ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

  Sık kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası
    Bölümler

  Ana Sayfa

  Duvar Kağıtları

  Başbuğ Yazıları

  Ülkücü Hareket

  Bir Şehit Adı Yaşat

  E-Kartlar

  Programlarımız

  Yazarlarımız

  Haber Arşivi

  Anketler

  Türkçe İsimler

  Türk Dünyası

  Tavsiye Et

  İletişim

  Radyo Ekleyin

  Yayın Akışımız

  Künyemiz

    Resimler

 Başbuğ Resimleri

 Bozkurt Resimleri

 Asker Resimleri

    Ses / Görüntü

 Müzik / MP3 Dinle

 Başbuğ Görüntüler

 Ülkücü Hareket

 Klipler

 Osmanlı Padişahları

 Çizgi Filmler

 Filmler

 Belgeseller

 İslam Büyükleri

    Sanatçılarımız

 Ahmet Şafak

 Ahmet Yılmaz

 Ali Aksoy

 Ali Kınık

 Aşık Sefai

 Araz Elses

 Arif Nazım

 Atilla Yılmaz

 Aybüke Ayberk

 Başkal

 Cafer Altun

 Grup Gökçen

 Grup Ötüken

 İbrahim Dülger

 İbrahim Sadri

 F. Kaya Kuzucu

 Mahmut Polat

 Mustafa Yıldızdoğan

 Osman Öztunç

 Ozan Arif

 Ozan Nihat

 Serdarcan

 Yıldırım Gürses

 Yıldırım Yıldızdoğan

 Zafer İşleyen

    Dede Korkut

    Destanlar

    Yatan Asker
    Günün Duası

    Proje
Siz de bir şehidimizin adını yaşatmak ister misiniz ?
 
Ahmet Kerse
Cevdet Karakaş
Dündar Taşer
Dursun Önkuzu
Fikri Arıkan
Halil Esendağ
Mustafa Pehlivanoğlu
Nurullah Ceren
Ruhi Kılıçkıran
Selçuk Duracık
Süleyman Özmen
Velican Oduncu
 


Rüştü Aydın



Tarih: 28 Kasım 2007 Çarşamba

ALDATILDIK EY HALKIM!.. UNUTMA BİZİ


Türkiye’de yaşayan yetmiş milyon Türk’ün birbirini kıran kırana savaşacağı günlerin hayali ile yanıp tutuşan; AB ülkeleri  ABD  ve Siyonist düşünce sahibi iş adamları ve de bunların yerli işbirlikçileri, bir türlü istedikleri savaşın gerçekleşmemesi üzerine saçlarını başlarını yolmaktalar.
“Bu Türkler nasıl bir millet ki hala yıkamadık”  demektedirler.
Bir dönemin solcu diye tabir edilen Türk gençleri yukarıdaki mısraları yüksek sesle türkü olarak söylerken, karşılarında ise yine Türkçü ve Milliyetçi olan gençler de bu türküyü söyleyenlerle kavga ediyorlardı.
Şimdi işi tersine çevirdiler.
O dönemde Türkçü ve Milliyetçi olan ülkücüler “Komünistler Moskava’ya” diyerek Komünist Sovyet Rusya’nın ülkemizi işgal etme  düşüncesine geçit vermezken , Amerika’ya ise hep sessiz kaldı. Sesini çıkaranlar ise: “Aldatıldık ey halkım unutma bizi; Vurulduk ey halkım unutma bizi;… Amerika Katil Katil!..” diyen solculardı.
Bu iki (Sağ-sol) milliyetçi gençliğin arasına para, yani kapitalizm girince bakın neler oldu.

a-MİLLİYETÇİLER (sağcılar)

“Komünistler Moskova’ya” sloganı atanların bir çoğu 12 Eylül 1980 Askeri darbesi ile ezildiler, yok oldular adeta buhranlı bir hayat sürmeye başladılar. Yönetim kadrosu ise çil yavrusu gibi dağılarak dönemin karmaşık partilerinde kendilerine yer buldular, siyaset yaptılar. Az bir bölümü ise kendi geçmişine uygun slogan üreten parti ile yola devam etti.

b-KOMÜNİSTLER

“Faşistlere ölüm” sloganı atan devrimci gençler de 12 Eylül 1980 Askeri darbesi ile ezildiler, yok oldular ve şekil değiştirdiler. Bunların ileri uçtaki azılı olanları yine birkaç partide birleştiler… eli kalem tutanlar ise Ulusal ve Yerel Medya yönetimlerini ele geçirerek basın mesleğini seçtiler. Halen kimisi Tv’lerde ünlü yorumcu, haber programcısı, kimisi ulusal gazetelerin ünlü köşe yazarları oldular… Öyle de olması uygundu çünkü Anadolu topraklarının bölünmesi ile görevliydiler.

Masum olarak partilerinde yöneticilik yapanlar, üye olanlar ise bir müddet sonra Karaoğlan’ın kurduğu (Bülent Ecevit’in)  ile birleşerek yola devam ettiler.

SAĞCILARLA SOLCULAR HÜKÜMET KURDU

1980 Askeri darbesi öyle bir darbe oldu ki o gün anlaşılamayan bir çok konu bugün daha net olarak açıklık kazandı.
En bariz örneği ise askeri darbeleri bile Türk’ün iradesinin ortaya koymadığı gerçeğidir. Amerika Birleşik Devletlerinin binlerce ajanı tarafından abluka altına alınan ülke ekonomisini yöneten iş adamları ile siyasi iradeyi ortaya koyan  siyasetçileri sayesinde askerin başı  darbe yapmıştır. Kenan Evren’in meşhur sözü “Darbenin olgunlaşmasını bekledik” sözü ve ABD Dışişleri Bakanı’nın “Bizim çocuklar darbe yaptı” sözü daha sıcaklığını koruyor. Demek ki Türkiye’yi  Türkler yönetmiyor. Bu gerçeği 1983-1994 ANAP döneminde gördük. 1984 Eruh katliamı ile başlayan terör, bugün bölünmenin ucuna getirilmiştir. Demek ki taşıyıcı hükümetlerin kurulmasındaki gaye açığa çıktı.  Terör seviye alarak taşınma işlemi gerçekleştirildi. Kimin sayesinde demiyorum. Ben diyorum ki ABD.  Siz deyin Avrupa Birliği benim için hiç fark etmez isterse Yahudiler olsun. Ama bu yapılan ihaneti görmezden gelen Türk insanı ne zaman uyanacak beni ilgilendiren konu budur.
Uyandığında sayısı önemli değil isterse 500 bin kişi olsun.  Yer yerinden oynayacaktır. Çünkü Türk’ün iman gücüne hiçbir güç dayanamaz.

HANİ BUNLAR TERÖRİSTTİ?

Asıl konumuz Sağcılarla-solcuların ortak hareketi idi. Dağılan komünist ve faşist kişiler?! 1983 ten sonra aynı apartmanın yan yana dairelerini paylaştılar. Komşu olarak çok iyi geçinmeye başladılar. Bir baktık Devlet dairelerinin memur masalarında bir birlerine kurşun sıkan yada bıçaklayanlar yan yana memurluk hizmeti veriyor, fabrikalarında aynı düğmeye basıyorlar, aynı makineyi nöbetleşe çalıştırıyorlar… Evet bu yaşandı ve devam ediyor. 1980 öncesinde birbirlerini gördükleri anda boğazlayanlar şimdi dost oldular arkadaşça geçiniyorlar. Hani bunlar teröristti?!
Evet nereye geldi bunun sonu ANAP bitince aynı hükümette yer almaya geldi.
1983’ten 1999 yılına kadar aldatılarak, kandırılarak (AB devlet politikası denilerek) yönetilen Türk insanı bir kez daha aldatılmak üzere 1999 seçimlerine gitti. Bu seçimlerde Sağcılar (Milliyetçiler MHP)  ile Solcular (Rahmetli Ecevit’in solu DSP) yani 1980 ihtilaline konu olanların galibiyeti ile sona erdi ve DSP+MHP+ANAP hükümet kurdu… 
Olan olmuştu artık
Bazı Medya gurupları her zamanki gibi bölücülük hizmetinin başrollerinde oyun oynayan azılı solcuların silahşor kalemleri ile feryadı kopardı. Ecevit ile Bahçeli hükümet kurarsa ne olur demeye? Yani illa ki toplumu kamplara bölecekler di.  Bunların hükümeti ile AB ye girilmez… AB devlet politikası, uyum yasaları çıkmazsa Türkiye yok olur… Apo asılırsa tüm destekler çekilir… gibisinden uydurma ve aldatılmaya kandırılmaya yönelik düşünceleri pompalayıp durdular… Netice de aldılar elbette. APO’yu asma sözü veren MHP asamadı. ABD’nin ve AB’nin isteklerini yerine getiremeyen DSP ise karpuz bölünür gibi çat diye ortadan ikiye ayrıldı… Al sana 3,5 yıllık sağ-sol ittifakı hükümetinin sonu… erken seçim ve MHP baraja takılırken, DSP yüzde 1 oy alarak hezimete uğradı… ANAP silindi gitti…

VE ALDATIP KANDIRAN BAŞROL OYUNCULARI SAHNEDE

Henüz birkaç aylık parti AKP ve onun başına getirilen şiir cezalısı hapis yatan Recep Tayyip Erdoğan.
Bu dönemde Türk Milleti,  bir kez daha ve çok ciddi bir şekilde iç sarsıntı yaşamaya doğru yelkenlerini açmaya başladı.
Türk’ün kara kaşını görmek istemeyen  Avrupalı üç yüz küsür sene “Türkler geliyor diye bağırmak” için nöbet tutarken, ülkemize başbakan bile olmayan Recep Tayyip  Erdoğan beyefendiye bütün dünya ülkeleri kucak açmış, ayaklarının altına kırmızı halılar sererek karşılamış ve Türkleri kabul etmişler, gösterisinde bulundular.
Neden?
Tek bir sebebi var: Türk yurdunu darmadağın etmek için! Bir insanı- yada topluluğu- yok etmek için onu önce yüceltirsin(Diğer hasımlara korku verirsin)  sonra diğer güçler ile bir araya gelir yok edersin. ABD’nin yaptığı budur. İkiz kuleleri kendisi yıktı. (Terörü güçlü göstermek için; Halbuki Bin Ladin de kendi beslediği terör elemanıdır.) Terörü yok etmek için.  Türkiye AKP’sine sonsuz destek verdi, Türkleri yok etmek için. Mantık budur. Zaten 2002-2007 Ülkemizin yönetilen yıllarına bakarsanız; dış destekli , bölücülerle kol kola gezen ve hem dinden hem terörden, hem de iş dünyasından beslenen partinin AKP olduğunu gayet iyi görebilirsiniz. Tarih kayıtları yalan söylemez.

BÖLÜCÜLERİN KABUSU TÜRK  MİLLİYETÇİLİĞİDİR

Neticede 1983 yılından  bu güne kadar aldatılarak, kandırılarak yönetilmeye devam ediyoruz.
Onun için Müslüman bir kez aldanır. İkinci kez aldanmaz sözünü yerine getirmek için madem ki demokrasi oyunu ile bu işi yapacağız o zaman oylarınızı Milliyetçi Hareket Partisi etrafında çoğaltmaya devam etmeliyiz. Çünkü Emperyalizmin tek  korkusu milliyetçiliktir. Öyle ki Atatürk’ün veciz sözleri ile yola çıkan Türk Milliyetçileri, bölücüler  için kabustur. Kabus olmaya da devam edecektir.


  
Rüştü Aydın




Bu köşe yazısı 512 defa okundu. Toplam 922 kelime



YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ



[ Geri Dön: Rüştü Aydın ] - [ Yazarlar Bölümü ]

yorum
ALDATILDIK EY HALKIM!.. UNUTMA BİZİ
Gönderen: Misafir Tarih: 2007-12-27 02:19:39
Puanım:


Kıymetli Rüştü Bey,

Tahliliniz çok isabetli. Maalesef siyasi kararlarımızı kendi hür irademizle verdiğimizi sanıyoruz -karar aşamasına gelinceye kadar, farkında olmadan gizli, açık Türk ve Türkiye düşmanları güçler ve onların içerideki işbirlikçileri tarafından hep yönlendiriliyoruz. Bunu, ta ki yanıldığımızı, aldatıldığımızı farkedinceye kadar anlayamıyoruz. Anladığımızda da iş işten geçmiş oluyor.

1995 seçimleri sonrasında kurulan T. Çiller - N. Erbakan Hükumeti, Erbakan’ ın
28 Şubat 1997 kararlarını adeta zorlaması yüzünden; Meclisi ’99 seçimlerine götürememiş; akabinde M.Yılmaz’ a 55. Hükümet -Anasol Hükümeti (30 Haziran 1997 - 11 Ocak 1999)- kurdurtulmuştu. Bu hükumeti, o zamanlar MHP dışarıdan desteklemişti. Ve içimize sindiremediğimiz bir çok icraata imza atmış, katkıda bulunmuştu. Bu şekilde MHP’ den soğumuştuk (kendi adıma söylüyorum, ama biliyorum bir çok kimse de öyle düşünmüştü).

Sonra geldik 18 Nisan 1999 seçimlerine… Bu seçim öncesi; MHP’ nin seçim sonrası kurulacak koalisyonun 3. ayağı olacağı söylentileri çıkmıştı. Ben şahsen, bu söylentilere kadar tercihimi MHP’ sinden yana kullanmayı düşünüyordum. Fakat, bu duyum, kararımı değiştirmemi etkilemişti. Ve ben, „biz bu hükumetten kurtulmak isterken, MHP ise bunlara 3. ayak olmak istiyormuş, buna kesinlikle evet diyemem“ demiş, tercihimi ne MHP ne de bu diğer Partiler’ den biri için kullanmıştım. M. Yılmaz Hükumeti’ nin millî iradeyi yansıtmamasının yanında (çünkü; teamül gereği hükumeti kurma görevinin o zamanlar T. Çiller’ e verilmesi gerekiyordu); içerlediğim diğer konuların başında; Aydın Doğan’ ın kendisini (Türkiye Cumhuriyet’ i Devleti’ nin müstakbel Başbakanını) evinin kapısında pijamasını giymiş bir şekilde karşılaması geliyordu. Bunu bir Türk olarak hiç bir zaman içime sindiremedim (Mesut Yılmaz’ ı tercih eder veya etmem, o ayrı)

Sonra ne oldu? MHP güdümlü koalisyonun değil 3. ayağı, hatta 2. ortağı olmuştu ve sizin de yazdığınız gibi, bu koalisyonda iyice yıpranmış (yıpratılmıştı).

Sonra piyasaya RTE’ nin AKP’ si çıktı. Bu kişiye Istanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde, o zamanlar Istanbul’ da ikâmet eden ve N. Sözen yönetiminden çekmiş diğer bir çok Istanbullu gibi oy vermiş birisiyim. Çünkü; „Emin Eller, biz farklıyız!“ gibi söylemler ile gerçekten insanları adeta büyülemişti ve hesapta da temiz çalışıyorlarmış; kendi keselerini doldurmuyorlarmış gibi bir izlenim yaratmışlardı. Siyasetten hiçbir zaman kişisel bir menfaati ve beklentisi olmayan, sadece ülkemin bekasını, mutluluğunu, refahını ve güçlü olmasını arzulayan biri olarak; yerel seçimlerde oy verdiğim gibi; maalesef 3 Kasım 2002 seçimlerinde bu kişiye ve Partisine oy verdim. Ancak; çok geçmeden (daha 2003’ ün ilk 3 ayında ne mal olduğunu ve olduklarını anladım)

O kadar safmışım ki; üstelik Belediye başkanı iken okuduğu şiir yüzünden, 10 ay (yanılmıyorsam, fiilen 4 ay 16 gün yattı) hapis cezasına çarptırıldığında, kendisine haksızlık yapıldığina inanmıştım; üzerinde „Bu şarkı burada bitmez“ yazılı posterini kapmış, arabamın arka camına yapıştırmış, inanın hüngür hüngür ağlayarak soluğu Fatih Meydan’ ında ki Veda Mitingi’ nde almıştım. Meğer bir yılanmış!

Şu an geldiğim noktada; duygularımı anlatmak açısından, keşke „assalardı“ diye düşünüyorum. Bir insan elbette ki, şiir okumaktan asılmaz. Sadece duygularımı anlatmak babında söylüyorum. Çünkü; duygularım sömürüldü. Bu benim için hırsızlık ve katillik gibi bir şey. Neticede, A. Menderes „köpek“, „bebek davası“ndan asılmadı mı?

Darağacına giderken bile son cümlesi „…Vatanı ve milleti Allah refah içinde bıraksın“ olan bir Başbakan…

Bugün, farklı düşünüyorum. Fakat, ne yazık ki, 22 Temmuz 2007 seçimlerinde seçmenin % 47’ si ”mağduriyet” edebiyatının kurbanı olmuş, tepki oyu ve „alternatif siyasî Parti“ göremeyip, yine bunlara vermiştir. Ben bu sefer dışarıda olmam sebebiyle oy kullanamadım. Kullansa idim, söylememe gerek yok, vereceğim Parti bellidir. . Keşke % 47 bunların ne mal olduğunu görse!

   
   

    Köşe Yazarları

AY YILDIZ - Son Bölüm

AB VE TÜRK AİLE YAPISI

KUANTUM FİZİĞİ - YARATILIŞ VE ANATOMİMİZ 3

SEÇİM, ÜLKÜCÜ HAREKET VE PARADİGMA

    Hesabınız
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 5
Dün: 18
Toplam Üye: 18,670
Son Üye: ilayy

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 23
Üye(ler): 3
Toplam: 26
    Anket
Yayınlarımız da aşağıdaki müzik türklerine yer verilsin mi ?

Arabesk
Fantezi
Türkçe Pop
Hepsi
Hiçbiri



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 1232
Yorum: 20
    AKP`nin İlkleri

    Günlük Ziyaretçi
Pazartesi2575
Salı2850
Çarşamba2938
Perşembe2712
Cuma194
Cumartesi3155
Pazar3123
Toplam:5065750
En Çok:3678
    Destekleyenler
Aytwien.com

Kırşehirliler.net

Karadenizfirtinasi.de

Mhpcanik.com

Reis66.net

Ulkucutavir.com

Sizin Siteniz
www.uchilal.net

Anti SPAM - SPAM Avcısı