
Tarih: 25 Şubat 2008 Pazartesi KÜRESEL GÜVENLİK VE ABD
Küresel güvenlik için medeniyetler
ittifakı toplantısı yapıldı. Türkiye Başbakanı’da bu toplantıya katıldı.
Neden katıldı, toplantı sonrası ülkemizde gelişen ve değişen bir çok konular
için niçin düğmeye basıldı. Almanya’da neden Türk evleri ve Türkler
yakılıyor? Bu soruların cevabı başörtüsü sorunu çözümü ile terör örgütünün
tasfiye edilmesinde yatıyor. Gelişmelere bir bakalım.
1960 lı yıllarda Almanya’nın talebi
üzerine işçi olarak Almanya’ya giden binlerce Türkiye vatandaşı olan
Türkler’in sayısı bugün milyonlara ulaştı. Türkler, Almanya’da demokratik
haklarına kavuşan azınlık konumuna geldiler.
İlk gittiklerinde Alman
vatandaşlarının bağrına bastığı Türkler, Almanya’ya kültürünü ve dinini de
götürdü. O tarihlerde bir çok Alman vatandaşı bayanlar Türk erkekleri ile
evlenerek Müslüman oldular. Aynı şekilde Alman erkekleri ile Türklerin
kızları evlendiler ve erkeklerde Müslümanlığı seçti.
Avrupa Türklerin varlığını ırki açıdan
değil, dini açıdan zararlı buldu ve Hıristiyanlık açısından
değerlendirmelerini yaparak, Türkiye’de İslam dinini “öcü dini” gösterip
adeta hurafeler ile korkulan bir inanç sistemi olarak aşılamaya başladı.
Bunu hem Avrupa’daki Türklere hem de Türkiye’de ki Türklere uygulamaya
başladılar.
Misyonerlerin sıkı çalışması sonucunda
bugün gelinen noktada bakıyoruz ki sosyal demokratlar bu korkuyu iyi
kapmışlar. Ve ülkemizde Cumhuriyet adına laiklik adına yaşatmaya
çalışıyorlar.
İslam gelirse ortaçağa döneriz.
Şeriat istemiyoruz.
Başörtüsü bölücülüktür.
Müslümanlık gericiliktir.
Laiklik elden gidiyor.
Her taraf kara çarşafla dolacak…
Vs… buna benzer bir çok cümle
kurulabilir.
İlim nerde?
Bilim nerde?
Bazı Prof. Doç. Dr. Bunlar; laikliğin
tehlikede olduğu veya cumhuriyetin elden gittiği yönünde çağ dışı olarak
niteledikleri başörtüsünden başka, çağ dışı bir eşya üretemezler mi?
Bazı sorular vererek akıllarına
düşüreyim.
-Çırılçıplak üniversiteye girilirse ne
olur?
-Bölücü Kürtler ayrı dil isteyince ne
olur?
Bölücü Kürtler günde beş on
asker-polis-sivil insan öldürürse ne olur?
-Yine bölücü Kürtler eyalet, bayrak,
din isteyince ne olur?
Bazı klüp üyeleri, misyonerler, dernek
vakıf yöneticileri kilise, sinagog isteyince ne olur?
Hıristiyanlık propagandası
üniversitelerde yapılırsa ne olur?
Mason dernekleri , rotaryler, lionslar
yardım dağıtırken tamam; bir de emir vermeye –yani başörtüsü laikliği
zedeler, ülke bölünür- demeye başladılar ise bu işin sonu ne olur?
Gibi bir çok soru ve istenilenecek
olan cevapları sıralayabiliriz.
Evet Bazı Prof’lar, Doç’lar, Dr.’lar
Laikliğin elden gittiği, Cumhuriyetin tehlikede olduğu bu gibi konular
hakkında da ne derler merak ediyorum.
Ama onların lügatlarında sanırım
başörtüsünden (Adına türban deyin fark etmez) başka tehlikeli bir ihtiyaç
yok… Bir an önce bu örtü ortadan kalkmalı görüşündeler.
Allah zihin açıklığı, anlayış bolluğu,
kavrama yeteneği, ilim irfan versin onlara. Biz dönelim Almanya’ya.
TÜRKLER YAKILDI MI?
9 Türk’ün evlerinin kundaklandığı
iddiaları ile yanarak yada feci bir şekilde öldüğü olaylar Almanya’da
yaşandı. Bunun üzerine Türkiye Başbakanı bir heyet ile Almanya’ya gitti.
ALMANYADA ASİMİLASYONA DİRENİN
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan
yangında ölen Türk vatandaşlarının cenaze merasiminde Almanya’da konuşma
yaptı. Basına şu şekilde yansıdı: “Başbakan Erdoğan’ın Köln Arena’da yaptığı
konuşmada "Asimilasyona direnin" çağrısı Almanya’nın gündeminin ilk sırasına
oturdu.
ALMANLAR TEPKİLİ
Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türklere ’’asimilasyona direnin’’ çağrısına
sert sözlerle cevap verdi. Merkel, "entegrasyonun ne demek olduğunu,
Başbakan Erdoğan’la değerlendirmemiz gerekiyor" dedi.
Alman Hristiyan Sosyal Birlik Partisi
Genel Başkanı Erwin Huber ise ’’Münchner Merkur’’ gazetesine yaptığı
açıklamada, Erdoğan’ın konuşmasını eleştirerek, ’’Erdoğan, Alman
topraklarında Türk milliyetçiliği yaptı. Bu, Avrupa karşıtı bir tutum ve
Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin tereddütlerimizi doğruladı’’ dedi.
Bavyera Eyaleti Başbakanı Günther
Beckstein da Başbakan Erdoğan’ın, açık bir şekilde Türk kültürünü Alman
kültürünün üzerinde tuttuğunu ifade ederek, ’’Bu konuşma, büyük ölçüde
memnuniyet verici değildi’’ dedi.
NEDEN MİLLİYETÇİLİK
Bu konuşmasında başbakan Erdoğan Türk
Milliyetçiliği yaptı. Türklerin asimilasyondan korkmaması gerektiğini ve
arkalarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin olduğunu söyledi.
Buraya kadar olması gereken, Türk’ün
davranması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık sebebinin şartı olan
sözler tekrar tekrar Alman’ların duyacağı şekilde başbakan Erdoğan
tarafından söylendi. Çünkü, Başbakan istemese de Küresel güvenliğin
gerekliliği için Türk Milliyetçiliği yapması gerekiyordu.
Almanlar bu roldeki sözlere hemen
karşı cümleler kurdu. “Milliyetçilik söylemleri ile Türkleri AB’ye
alamayız, alınmamalı.Başbakan talihsiz bir konuşma yaptı. Vs…” şimdi
gelelim, gelinen bu noktadan sonraki olası gelişmelere…
***
Önce sorulardan başlayalım:
-Başbakan İspanya’da neden başörtüsünü
konuştu? Siyasi simge olursa ne olur gibisinden kabadayı tavırlara neden
girdi? Ve en önemli soru “MHP isterse başörtüsü sorununu hemen çözeriz”diye
neden ülkücülere atıfta bulundu ve desteğini istedi?
Ar-arda söylenen sözler ve idam
istemine kadar giden sert beyanlar kronolojik bir sıra takip ediyor mu?
Yani, başörtüsü üniversitelere girsin yasaları, kara çarşaf, peçe, poşu vs..
gibi örtüler girmesin tartışmaları (EK-17 Madde); MHP ile CHP’nin
birbirlerine sert cümleler söylemeleri, YÖK üyelerinin ve Öğretim
Görevlilerinin vede Yargıtay’ın sert muhalefeti karşısında AKP’nin
seyretmesi, İdam istemlerine Rahmetli Adnan Menderes’in oğlu Aydın
Menderes’in karşı çıkması…Bazı araştırmacı arkadaşların iddia ettiği gibi
Türban yasalarının ardından 17. madde gündeme gelirse ülkede darbe olur
gibisinden serzenişlerde bulunması…
Ve bunlar gelişirken Vakıflar yasaları
tekrar gündeme gelmesi, Bölücü terör örgüt üyelerinin Kürtleri kışkırtmaya
yönelik aşırı serbestlik içinde hareket ettirilmelerine hiç tepki
gösterilmemesi… Özelleştirmelerin acımasız isyanları…
Bu kadar karışık bir yapıda insan
olarak ne düşünürüz, neyi nasıl çözebiliriz, başı ağrıyan bir hasta olarak
aspirin de çare değilse ne yaparız? Tabi ki doğal olarak idealden uzak isek
“banene” demek olur.“Vatanı ben mi kurtaracağım” diye düşünürüz.
İdealimiz var ise “Yeter!.. El insaf
be! neler oluyor burada?” diyerek ilk isyanı başlatırız.
Bende bu araştırma yazıma başlamayı bu
cümlede ele aldım. Yeter dedim ve yetmediğini görünce söz uçar, yazı kalır
düşüncesi ile başbakan durduk yerde neden başörtüsünü gündemine aldı
sorusunu kendime sordum ve cevaplamaya başladım. Bence, başbakan 2002
yılında partisinin iktidar olmasının ardından eline verilen ödev
defterindeki derslerini yerine getirmek için uzun ince bir yola girdi. Yıl
2008 sayısal gücünü arttırarak hala yoluna devam ediyor. Bende buradan yola
çıkarak İspanya’da yapılan “Medeniyetler-Uygarlıklar- ittifakı”
toplantısında medeniyetlerin nasıl ittifak edeceği şeklindeki çalışmaların
gündem oluşturmasını beklerken başörtüsü’nün gündeme gelmesi dikkatimi
çekti. Neden Başörtüsü? Çünkü hükümetin ve başbakanın isteği de CHP’lilerden
ve bazı Prof. Doç. Dr’lardan farklı bir şey değil. Bir bakalım Medeniyetler
ittifakına orda bize ışık tutacak sırlar var.
KÜRESEL HOŞGÖRÜSÜZLÜK ARTTI Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İspanya
Kralı Juan Carlos ve Başbakanı Zapatero’nun ev sahipliğini yaptığı; batı ve
İslam ülkeleri olmak üzere farklı kültürler ve dinler arasında köprü kurmayı
amaçlayan Medeniyetler buluşmasının ikincisinde bir araya geldi. Uygarlıklar
İttifakı adıda verilen konferansa 80 ülkeden politikacılar, gazeteciler,
filmciler, yazarlar ve çeşitli toplum kuruluşlarının temsilcileri de
katıldı. Konferansta kültürlerarası anlayışı toplum düzeyinde geliştirme,
çatışmaları önleme, din ve siyaset gibi alanları kapsayan paneller yapıldı.
Özellikle medya ve gençliği hedef alan çeşitli projeler üzerinde çalışmalar
anlatıldı.
Açılış konuşmasının ardından söz alan
Türkiye Başbakanı R.Tayyip Erdoğan küresel hoşgörüsüzlüğün arttığı
uyarısında bulundu ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üye olmakta kararlı
olduğunu bir kez daha söyledi.
GÜNDE 1 DOLARLIK İNSANA NE YAPILIR
Uygarlıklar İttifakı’nın başkanı Jorge Sampaio, konferansta yaptığı
konuşmada örgütün amacını şöyle açıkladı: "Yeni bir güvenlik kavramı
gelişti.. Sadece terörle mücadele değil.. İnsanlığı etkileyen her türlü
sorunla mücadele bu…Toplumdan tümüyle soyutlanmış insanlarla nasıl
ilgileneceksiniz? Günde bir dolardan fazla kazanamayan insanlara ne
yapacaksınız? Bu tür bir küresel güvenlik kavramı üzerinde duruyoruz…
Uygarlıklar İttifakı, çalışmalarını kültürel düzeyde, karşılıklı anlayış
düzeyinde yürütmek zorunda..İttifak, dünya sorunlarını çözmeyecektir. Ama
çözümüne yardımcı olacaktır."
AB OLMAZSA ABD OLUR
Buraya kadar neden medeniyetler ittifakı, Türkiye’yi çeken cazibe noktası
neydi ve Türkiye Başbakanının Medeniyetler ittifakı mesajı nasıldı?
Sorularına cevaplar verildi.
Ülkemiz açısından kısaca tekrar edecek
olursam; Başbakan Erdoğan, dünyada yaşam veren milletlerin birbirlerine
karşı tahammül sınırlarını zorladıklarını ima ederek hoşgörüden
uzaklaştıklarını, AB ülkelerinin Türk milletini aralarına almayarak
göstermelerini örnekledi. Başbakan Erdoğan Buna rağmen AB’ye üye olunacağını
ısrarla belirtmeye devam etmektedir. Yani ısrardaki alternatif düşünce ise
şudur; AB ülkeleri almazsa ABD var mesajını İspanya’da “başörtüsü siyasal
simge olsa ne olur” diyerek başlattı.
İspanya dönüşü Başörtüsü-Türban çözümü
için MHP’yi yanına alarak çözeceğini söyleyip icraatına başlamıştır.
Hemen ardından terör konusunu gündeme
getirip, ABD direktifleri gereği Irak’ın Kuzeyi’ne girmiştir. Buda
gösteriyor ki, Türkiye Hükümeti, AB politikasını Hıristiyanların
isteklerine göre ülke deki yasaları değiştirmekle sınırlı bırakıp, terör
belasını da ABD’nin vicdanına terk edip; Tam bağımlı bir ülke olma yolunda,
uzun ince bir yola girmiş bulunuyoruz.
SONUÇ OLARAK:
-Almanya’ya giden Türkler Almanlar
tarafından süratle asimile edilmeye devam ediliyor. Bir Alman asimile
örneği: Almanya’da doğan ve babasından bir tokat yiyen Türk çocukların
aile şiddeti bahane edilerek ailelerinden alınıp Alman yetiştirme yurtlarına
verilen çocuk sayısı beş binleri geçti…
Türkiye’de ki Türkler ise süratle
Hıristiyanlaştırmaya devam ediliyor. En son çıkartılan Vakıflar Yasası da bu
Hıristiyanlaştırmayı daha da kolaylaştıracaktır.
-Dünya Türklüğü ise hafızasını
kaybederek yok edilmeye doğru yol alıyor.
-Filistin’de Afganistan’da-Irak’ta 1
doları bile olmayan milyonlarca insan “küresel güvenlik” adına öldürülüyor.
Bu iddialarımın doğruluğunu elbette
zaman gösterecek. Çünkü Yukarıda amacını yazdığım Medeniyet İttifakında; “…Toplumdan
tümüyle soyutlanmış insanlarla nasıl ilgileneceksiniz? Günde bir dolardan
fazla kazanamayan insanlara ne yapacaksınız? Bu tür bir küresel güvenlik
kavramı üzerinde duruyoruz… “ sözlerini bu ittifaka katılıp, kabul eden
bir ülkeyiz.
Küresel güvenliği de mutlak ABD
sağlayacak görüşü ise Türklerin yok olması demektir. (Belki Türk adı
yaşayacaktır. Ama içi boşaltılmış olarak-Kosova örneğinde olduğu gibi…)
Bu yok olmayı şimdiden duyurmamın tek sebebi belki bir yiğit Türk evladı
çıkarda; henüz yok olmayan Türkleri korumak ve kurtarmak için; Atatürk’ün
işaret ettiği tam bağımsız Türkiye için “dur” der, diye
kaleme alıyorum.Yazıyorum.
Rüştü Aydın

Bu köşe yazısı 192 defa okundu. Toplam 1377 kelime
YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ
|