ALDATILDIK EY HALKIM!.. UNUTMA BİZİ Gönderen: Misafir Tarih: 2007-12-27 02:19:39 Puanım:    
Kıymetli Rüştü Bey,
Tahliliniz çok isabetli. Maalesef siyasi kararlarımızı kendi hür irademizle verdiğimizi sanıyoruz -karar aşamasına gelinceye kadar, farkında olmadan gizli, açık Türk ve Türkiye düşmanları güçler ve onların içerideki işbirlikçileri tarafından hep yönlendiriliyoruz. Bunu, ta ki yanıldığımızı, aldatıldığımızı farkedinceye kadar anlayamıyoruz. Anladığımızda da iş işten geçmiş oluyor.
1995 seçimleri sonrasında kurulan T. Çiller - N. Erbakan Hükumeti, Erbakan’ ın
28 Şubat 1997 kararlarını adeta zorlaması yüzünden; Meclisi ’99 seçimlerine götürememiş; akabinde M.Yılmaz’ a 55. Hükümet -Anasol Hükümeti (30 Haziran 1997 - 11 Ocak 1999)- kurdurtulmuştu. Bu hükumeti, o zamanlar MHP dışarıdan desteklemişti. Ve içimize sindiremediğimiz bir çok icraata imza atmış, katkıda bulunmuştu. Bu şekilde MHP’ den soğumuştuk (kendi adıma söylüyorum, ama biliyorum bir çok kimse de öyle düşünmüştü).
Sonra geldik 18 Nisan 1999 seçimlerine… Bu seçim öncesi; MHP’ nin seçim sonrası kurulacak koalisyonun 3. ayağı olacağı söylentileri çıkmıştı. Ben şahsen, bu söylentilere kadar tercihimi MHP’ sinden yana kullanmayı düşünüyordum. Fakat, bu duyum, kararımı değiştirmemi etkilemişti. Ve ben, „biz bu hükumetten kurtulmak isterken, MHP ise bunlara 3. ayak olmak istiyormuş, buna kesinlikle evet diyemem“ demiş, tercihimi ne MHP ne de bu diğer Partiler’ den biri için kullanmıştım. M. Yılmaz Hükumeti’ nin millî iradeyi yansıtmamasının yanında (çünkü; teamül gereği hükumeti kurma görevinin o zamanlar T. Çiller’ e verilmesi gerekiyordu); içerlediğim diğer konuların başında; Aydın Doğan’ ın kendisini (Türkiye Cumhuriyet’ i Devleti’ nin müstakbel Başbakanını) evinin kapısında pijamasını giymiş bir şekilde karşılaması geliyordu. Bunu bir Türk olarak hiç bir zaman içime sindiremedim (Mesut Yılmaz’ ı tercih eder veya etmem, o ayrı)
Sonra ne oldu? MHP güdümlü koalisyonun değil 3. ayağı, hatta 2. ortağı olmuştu ve sizin de yazdığınız gibi, bu koalisyonda iyice yıpranmış (yıpratılmıştı).
Sonra piyasaya RTE’ nin AKP’ si çıktı. Bu kişiye Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde, o zamanlar Istanbul’ da ikâmet eden ve N. Sözen yönetiminden çekmiş diğer bir çok Istanbullu gibi oy vermiş birisiyim. Çünkü; „Emin Eller, biz farklıyız!“ gibi söylemler ile gerçekten insanları adeta büyülemişti ve hesapta da temiz çalışıyorlarmış; kendi keselerini doldurmuyorlarmış gibi bir izlenim yaratmışlardı. Siyasetten hiçbir zaman kişisel bir menfaati ve beklentisi olmayan, sadece ülkemin bekasını, mutluluğunu, refahını ve güçlü olmasını arzulayan biri olarak; yerel seçimlerde oy verdiğim gibi; maalesef 3 Kasım 2002 seçimlerinde bu kişiye ve Partisine oy verdim. Ancak; çok geçmeden (daha 2003’ ün ilk 3 ayında ne mal olduğunu ve olduklarını anladım)
O kadar safmışım ki; üstelik Belediye başkanı iken okuduğu şiir yüzünden, 10 ay (yanılmıyorsam, fiilen 4 ay 16 gün yattı) hapis cezasına çarptırıldığında, kendisine haksızlık yapıldığina inanmıştım; üzerinde „Bu şarkı burada bitmez“ yazılı posterini kapmış, arabamın arka camına yapıştırmış, inanın hüngür hüngür ağlayarak soluğu Fatih Meydan’ ında ki Veda Mitingi’ nde almıştım. Meğer bir yılanmış!
Şu an geldiğim noktada; duygularımı anlatmak açısından, keşke „assalardı“ diye düşünüyorum. Bir insan elbette ki, şiir okumaktan asılmaz. Sadece duygularımı anlatmak babında söylüyorum. Çünkü; duygularım sömürüldü. Bu benim için hırsızlık ve katillik gibi bir şey. Neticede, A. Menderes „köpek“, „bebek davası“ndan asılmadı mı?
Darağacına giderken bile son cümlesi „…Vatanı ve milleti Allah refah içinde bıraksın“ olan bir Başbakan…
Bugün, farklı düşünüyorum. Fakat, ne yazık ki, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde seçmenin % 47’ si ”mağduriyet” edebiyatının kurbanı olmuş, tepki oyu ve „alternatif siyasî Parti“ göremeyip, yine bunlara vermiştir. Ben bu sefer dışarıda olmam sebebiyle oy kullanamadım. Kullansa idim, söylememe gerek yok, vereceğim Parti bellidir. . Keşke % 47 bunların ne mal olduğunu görse!
|