
Tarih: 26 Ağustos 2008 Salı KUANTUM FİZİĞİ - YARATILIŞ VE ANATOMİMİZ 1
<alpurungu> Bi-ismillah-ir-rahmanurrahim
<alpurungu> 1900 yılında Max Planck,siyah cisim ışımasını açıklamak için ışığın
kuantumlu olabileceğini ileri sürdü. O zamana dek,ışığın şiddetiyle enerjisinin
doğru orantılı olduğu sanılıyordu. Oysa ışığın frekansıyla enerjisi doğru
orantılıydı... 1905`te Einstein bu kurama dayanarak fotoelektrik olayı açıkladı.
<alpurungu> Işık,dalga özelliği yanında foton denen kuantum (enerji paketleri)
özelliği de gösteriyordu. 1924`te Fransız fizikçi Louis de Broglie, çok çarpıcı
bir düşünce üretti. Basit bir matematikle, hareketli her parçacığın aynı zamanda
dalga özelliği göstermesi gerektiğini ileri sürdü.
<alpurungu> 1927`de Amerikalı bilimciler C.Davisson ve L.Germer, elektronların
tıpkı bir ışık gibi,kristallerde kırınım gösterdiğini buldular. Yine aynı yıl
Werner Heisenberg, ünlü belirsizlik ilkesini ortaya koydu .
<alpurungu> Fizikçiler arasındaki görüş ayrılıkları 1927 Solvay konferansında
dışa vurdu. Tartışmaların başını N.Bohr ile A.Enstein çekiyordu. 1930`da yine
büyük bir tartışma yaşandı.
<alpurungu> Kuantum kuramının doğuşunu kavrayabilmek için biraz gerilere
gitmemiz gerekiyor. 19. yy sonlarına. Üç önemli problem,klasik görüşlerle
açıklanamıyordu:
<alpurungu> 1. Siyah cisim ışımasının enerji dağılımı (morötesi felaket!)
<alpurungu> 2. Fotoelektrik olay
<alpurungu> 3. Atomların kararlılığı
<alpurungu> Gazların kinetik kuramı, klasik fiziğin çok önemli başarılarından
biriydi. Bu kurama göre, hiç bir molekülü dışarı kaçırmayacak ideal bir gaz
kabındaki N molekülün toplam enerjisi E olsun. Bu toplam enerji (E) , enerjinin
eşit dağılımı yasası diye bilinen temel bir istatistiksel teoreme göre ortalama
olarak moleküllere eşit olarak dağılmıştır. Ortalama diyoruz, çünkü
istatistiksel açıdan kesin veriler değil, ancak ortalama değerler elde
edilebilir
<alpurungu> Bu dalgalar, duvarlarda zamanla genliğin kaybolacağını söyleyen
sınır koşullarına uymalıdır... Bunu üç boyutta düşündüğümüzde "sonsuzluk"
sayısının daha da artacağı açıktır. Titreşim modu (düğüm noktası) sayısı sonsuz,
ama enerji sonlu. Yani titreşim modu başına düşen enerji = E/ sonsuz = tanımsız.
<alpurungu> Bu, kuşkusuz saçma bir sonuçtur. Yani açıkça, klasik kuram, artık
cisimlerin doğasına ilişkin bilgilerimizle çelişmekteydi. Atomik
ölçekte,maddenin davranışını açıklamak için klasik fiziğin uygulama denemeleri
tamamen başarısız oldu.
<alpurungu> Lord Rayleigh (1842-1919)ve Sir James Jeans(1877-1946)gazların
kinetik kuramına başarıyla uygulanan istatistiksel modeli, iç duvarları kusursuz
ayna olan kutuda hapsedilmiş "ışık" dalgalarına uygulamaya çalıştılar. Ama
burada temel bir zorlukla karşılaştılar. Bir gaz kabındaki molekül sayısı çoktu;
ama "sonlu" ydu,oysa ışığın hapsolduğu ideal bir ayna cidarlı kutuda farklı
titreşim tiplerinin sayısı "sonsuz"du. İşi basitleştirmek için
<alpurungu> Siyah cisim ışıması,fotoelektrik olay ve bir gaz deşarjında
atomların yaydığı keskin çizgiler klasik fizik çerçevesinde anlaşılamadı. George
Gamow `un dediği gibi:" Bir kuram, cisimlerin doğası ile ilgili bilgilerimizle
çeliştiği zaman, cisimlerin yapısı değil kuram yanlış olmalıdır".
<alpurungu> Doğaya yeni bir bakış açısıyla bakmak gerekiyordu. Bu devrim, 1900
ile 1930 arasında gerçekleşti. Kuantum Mekaniği denen bu yeni yaklaşım
atom,molekül ve çekirdeklerin davranışını başarıyla açıkladı.
<alpurungu> Kuantum kuramının ilginç,gizemli,şaşırtıcı sağ duyuya aykırı
dünyasında yeterince donanımlı dolaşabilmek için atomlardan yayılan ışık
hakkındaki bilgilerimizin gelişimine kısaca göz atmalıyız. Bir ışımanın,
içerdiği farklı frekanslı(farklı dalga boylu) bileşenlerine ayrılmasına tayf
(spektrum) denir. Belirli bir sıcaklıktaki tüm cisimler, dalga boylarının
sürekli bir dağılımı ile karakterize edilen termik ışınım yayınlar. Dağılımın
şekli cismin ö
<alpurungu> Kızgın katıların yaydığı ışınlar bir prizmadan geçirilirse,bütün
frekansların yan yana bulunduğu kesiksiz (sürekli) tayf elde edilir. Yani arada
karanlık çizgiler olmaksızın tüm renkler birbirini izler. Elektrik ampulü ve mum
ışığı kesiksiz tayf oluşturur. Bir gaz ya da buharın yaydığı ışık ise iki tür
olabilir: Gaz molekülleri (iki ya da daha çok atomlu moleküller) şeritli
(bantlı) tayf verir; gaz atomları ve bir atomlu iyonlar ise çizgili (hatlı
<alpurungu> Verilen bir çizgi spekturumunda dalga boyları,ışığı yayan elementin
karakteristiğidir. Yani her element,tıpkı bir insandaki parmak izi gibi,kendine
özgü bir tayf oluşturur. En basit çizgi spektrumu, atom halindeki hidrojende
gözlenmiştir. İki element aynı çizgi tayfında yayınlamadıkları için bu olay bize
bir örnekteki elementleri tanımak için pratik ve duyarlı bir teknik
sunar(spektral analiz). Helyum, talyum ve indiyum elementleri, bu yöntemle b
<alpurungu> Bilim adamları, 1860`tan 1885`e kadar spektroskopik ölçümleri
kullanarak önemli veriler topladılar. İsviçreli bir öğretmen olan Johann Jacob
Balmer (1825-1898) 1885`te hidrojenin dört görünür yayınlama çizgisinin
(kırmızı, yeşil,mavi ve mor) dalga boylarını doğru olarak öngören bir formül
türetti. Balmer` in keşfinden sonra hidrojenin diğer tayf çizgileri de bulundu.
<alpurungu> Bu tayflara bulucularının onuruna Lyman(1874-1954), Paschen
(1865-1947)ve Brackett (1896-..)serileri denir. Atomların yaydığı ve soğurduğu
karakteristik tayf çizgilerinin anlamı klasik fiziğin açıklayamadığı bir olaydı.
Her elementin belirli dalga boyunda tayf çizgileri yayınlamasını nasıl
açıklamalıyız?
<alpurungu> Ayrıca her elementin yalnızca yayınladığı dalga boylarını
soğurmasını nasıl açıklayacaktık?Bu soruların açıklamasını Bohr yaptı. Bohr,
Planck`ın kuantum kuramını, Einstein`in ışığın foton kuramını ve Rutherford`un
atom modelini birleştirdi.
<alpurungu> Elektron yüksek enerjili durumdan daha düşük enerjili duruma
sıçrayarak düşer,bu sırada ışık yayınlanır. Bohr modeli hidrojen atomunun yanı
sıra bir elektronlu helyum(+1 yüklü helyum iyonu) ve lityum iyonu (+2 yüklü
lityum iyonu) tayf çizgilerini başarıyla açıkladı. Bununla birlikte,kuram çok
elektronlu atom ve iyonların karmaşık tayf çizgilerini açıklamakta yetersiz
kaldı
<alpurungu> 1913`te Danimarkalı fizikçi Niels Bohr (1885-1962), hidrojen
atomunun tayf çizgilerini kuantum kuramına dayanarak açıkladı. Buna göre
çekirdek çevresindeki elektron, her enerjiyi değil, ancak belirli enerjileri
alabiliyordu. En düşük enerjili durumdaki atoma temel durumdaki atom,enerji
verilmiş atomlara da uyarılmış atom denir.
<alpurungu> Özetle Kuantum Kuramı
<alpurungu> Kuantum kuramının özetlenmesine geldik.
<alpurungu> Özeti iki noktada toplayabiliriz: Birinci nokta, kuntum gerçekliği
belirli (kesin) değil, istatistikseldir. Olgular ve olaylar (fenomenler)
arasında nedensellik bağı değil, olasılık bağı vardır. İki olay arasındaki
etkileşimde ya da bir olayın gelecekteki evriminde hangi sonuçların doğacağını
değil, hangi sonuçların daha olası olduğunu kestirebiliriz.
<alpurungu> Ama kestirimlerimiz doğru olmayabilir. Her bir olaya bir neden
arayan insanlar, yalnız düşünce dünyasında değil, gündelik yaşamda da sıkıcıdır.
Onlar gerçekten çok sıkı ve sıkıcı deterministlerdir. İkinci sorun, kuantum
nesnelerini gözleme için kullanacağımız ölçme düzenimiz. Kuantum gerçekliği,
kısmen " gözlemcinin yarattığı bir gerçekliktir" .
<alpurungu> Kara deliklere adını koyan John Wheeler şöyle demişti: "
Gözlemlenmiş bir fenomen olana kadar hiçbir fenomen, bir fenomen değildir".
<alpurungu> Niels Bohr, yalnızca bir fizikçi değildi, bir filozoftu, bir
kompozitördü, yorumcuydu. Felsenin fiziğini değil, fiziğin felsefesini o
yarattı. Fiziğin, daha doğrusu doğal bilimlerin sorunlarıyla insansal sorunlar
arasında bağ kurmaktan kaçınmadı.
<alpurungu> Parçacık ve dalga özelliklerinin birlikteliğini " bütünlerlik"
olarak yorumladı ve bunu yaşama uyguladı. Örneğin Sofokles` in Antigone adlı
eserinde "topluma karşı görev" ile " ailesel görev" kavramları tamamlayıcı (
birbirini bütünleyen, tamamlayan) kavramlardı. Ama bunlar, aynı zamanda,
birbirini dışlayan kavramlardı.
<alpurungu> Antigon, "iyi" bir yurttaştı. Kardeşi, kralı öldürmeye çalışırken
öldürülmüştü. Kral ve topluma karşı görevi, kardeşini reddetmesini
gerektiriyordu, kardeşi bir haindi! Yine de ailesel ve belki de dinsel duyguları
onun vücudunu gömmesini ve anısına saygı gösterilmesini istiyordu. Bu örnek ne
anlama geliyor?
<alpurungu> Biz, bir organizmanın moleküler yapısını öğrenmek için onu
"öldürmeliyiz". Bu durumda biz ölü şeyin yapısını biliyor oluruz.Yaşayan bir
organizmada yapıyı bilemeyiz. Çünkü " yapıyı belirleme hareketi, aynı zamanda
organizmayı öldürür. Şüphesiz, molekül biyologlarının yaşamın moleküler temelini
kurarken gösterdikleri gibi, bu son görüş tümüyle yanlıştır. Bu örneği verişimin
nedeni, Bohr, kadar akıllı olsanız bile, bilimin ilkelerinin her zamanki uy
<alpurungu> İngilizce`de Quantum (Latince: `quantus`, "ne kadar") olarak
kulanılan terim, kuramın belirli fiziksel nicelikler için kullandığı kesikli
birimlere gönderme yapar.
<alpurungu>Kuantum mekaniği her ne kadar çok küçüklerin dünyasını modelleyen bir
kuram olsada uygulama alanları gerek dolaysız gerek dolaylı yollarla çok
geniştir. Kuantum mekaniği kimya, biyoloji, malzeme bilimi, elektronik gibi
birçok alanın günümüzdeki anlamına kavuşmasını sağlamıştır.
<alpurungu> LASER, MASER, yarı iletkenler gibi günümüzün olmazsa olmazlarının
icatları, kuantum mekaniği sayesinde mümkün olmuştur. Ayrıca elektron
mikroskobu, atomik kuvvet mikroskobu, taramalı tünellemeli mikroskop gibi
biyoloji ve nanoteknolojik uygulamaların olmazsa olmazları; PET-Scan(Positron
Emmission Topography), MRI(Magnetic Resonance Imaging), Tomografi gibi tıbbi
görüntüleme cihazları yine kuantum mekaniğinin bize gösterdiği belli doğa
olgularını k
<alpurungu> Yine tıp, telekom nanoteknoloji, elektronik gibi birçok alanda
sayısız kullanımı olan fiberler kuantum mekaniğinin doğrudan uygulamasına
örnektir. Bu örnekler dışında aslında hepimiz kuantum mekaniğini öyle yada böyle
kullanıyoruz. Modern kimya, kuantum fikirleri üzerine inşa edilmiş ve çok
karmaşık moleküller bu sayede anlaşılmıştır.
<alpurungu> Kimya ise giydiğimiz çoraplardan, içtğimiz suya kadar her alanda
hayatımızdadır. Ayrıca yarı iletkenlerin yapısal özellikleri yine kuantum
mekaniği sayesinde anlaşılmış,cep telefonundan, bilgisayara, televizyondan,
saatlere kadar bütün elektronik cihazların icadı için kapılar aralanmıştır....
<alpurungu> 2004 yılında araştırmacılar, kanser hücrelerinin kendilerini
göstermelerini sağlayacak bir görüntüleme tekniği geliştirdiler.
<alpurungu> "Kuantum Nokta"ları denilen nanometre boyunda dizayn edilmiş,
boyutları çok küçük olduğu için ışıkla etkileştiklerinde değişik renklerle yanıt
veren bu molekül toplulukları, kanserli fare hücrelerini görüntülemekte
kullanıldı. Boyutuna bağlı olarak farklı renk ışık yayan bu kuantum noktalar,
prostat kanserli hücrelerde bulunan bir proteine tutunan `antibody` ler ile
kaplandı.
<alpurungu> Bu kuantum noktalar, dışarıdan ışık tutulmasıyla, canlı hayvan
içinde kanserli hücre görüntülenmesinde ilk kez kullanılabildiler. Bazı
sorunları olmakla birlikte teknik gelecek için umut vaadetmektedir.
<alpurungu> Kuantum mekaniği çok sağlam matematik temelleri üzerine kurulmuştur.
Sistemlerin doğası bu matematikle modellenir. Ancak başlı başına bu modelleme
kuantum mekaniğinin temel kavramlarının çözümlenmesinde yetersizdir. Örnek
verecek olursak, ?(x,t) bir dalga fonksiyonudur.
<alpurungu> Bu dalga fonksiyonunun mutlak karesinin ise olasılık genliği olduğu
ise bir yorumdur. Eğer bu yorumu araştırır ve genel bir çerçeveye oturtmak
istersek, o zaman, kuantum mekaniği felsefesi yapmış oluruz.
<alpurungu> Kuantum Mekaniği Tamamlanmış Bir Teorimidir? Kuantum mekaniğinin
temelleri; 1927 yılından, yani Heisenberg belirsizlik ilkesinin formule edildiği
yıldan bu zamana dek hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Kuantum mekaniğinin
uzantısı olarak ortaya çıkan teorilerde ortaya çıkan kavramlarda bildiğimiz
kadarıyla bu temel ilkelerde değişiklik yapılmasını gerektirmezler.
<alpurungu> Kuantum mekaniği doğduğu andan itibaren temel ilkelerin anlaşılması
bakımından büyük tartışmalara yol açmıştır. Bu tartışmalardan biride halen daha
önemini yititmemiş "EPR Paradoksu", A. Einstein, B. Podolsky ve N.Rosen
tarafından 1935 yılında ileri sürürlmüş; "Doğanın Kuantum Mekaniksel Tasviri
Tamamlanmış Kabul Edilebilir mi?" yayınlanmış makalede dile getirildi.
<alpurungu> Buraya kadar yaptığımız açıklamalarda kuantum ve kuantum teoreminin
tarihçesi ve neden bahsettiğini ortaya koymaya çalıştık.
<alpurungu> Yine de bu açıklamaları bir kenara bırakarak, herkesin daha net bir
düşünce edinebilmesi bakımından
<alpurungu> teknik terimleri mümkün olduğu kadar bir kenara bırakarak
<alpurungu> basit bir açıklama yapmakta fayda görüyoruz
<alpurungu> Atom kelimesi bilim literatüründe yani bilimsel yazılı kaynaklarda
genel olarak Latince veya Yunanca bir kelime olarak gösterilir
<alpurungu> fakat bu kelimenin Atom, A-tum, Adom, Edom, Adam vbg pek çok
şekliyle Avustralya yerli kabilelerinden Afrika yerli kabilelerine
<alpurungu> kızılderililerin dillerinden Sanskristçe`ye kadar çok geniş bir
coğrafyada kullanıldığını biliyoruz. Genel olarak da Atom kelimesi karşılığının
<alpurungu> ilk bütün, ilk varlık, ilk insan, temel nesne, parçalanamaz en küçük
parça gibi anlamlar olduğu belirtildiğini görürüz
<alpurungu> en ortak şekli de
<alpurungu> Atom ve Adem kelimeleri olarak görülmektedir ve her ikisi de aynı
temel kelimeler olan
<alpurungu> A (tek-ilk-başlangıç demek) kelimesi ile
<alpurungu> tom (bütün, nesne, parça, kişi demek) kelimesinin birleşik şekli
olan ATOM olduğu söylenebilir.
<alpurungu> buna göre maddenin en küçük ve büyüyerek daha kütleli şekil olacak
olan madde şeklinin en alt başlangıç parçası demek olduğu gibi
<alpurungu> ilk insan anlamında da kullanılmıştır
<alpurungu> buna göre
<alpurungu> ADEM ve ATOM aynı kökten ve aynı anlamdan
<alpurungu> hatta aynı A-TOM kelime kombinasyonundan meydana gelmiştir
<alpurungu> bu nedenle bu günkü konumuzun maddenin en küçük parçası olan ATOM ve
ADEM kelimeleri olduğunu da söyleyebiliriz
<alpurungu> bilinen bilinmeyen bütün insanlığın ilk başlangıcında ADEM vardır
<alpurungu> Atom enerjileri çalışmaları başlayıncaya kadar da en temel ilk madde
parçacığı ATOM olduğu söylenegelmiş ise de Atom altı temel parçacıkları için
kullanılan KUANT ve bunun kuramını ortaya koyan genellemeye adını veren KUANTUM
<alpurungu> insanın da ilk başlangıcı ADEM olarak gösterildiğinden
<alpurungu> her ikisinin de ortak payda olan ilk olmak olduğundan hareketle
<alpurungu> Kuantum fiziği ile insan ve yaratılışını birlikte ele almak
gerektiğini düşündük
<alpurungu> Nobel Fizik ödülü sahibi ve gizli Müslümanlardan olan
<alpurungu> Tanrı ve Yeni Fizik isimli eserin de sahibi bulunan Paul Davies`in
bahsettiği ve bilimsel açıklamalarını en anlaşılır şekle koyduğu gibi
<alpurungu> Madde ve dolayısıyla bu evren yaklaşık olarak 16 milyar ışık yılı
zaman/mesafe önce ortaya çıkmıştır
<alpurungu> bu ortaya çıkışla beraber bir de pozitif evren dediğimiz bu evrenin
pozitif istikametli zaman koordinatları sistemi yani zaman boyutu beraber ortaya
çıkmıştır
<alpurungu> en boy derinlik dediğimiz üç boyuta işte bu pozitif istikametli
koordinatlar sistemli zaman da bir boyut olarak eklendiğinde
<alpurungu> dört boyutlu bir evrenimiz meydana gelmiştir
<alpurungu> bu dört boyutlu evrenin Big-Bang denilen büyük bir patlama ile
ortaya çıktığı, George Gamow`un anafor kuramıyla açıkladığı
<alpurungu> enerji topaklarının yoğunlaşmasından (ilk üç saniyenin sonuna doğru)
partiküllerin yani Kuantların ortaya çıktığı artık bilimsel bir gerçekliktir
<alpurungu> yine de bu gerçekliği ve kuantum mekaniğinin ileri evrelerini tam
olarak belirlemek için
<alpurungu> İsviçre`nin Cern şehrindeki 30 km dairesel uzunluktaki askaleratorde
süper hızlandırıcılarla mikro Big-Bang deneyi gerçekleştirme deneyi bu yıl belki
de yakın aylar içinde laboratuar ortamında yapılacaktır
<alpurungu> bilim çevrelerinde bazı kimseler yapılacak bu deneyin mikro seviyede
bir kara delik meydana getirebileceği yahut ortaya çıkacak muazzam enerji
nedeniyle maddenin zincirleme reaksiyona girerek füzyon gerçekleştirebileceği ve
bunun da dünyanın belki de Gzegenemize yakın çevrenin sonu olabileceği
endişelerini taşımaktadırlar
<alpurungu> maddenin Plank sabiti ötesindeki 11 boyutlu mini Hilbert Uzayı
tüneller ve paralel süper uzay engelleri nedeniyle ödeme dengeleri kurulacağı
nedeniyle bu endişelerin yersiz olduğunu düşünüyoruz ve bu deneyin yapılmasını
bekliyoruz
<alpurungu> bu deney beklenen sonuçları müspet anlamda ortaya koyabilirse
<alpurungu> zaman koordinatlarının eksi paradokslarının da varlığını ispat
edeceğinden
<alpurungu> eksi evren ispatı da yapılacak ve bu da yaratılmışlığın fizik delili
olarak kesinleşmiş olacaktır
<alpurungu> böyle bir sonucun elde edilmesi
<alpurungu> Kur`an`daki evren yaratılışı tarifinin de bir deneyi olacağından
<alpurungu> İslam dininin geleceğinde batılı toplumların itiraz kabul etmez
deliller bularak büyük katılımları olacağına inanıyoruz
<alpurungu> biz burada evrenin yaratılış yahut ortaya çıkışı olarak tanımlanan
Big-Bang olayından çok Kuantlar bakımından değerlendirmeler yapmak istiyoruz
<alpurungu> bu da Atom içine girerek Atom içindeki evrende bir keşif seyahati
yapmakla başlamayı tercih ediyoruz
<alpurungu> bilindiği üzere Atom
<alpurungu> merkezinde proton ve elektronlardan ödemeler dengesi de sağlandıysa
nötronlar bulunmaktadır
<alpurungu> bu çekirdeğin çevresinde çekirdeğin temel parçacığı olan protonun
yaklaşık 1/1700 küçüklüğünde elektronlar vardır
<alpurungu> elektronlar madde ve dalga özellikleri gösteren ve spin adı verilen
kayıp kütle özelliği gösteren bir dönüş hareketiyle çekirdeğin çevresinde
dolaşmaktadır
<alpurungu> Atom`u meydana getiren temel parçacık pozitif yük taşıyan protondur
<alpurungu> protona indirgenen bakışla bakınca atomun içine ilk adımı attık
demektir
<alpurungu> şimdi biz de en az elektron küçüklüğünde küçülerek ve hiçbir enerji
yükü taşımıyor gibi ama ışık hızında hareket ederek bu protonu incelemeye
başlayalım
<alpurungu> proton bilimim yapabildiği en güçlü elektron ve iyon mikroskopları
ile dahi küre şeklinde görülebilmektedir
<alpurungu> bu proton kendi etrafında makro evrendeki güneş ve dünya gibi
dönmektedir
<alpurungu> biz de hızımızı bu kendi etrafındaki dönüşle eşitleyerek protona
biraz daha yaklaşalım
<alpurungu> üç adet pinpon topu şekilli nesnenin hep barber soldan sağa bir
dönüş yaparken birbirlerinin üzerinden ve ayrışmadan geçişler yaptığını bu
geçişlerin de ışık hızına yakın olduğunu göreceğiz
<alpurungu> işte bu üç pinpon topunun birbirinin çevresinde ayrışmayan dönüşle
dönme hareketleri
<alpurungu> onları bize tek bir futbol topu gibi göstermeye neden olduğunu
görürüz
<alpurungu> öyleyse protonu tutup üç pinpon topunun dönüşünü durduracak olursak
<alpurungu> üç tane bitişik pinpon topumuz olacaktır
<alpurungu> bu üç toptan birini alıp incelemek istesek ayrılmamak için akılalmaz
bir direnç gösterecektir
<alpurungu> çünkü evrenin kurallarından biri de
<alpurungu> makro ve mikro alanlarda teklik yasağı yasası olmasıdır
<alpurungu> söz gelişi Samanyolu Galaksisi içinde hiçbir yıldız yani Güneş tek
değildir ve tümü Güneş çiftleri meydana getirirler
<alpurungu> bunlardan sadece bizim Güneş`imiz tek gibidir
<alpurungu> fakat bizim güneşimizin ikizi Güneş sistemi ile birlikte Köpek takım
yıldızı istikametli bir yörüngede bir karadeliktir
<alpurungu> işte bu karadeliğin süper çekimci dalgaları nedeniyle Güneş sistemi
olması gerekenden daha fazla yörünge bükülmesi yaparak
<alpurungu> Herkül Takımyıldızı antiapandiks yönünden gelip Sirius yani Köpek
Takımyıldızı yönüne doğru
<alpurungu> ivme yapmakta ve saatte yaklaşık 250.000 km hızla ilerlemektedir
<alpurungu> Protonumuzu da meydana getiren üç pinpon topumuzdan birini çekip
almaya kalkarsak işte bu teklik yasağı engel olmaktadır
<alpurungu> 3-1=2 işlemine göre bir çift bir de tek topumuz olsun istiyorsak
<alpurungu> süper hızlandırıcılarda protonları çarpıştırmalı ve bir proton
plazması elde etmeliyiz
<alpurungu> işte Cern askelatorü bunu yapabilmektedir
<alpurungu> o toplardan birini protondan kopardığımızda geri kalan iki top iki
kuark çifti olacak ve buna Fizik bilimi diliyle Rişon veya Mezon adını vereceğiz
<alpurungu> elimizdeki tek topa da kuark diyeceğiz
<alpurungu> bu üç topun akılalmaz hızla birbiri çevresindeki dönüşlerine onları
hem bir arada tutan hem de bu dönüşü sağlayan Gluon (tutkal demek) enerjisi
neden olmaktadır
<alpurungu> bu enerji açıkta olmayıp bu kuarkların içine giriş çıkış yaparak
ışık hızında topları dolaşmaktadır
<alpurungu> bu dolaşma sırasında enerji toplayan her top mavi-kırmızı- sarı
renklerle tarif edilen bir farklılık gösterecektir
<alpurungu> bu dönüş bu renkli ifade ediş sebebiyle kromodinamik denilen bir
makanik hareket yapmakla tanımlanırlar
<alpurungu> Kuran bu hareketliliğe kuvve-i ırk (renk kuvveti) demekte, kuvve-i
ırk sözü de batılı fizikçiler tarafından bilmeden (ilahi bir müdahale ile)
batılıların lisanına göre bir telafuz kazanarak aynı anlama gelen kuark şeklinde
söylenmektedir
<alpurungu> gerçekten de batılı dillerin hiçbirinde Kuark kelimesi
bulunmamaktadır ve bu adı veren bilimadamları da bu adı neden verdiklerini
sadece ilham olarak söylemektedirler
<alpurungu> pinpon toplarımız olan bu kuarklara dönelim tekrar
<alpurungu> kalan rişon yahut mezon adını alan kuark çifti duradursun elimizdeki
tek kuarkı incelemeye çalışalım ama çok az bir zamanımız vardır
<alpurungu> çünkü
<alpurungu> bu tek kuarkı öteki iki arkadaşından daha ilk ayırdığımız anda
nerden geldiğini görme imkanımız olmayan ortaya çıkan bir dördüncü
<alpurungu> elimizdeki tek kuarkı tek olmaktan çıkartacak ve elimizde de bir
kuark çifti olacaktır
<alpurungu> bir farkla ki
<alpurungu> bu son yani dördüncü kuark proton ve onu meydana getiren kuarklar
gibi pozitif değil negatif yükle yüklüdür
<alpurungu> ve bilinen bu evren neslerinden değildir
<alpurungu> buna bilim antimadde adını veriyor
<alpurungu> öyleyse elimizde bir kuark (madde) bir de antikuark (antimadde)
vardır
<alpurungu> matematiksel cebir ilkeleri işlemeye başlar hemen
<alpurungu> en çok 17 saniye süren bir kendi çevrelerinde dönüş hareketi
gösteren bu zıt kutuplu kuarklarımız cebirsel kurla gereği
<alpurungu> eksi artıyı siler ilkesi gereği
<alpurungu> silinirler ve yok olurlar
<alpurungu> oysa maddenin sakınımı kanunu da vardır
<alpurungu> hiçbir şey yoktan var olamaz, vardan da yok olamaz
<alpurungu> bu elimizdeki 17 saniye ömürlü kuark çiftlerinden biri eksi
değredeydi
<alpurungu> bu evrende anti-değerli hiçbir nesne sözkonusu değildir
<alpurungu> bunu anlaşılması için şöyle söyleyelim
<alpurungu> bir teaziye çıkıp tartıldığımızda kilomuz +70 kg diyebiliriz ama -70
kg diyemeyiz
<alpurungu> oysa bu sonradan gelen antikuark aynen böyle (-)kg değerlidir
<alpurungu> işte bu eksi kg değer (+) değere göre daha dinamik etken olduğundan
kendi geldiği (-) tarafa taşıyacaktır
<alpurungu> bu (-) taraf ise bu evren olan (+) taraf dışındadır
<alpurungu> bu kuark ve antikuark çiftini önümüzdeki 17 saniyeyi yaşamadan
incelemeye çalışalım
<alpurungu> ikisi arasında bir enerji iplikçik bağı olduğunu görürdük
<alpurungu> bu iplikçiğe fizik bilimi süper sicim, solucan deliği gibi isimler
verir
<alpurungu> bu sicimi de büyüterek incelemeye yönelirsek
<alpurungu> içinin tünel şeklinde olduğunu
<alpurungu> enerji fazında hareket edilirse kuarkın içinden enerji dalgaboyunda
ilerleyebileceğini
<alpurungu> bu tünele girdiğimizde tünel içinin evrenimizden çok farklı bir yer
olduğunu görürüz
<alpurungu> çünkü burada bizim evrenimizdeki 4 boyuttan başka 7 boyut daha
olduğunu buluruz
<alpurungu> bu tünel içinde 11 boyut vardır
<alpurungu> onbir boyut kavramını dört boyut kavramı içinde yaşayan ve düşünen
bizlerin tam bir tanım ile tarif etmeleri asla mümkün değildir ama yaklaşık
olarak bir şeyler söyleyelim
<alpurungu> bir oda büyüklüğünde bir cam bartdağın içine girelim
<alpurungu> evrenimizin dört boyut sınırlaması gereği sadece dışarıyı şeffaf
camdan görecektik
<alpurungu> oysa bu onbir boyutlu cam odada içerde olduğumuz halde hem içerden
dışarıyı hem de dışardan içerdeki kendimizi görebilecektik
<alpurungu> bir adım daha atarsak saatimiz de 1, 2, 3, diye değil
<alpurungu> 3, 2, 1, 12, 11 diye çalışacaktır
<alpurungu> ancak kendimiz (+) evren insanı olduğuımuzdan (-) / (+) ödeme
dengesi gereği (0) zamanlı olacak sadece saatimiz geriye doğru çalışacaktı
<alpurungu> burada bu süper sicim, solucan deliği denen bu tüneli bırakalım
tekrar kuarkımızı daha yakından inceleyelim
<alpurungu> kuarkımızın da küre yani pinpon topu gibi olduğunu belirtmiştik
<alpurungu> zamanını sıfırlayıp baktığımızda ise bu pinpon topunun daha küçük
iki bilyeden meydana geldiğini görmeye başlarız
<alpurungu> bu bilyeler de birbiri çevresinde süper hızlarda döndüklerinden biz
bu ikiliyi tek top gibi görmekteydik diye anlarız
<alpurungu> bu bilyelere de bilim Takyon çifti adını veriyor
<alpurungu> Takyon çifti de Kur`an bünyesinde Takiyyun adıyla mevcuttur
<alpurungu> Takyon kelimesi kendini olduğundan başka gösteren demektir
<alpurungu> Arapça olan Takiyyun ise takiyye kelimesinden gelmekte, takiyye de
aynı anlamda olup takiyyun şeklinde olunca da takiyye yapan çift demektir
<alpurungu> Kuark nasıl Kuvve-i ırak yapısının Batılı telafuzu olmuştu ise bu
Takyon da Takiyyun`un telafuzundan başkası değildir
<alpurungu> Takyon çiftini hareketsiz yaparak her birine tek tek bakalım
<alpurungu> galaksilerden Takyonlara kadar evrende ne görüyorsak küreseldir
<alpurungu> ama ilk defa Takyon çiftlerinden birini durdurup tek başına ele
alırsak bu küreselliğin ortadan kalktığını
<alpurungu> yine birbiri çevresinde döndükleri için küre gibi görünen fakat
durduğumuzda bir çift borucuk olduğunu gördüğümüz Tardyon çiftine ulaşırız
<alpurungu> Tardyon kelimesi ortaya çift olarak çıkan demektir
<alpurungu> Tardyon kelimesi yine diğerleri gibi Kuran ifadesiyle Tardiyyun
kelimesinden başkası değildir
<alpurungu> Tard = atılan, çıkartılan demektir
<alpurungu> Tardiyyun dışarı atılan çift demekt
<alpurungu> ir
<alpurungu> Tardiyyun kelimesi fiziğin anlatmak istediğini daha yerinde
söylemektedir
<alpurungu> evren yaratılışında meydana gelen olay Big-Bang denen büyük patlama
olayı idi
<alpurungu> bu olay patlama şeklindedir ve evrenin ortaya çışı anını
söylemektedir
<alpurungu> Kuran ise bu olayı "aşağıların aşağısına itilmek (çıkartılmak)"
demektedir
<alpurungu> insan yani Adem ve eşi için
<alpurungu> çok boyutlu Cennet ve Araf ortamından 4 boyutlu bu evrene gönderilme
boyut indirgemesi
<alpurungu> aşağıların aşağısında olmaktır
<alpurungu> bu evren de onların geldiği oradaki NUR evrenden buraya atılan bir
parçacık NUR`un NAR denen enerjisidir
<alpurungu> öyleyse Tard edilmişidir
<alpurungu> işte bu nedenle maddenin en temel Atom altı parçacığına Tardyon
denmesi çok yerindedir
<alpurungu> Kuran bu Tardyona başka bir isim daha vermektedir
<alpurungu> SUR BORUSU
<alpurungu> Tardyon çifti iki borucuktur demiştik
<alpurungu> işte bu borucukların her biri tek bir SUR BORUSU olmaktdır
<alpurungu> kıyamet kopması için üflenecek olan SUR BORUSU da bundan başkası
değildir
<alpurungu> bir tekine öz titreşimi yakalayacak frekans ile üflendiğinde
<alpurungu> bütün evrenin öz titreşimi yakalanmış olur
<alpurungu> kristal bir bardağın ses ile öz titreşim yakalanarak parçalanması
gibi bütün evren de paramparça oluverecektir
<alpurungu> bu Tardyon borucuklarının birleşme noktasından çıkan süper sicim
tüneli sadece bir noktadır
<alpurungu> nokta işaretinin bir çapı yoktur
<alpurungu> Arapça matematik değeri de (0) sıfır demektir
<alpurungu> Maddenin en temel parçacığı olan Tardyon çiftinin göbek bağı aynı
zamanda Kuark`ın, hatta Proton`un da göbek bağıdır
<alpurungu> bu bağ bir nokta şeklindeki Tardyon borucuk çiftleri birleşme
noktasıdır ve bu nokta tünelin ağzını ifade eder
<alpurungu> işte o noktayı büyütüp içine girersek 11 boyutlu tünele girmiş
oluyorduk
<alpurungu> bu tünel nereye çıkıyor
<alpurungu> sonunda ne var
<alpurungu> bu 11 boyut alemine Muhiddini Arabi "Berzah" tarfini yapıyor
<alpurungu> Hz.Ali
<alpurungu> "B" (Arapça B) harfinin noktasıyım diyerek tanımlıyor,
<alpurungu> Resulullah ise "Dar kapı, kabir, dar geçit" tanımlarını getiriyor
<alpurungu> Hz Ali, Resulullah`ın geçit dediği yerin girişiyim diyerek sadece
noktayım diyor
<alpurungu> buna evrensel ve zmanlar ötesi bir gönderme yaparak da Kuran
surelerinin başına getirilen Besmele sözünün
<alpurungu> ilk harfi olan "B" harfi de müstakil ve tek harf olarak yazılır
<alpurungu> işte Besmelenin başındaki tek bağımsız harf olan B`nin nokta
işaretiyle biz kullara
<alpurungu> ey o nokta gibi olan kapıdan gelenler
<alpurungu> Rahman ve Rahim adlarının da üzerinde olan Allah`ın halifelerisiniz
<alpurungu> anlamı yüklenerek bize Besmele okutulmaktadır
<alpurungu> bu nedenle her işin başı Besmele olmalıdır
<alpurungu> Bu noktanın devamı olan bütünün şekli de ilk surenin ilk harfi olan
Elif şekliyle
<alpurungu> süper sicim denen bağlantımız işaret edilmektedir
<alpurungu> bu öyle bir kapıdır ki
<alpurungu> o kapıdan bütün insanları geçirip anne rahminde nutfe olan cenine
ikinci ayında yerleştiren Azrail
<alpurungu> o kapıdan getirdiği gibi de geri götürmek için ölümü taddırarak
getirdiğini aynı kapıdan geri
<alpurungu> Berzah ötesine
<alpurungu> Ahiret alemine
<alpurungu> NUR EVREN EŞİĞİNE götürüp emaneti sahibine ulaştırmaktadır
<alpurungu>
<alpurungu> .Konumuzun ağır bir konu olması ve anlaşılırlığının sağlanabilmesi
için
<alpurungu> bu geceki bölümünde Kuantum Fiziği - İnsan ilişkisine bir bakış
girişi yapmaya çalıştık
<alpurungu> Yaratılış ve Anatomimiz bölümüne bu konunun devamı olarak gelecek
seminerimizde devam edeceğiz
<alpurungu> İnşallah
<alpurungu>
<alpurungu> Başta Resul-i Kibriya efendimiz olmak üzere
<alpurungu> cümle ehl-i İslam!a
<alpurungu> cümle şühedaya
<alpurungu> hasseten Başbuğ Alparslan Türkeş ruhuna
<alpurungu> lillahül Fatiha
<alpurungu>
<alpurungu> Hakkınızı helal ediniz
<alpurungu>
<alpurungu> amin
SEMİNERLERİMİZ

Bu köşe yazısı 334 defa okundu. Toplam 4093 kelime
YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ
|