ÜYE OLMAK İÇİN TIKLAYIN

  Sık kullanılanlara Ekle  |  Açılış Sayfası
    Bölümler

  Ana Sayfa

  Radyo 3 Hilal

  Duvar Kağıtları

  Başbuğ Yazıları

  Ülkücü Hareket

  Bir Şehit Adı Yaşat

  E-Kartlar

  Programlarımız

  Yazarlarımız

  Haber Arşivi

  Anketler

  Türkçe İsimler

  Türk Dünyası

  Tavsiye Et

  İletişim

  Radyo Ekleyin

  Künyemiz

    Resimler

 Başbuğ Resimleri

 Bozkurt Resimleri

 Asker Resimleri

    Ses / Görüntü

 Müzik / MP3 Dinle

 Başbuğ Görüntüler

 Ülkücü Hareket

 Klipler

 Osmanlı Padişahları

 Çizgi Filmler

 Filmler

 Belgeseller

 İslam Büyükleri

    Sanatçılarımız

 Ahmet Şafak

 Ahmet Yılmaz

 Ali Aksoy

 Ali Kınık

 Aşık Sefai

 Araz Elses

 Arif Nazım

 Atilla Yılmaz

 Aybüke Ayberk

 Başkal

 Cafer Altun

 Grup Gökçen

 Grup Ötüken

 İbrahim Dülger

 İbrahim Sadri

 F. Kaya Kuzucu

 Mahmut Polat

 Mustafa Yıldızdoğan

 Osman Öztunç

 Ozan Arif

 Ozan Nihat

 Serdarcan

 Yıldırım Gürses

 Yıldırım Yıldızdoğan

 Zafer İşleyen

    Dede Korkut

    Destanlar

    Yatan Asker
    Günün Duası

    Proje
Siz de bir şehidimizin adını yaşatmak ister misiniz ?
 
Ahmet Kerse
Cevdet Karakaş
Dündar Taşer
Dursun Önkuzu
Fikri Arıkan
Halil Esendağ
Mustafa Pehlivanoğlu
Nurullah Ceren
Ruhi Kılıçkıran
Selçuk Duracık
Süleyman Özmen
Velican Oduncu
 


Ahmet Turan TİRYAKİ



Tarih: 9 Şubat 2007 Cuma

ÇOBAN MATI VEYA YOZGAT SÜRMELİSİ


her aşk biraz çoban matıdır…


“Beyaz Şah’ın önünden ileriye doğru iki kare piyon hamlesi…”

    Şah; “yaratılmışlığın maddi ve manevi bütünlüğü”dür. O’nun önünden ileriye doğru yapılacak iki karelik piyon hamlesi, oyuncuyu alanın merkezinde kendine ait olan kareye getirir. Bu hamle başlangıç olarak çok klasik gibi görünse de daha çok merkezde var olma, karşı tarafı tartma adına çok doğru bir hamledir. Diğer oyun açılışlarına göre içerisinde daha az kurnazlık taşır. Meselâ, en sağda ve en solda yer alan bencilliğinin önünü açmamış, karşısındakini bencilliği ile alt etmek ve O’nun kafasını karıştırmak istememiş, bunun yerine kendisini merkeze taşımayı ve karşısındakini tanımayı tercih etmiştir.
 


“Siyah Şah’ın önünden ileriye doğru iki kare piyon hamlesi…”
“Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözleri sürmeyi neyler
Ben yarelendim aman…”

    Beyaz’ın kurnazlıktan uzak bu hamlesi Siyah’ı sevindirmiştir. Bu gayet masum bir hamledir. Siyah, kendini tanıma fırsatını Beyaz’a verirken, kendi “maddi ve manevi bütünlüğü”nün önünden iki kare açarak Beyaz’la birlikte merkezde var olmuştur.

    Siyah da Beyaz gibi; en sağda ve en solda yer alan ve aynı zamanda “varlık bütünlüğünün” en uzağında duran “bencilliğin” önünü açmamış, Beyaz’ı gafil avlama yolunu seçmemiştir. Hangi mantık gerçekten kazanmak istediği bir oyunda ilk hamleyi karşı tarafa verir ki? Siyah, kazanmaktan çok kaybetmeye yatkındır. Bu olurken ne çok hırpalanmayı, ne de Beyaz’ı çok hırpalamayı istemez. Onları aynı tahtaya koyan “Güç”ün ilk hamleyi Beyaz’a verişindeki iradenin “yanılmaz hikmetine” güvenir. Beyaz’a belli etmemekle birlikte daha ilk hamlede; kazanmak için eline şans geçse bile bunu kullanmamaya, Beyaz’ın tahta üzerindeki hiç bir varlığını ortadan kaldırmamaya karar vermiştir.

    Tahtaya dışarıdan bakanlar için bu mantıksız gelebilir. Oysa Mecnun’a “Leylâ çok güzel bir kadın değil, O’nun neyini bu kadar çok seviyorsun?” diye sorduklarında Mecnun “Leylâ bir kadehtir. Ben o kadehten bir şarap içiyorum. Siz kadehi görüyorsunuz, şarabın tadını bilmiyorsunuz ki!” demişti.

    Siyah, ilk hamle Beyaz’da olduğuna göre mantıklı bir oyunda kazanamayacağını bilir. Kazanması için Beyaz’ın yanlışlarını beklemesi, hatta bazen O’nun kimi taşlarını ortadan kaldırabilmesi için kendi taşlarından bazılarını gözden çıkarması gerekmektedir. Siyah, böyle bir oyunda kazandığı zaman, oyunun çok karmaşıklaşacağını, sonlara doğru en sağda ve solda olan bencilliğin iyiden iyiye hakim olacağını, Siyah ve Beyaz’ın bir çok değerinin kaybolmuş olacağını tahmin eder. Bu tarz bir zafer, Siyah için kazanırken kaybetmektir. Oysa Siyah, bütün bunları daha baştan hesap etmiş; tahta üzerindeki varlıklarının hepsinin “maddi ve manevi” bütünlüğünün bir parçası olduğunu, onlardan ne kadar çok kaybederse bu bütünlüğün zayıflayacağını sezmiş ve sonunda kaybederken kazanmayı seçmiştir. Bütün bunlar Beyaz için şimdilik bir sır’dır.

 

“Sağa çapraz dört kare Beyaz Vezir hamlesi…”

    Vezir, “maddi ve manevi varlığın güzelliği”dir. Beyaz, bu oyunda kazanması için kendisine verilen en büyük gücün Vezir olduğunun farkındadır. Eğer her şey istediği gibi giderse; Siyah’ın “maddi ve manevi bütünlüğü”nün karşısına “maddi ve manevi güzelliği” ile çıkmak istemektedir. Bu yolda karşısına çıkabilecek bütün engelleri aşmakta en yetenekli değer, gerçekten de “maddi ve manevi güzellik”tir. Aynı zamanda Vezir, Şah’ı korumada da bir o kadar kabiliyetlidir.
 

“Siyah Vezir’in önünden ileriye doğru bir kare piyon hamlesi…”
“Bu dert beni iflah etmez de neyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var
Sürmelim aman…”

    Siyah, Beyaz’ın “maddi ve manevi güzelliği”nin oyunun merkezine doğru gelişinden memnundur. Bu güzelliğe daha yakından şahit olunca ilk hamledeki kararının doğru olduğunu, kazanmak için fazla bir şansı ve “dermanı” olmadığını bir kez daha fark eder.

    Ancak, “varlık bütünlüğü”nün önündeki piyon tehlikededir. Şayet şimdi korumaya almazsa, hem o piyonu kaybedecek hem de oyundaki dengesi bozulacaktır. Siyah, yalnızca biraz daha zaman istemektedir. Beyaz’ın tam olarak ne yapmak istediğini ancak bir hamle sonra anlayabilecektir. Acaba Beyaz; önce bütün varlık değerlerinin oyun dışına itip “varlığının bütünlüğünü” tek bıraktıktan sonra mı yoksa hiçbir değerine dokunmadan mı kazanmak istemektedir?
 


“Beyaz Şah’ın sağından sola doğru çapraz üç kare Fil hamlesi…”

    Fil, “altıncı his”tir. Beyaz, daha oyunun başlangıcında oyun merkezine bir piyon, onun yanına da bir Vezir ve bir Fil koymuştur. Beyaz’ın “altıncı hissi” ve “maddi manevi güzelliği” ile “varlığını” oyun merkezine koyması, Siyah’ı memnun eder. Bilhassa “altıncı his” Beyaz’ın oyunu fazla uzatmayacağının işaretlerini vermekte ve bu yönde isteği olan Siyah’ın gönlüne su serpmektedir.

 

“Beyaz Siyah Şah’ın iki kare solundaki At’ın önünden ileriye doğru bir kare piyon hamlesi…”
“Gaşın çeğmelenmiş kirpik üstüne
Havada bulutun ağdığı gibi
Ben yarelendim aman…”

    Siyah, artık Beyaz’ın ne yapmak istediği konusunda biraz fikir sahibidir. Yaptığı hamle sadece biraz oyunun tadını çıkarmaya yöneliktir. Kazanacağı birkaç hamle ile kendisini biraz daha ifade etmek istemektedir.
 


“Sol geriye doğru çapraz iki kare Beyaz Vezir hamlesi…”

    Beyaz, “maddi ve manevi varlığının güzelliği”ni daha güvenli bir konuma getirmekle beraber, bir önceki pozisyonundan bir şey kaybetmemiştir.

    Siyah’ın şimdi yapacağı hamle niyetini ortaya koyacaktır. Ancak Beyaz, bir şeyin farkına varır. O da, Siyah’ın oyunda kazanmak için hâlâ hiçbir planının olmadığıdır. Şu ana kadar Siyah, yalnızca kendisini Beyaz karşısında konumlandırmıştır.
 


“Siyah Şah’ın sağından Siyah Fil’in iki kare önüne At hamlesi…”
“Çiğ düşmüş de gül sineler üstüne
Yağmurun güllere yağdığı gibi
Sürmelim aman…”
 

    At bu oyunda hamlesi en zor kavranan değerdir. Siyah, bu hamleyle “duygularını ve hayallerini” tahtanın ortasına doğru ilerletmiş ve açık bıraktığı kapının Beyaz tarafından görülmesini beklemiştir.

    Şayet Beyaz, bu açık kapıyı görmez ve başka bir değerini ortaya sürerse, Siyah “duygu ve hayallerini” Beyaz’ın “altıncı hissi”nin oyun merkezindeki tarafına koyacak, Beyaz’ın “maddi ve manevi güzelliği”ne ulaşmayı bekleyecektir.
 


“İleriye doğru dört kare Beyaz Vezir hamlesi…”

    Oyuna dışarıdan bakanlar için oyun bitmiştir! Oysa Siyah için her şey yeni başlamıştır. Beyaz’ın “maddi ve manevi güzelliği” Siyah’ın “varlık bütünlüğü”nün hemen yanı başındadır ve bu güzelliği alanın ortasından “altıncı his” korumaktadır. Bu son hamle, Beyaz’ın “maddi ve manevi güzelliği”ni Siyah’ın “varlık bütünlüğü, altıncı hissi, duygu ve hayallerinin” tam ortasına getirmiştir. Yani artık, Siyah’ın yapacak hiç bir şeyi yoktur.
 


“Beyaz’ın son hamlesiyle oyun dışına çıkan tek Siyah Piyon’un tahtanın kenarına çıkışı…”
“Ölüp de mezara girdiğim zaman
Ben susayım kemiklerim sızlasın
Ben yarelendim aman…”
 



  
Ahmet Turan TİRYAKİ




Bu köşe yazısı 926 defa okundu. Toplam 928 kelime



YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ



[ Geri Dön: Ahmet Turan TİRYAKİ ] - [ Yazarlar Bölümü ]

   
   

    Köşe Yazarları

AY YILDIZ - Son Bölüm

TERÖRÜN YENİ ADI “DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ”

KUANTUM FİZİĞİ - YARATILIŞ VE ANATOMİMİZ 3

NEDEN VE NE ZAMAN BİRLİK ?

    Hesabınız
Üye Olun
Kayıp Şifre

 
Üyelik:
Bugün: 3
Dün: 44
Toplam Üye: 20,210
Son Üye: aldirma_reis

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 52
Üye(ler): 7
Toplam: 59
    Anket
Yayınlarımız da aşağıdaki müzik türklerine yer verilsin mi ?

Arabesk
Fantezi
Türkçe Pop
Hepsi
Hiçbiri



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy: 2733
Yorum: 38
    AKP`nin İlkleri

    Günlük Ziyaretçi
Pazartesi3091
Salı3005
Çarşamba3079
Perşembe162
Cuma3075
Cumartesi3333
Pazar3274
Toplam:5205849
En Çok:3678
    Destekleyenler
Aytwien.com

Kırşehirliler.net

Kielturkocagi.de

Mhpcanik.com

Reis66.net

Turklugundestani.com

Ulkucutavir.com

Sizin Siteniz
www.uchilal.net

Anti SPAM - SPAM Avcısı