan Olayları hatıraları taze iken bayram olarak kutlanamadı.
Üzerinden uzun yıllar geçti, yaşanılan olayın sonuçları Kazak halkına ve tüm
Türk Milleti’ne güzel günler olarak yansıdı.
Rahmetli Başbuğumuz da 3 Mayıs günü üzerindeki tasarrufunu, bu düşünce ve
hislerle kullanmış olmalıdır.
3 Mayıs neresinden bakılırsa bakılsın buruk bir bayramdır. Bu günü yaşarken
Atsız Bey ve arkadaşlarını daha iyi anlamaya çalışmak, verilen mücadelenin
bugünkü ortağı olmaya gayret etmek en büyük vazifemiz olsa gerektir.
Türkçülüğün aydın hareketi olmaktan çıkıp halkın fikri olduğu gün 26 Nisan
değil, 3 Mayıs olduğu için, gün 3 Mayıs’tır; bu gün Türk milletine aydınlık bir
çağ açtığı için de acı hatıralarına rağmen kutlu bir gündür ve bayramdır.
Yaşasın Türkçülük mücadelemiz.
Ahmet Turan Tiryaki
3 Mayıs 2007
Ahmet Turan TİRYAKİ

Bu köşe yazısı 514 defa okundu. Toplam 706 kelime
YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ
|