<alpurungu>Bi-ismillah-ir-rahmanurrahim
<alpurungu>
<alpurungu>Değerli dava arkadaşlarım
<alpurungu>bundan önceki Kuantum Fiziği-Yaratılışımız ve Anatomimiz
<alpurungu>başlığı altında iki bölüm halinde işlemiş olduğumuz konumuzun bu
gece
<alpurungu>üçüncü bölümü olan Anatomimiz ve İslam ile ilişkisi bahsine
başlıyoruz
<alpurungu>ilk iki bölümde açıklamalarını vermeye çalıştığımız husular
<alpurungu>Kuantum Fiziği bilim dalının çağdaş açıklamalarına göre
<alpurungu>Atom ve Atom altı parçacık fiziği özelliklerini açıklarken
<alpurungu>atom
<alpurungu>çekirdek (nötron-proton-elektron) kombinasyonu
<alpurungu>elektron spin faailiyeti
<alpurungu>proton paröaları olan kuarklar
<alpurungu>kurak çiftleri olan rişon ve mezon çiftleri
<alpurungu>kuark altı parçacıklar olan
<alpurungu>tardyon (tardiyyun)
<alpurungu>takyon (takiyyun)
<alpurungu>süpr sicimler-solucan delikleri
<alpurungu>paralel evren yapısına geçişteki dar geçit tüneli (sur borusu)
<alpurungu>4 boyululuk ile 11 boyutluluk durumlarının nitelikleri
<alpurungu>aklın hızı ve zamanda ileri geri harektler
<alpurungu>mini hilbert uzayı
<alpurungu>gibi atom altı fiziğini ilgilendiren başlıca konuları açmaya
çalıştık
<alpurungu>ikinci bölümde
<alpurungu>insanlığın kavl-i bela halini
<alpurungu>oradaki sözleşme yapılan ELEST MECLİSİNİ
<alpurungu>cennet aşamasına geçişi
<alpurungu>cennet evresinde siccin mekanında secere denen ağacın yasaklanması
<alpurungu>yasağın çiğnenmesi
<alpurungu>Adem ve eşinin yaratlışı ile onlardaki atom değerleri içinde
gizlenmiş
<alpurungu>muazzam nükleer enerji (ateş) gücünün bilgisinden mahrum Şeytan
densizliği
<alpurungu>insanların secere kelimesi ile ifade edilen cinsel eylem sonucu
TAKVA elbisesinden sıyrılması
<alpurungu>insanın sonsuz boyutlu Cennet evreninden
<alpurungu>4 boyutlu bu evrene gönderilerek aşağıların aşağısına itilmesi
(indirgenmesi)
<alpurungu>bu evrene geçişte takip ettiği karanlıkları yaran TARIK oluşu
<alpurungu>açıklanmıştır
<alpurungu>bu geceki seminer çalışmamızda bu aşamadan sonraki
<alpurungu>yaratılış özelliklerimizi
<alpurungu>anatomimizi ele alarak İslam ile bu anatominin ilişkilendirilmesini
<alpurungu>açıklamaya çalışacağız inşallah
<alpurungu>burada ANATOMİ kelimesinin anlamını açmakla başlamak istiyoruz
<alpurungu>bilindiği üzere hemen bütün yerli yabancı sözlükler
<alpurungu>anatomi kelimesinin Yunanca yahut Latince olduğunu söylemektedirler
<alpurungu>Yunanca ve Latince dillerini her türlü dil bilim şartlarını
zorlayarak incelersek
<alpurungu>ne Yunanca ne de Latince`de anatomi kelimesi yapacak bir kök yahut
kavram kelimesi
<alpurungu>bulunmadığını göreceğiz
<alpurungu>anatomi kelimesini oluşturacak hiçbir kök dayanağına sahip olunmadı
halde
<alpurungu>bu kelimenin Yunanca-Latince olduğunu kabullenmek de bilimsel açıdan
mümkün değildir
<alpurungu>öyleyse anatomi kelimesinin asıl sahibi olan dil hangi dildir
<alpurungu>bunu belirtelim
<alpurungu>Yunanlılar Hellen adıyla birleşerek bir millet olma özelliği
taşımaya
<alpurungu>MÖ.1000 yıllarında Balkanlar ve Mora Yarımadasına geldiğinde
başlamıştır
<alpurungu>bu toplumun o zamana kadar değişik adlar etrafında toplanmış farklı
dil ve kültürlerde olan
<alpurungu>küçük kabileler olduğunu
<alpurungu>geldikleri yerin de şimdiki Gürcistan ve kuzeyi olduğunu biliyoruz
<alpurungu>işte bu Hellen - Yunan topluluğu Balkanlar ve Mora Yarımadasına
geldiğinde buraları boş değildi
<alpurungu>onlardan çok önceleri buralara yerleşmiş
<alpurungu>buralardan İspanya İper Yarımadasına kadar uzanan sahada
<alpurungu>Kuman Türkleri`nden Al-Apalar denilen ve ALP dağlarına adlarını
miras bırakan Türkler vardı ve Türkçe konuşurlardı
<alpurungu>Latinler de Yunanlılardan çok daha sonra Balkanların kuzeyine
geldiklerinde
<alpurungu>yine bu sahada aynı Kumanların olduğu tarihi gerçekliktir
<alpurungu>Latinler ve Yunan olanlar geldikleri bu topraklarda kendilerinden
çok daha ileri kültür yapısına sahip olan
<alpurungu>hatta runik yazıdan alfabeli yazıya geçerek kendi alfabelerini
kurmuş olan bu Türkler`den çok şey öğrendiler
<alpurungu>işte bunlardan biri de bu ANATOMİ kelimesidir
<alpurungu>eski prototip Türkçe`de ana şimdiki anadır
<alpurungu>doğma kelimesi de o zamanlar toma olarak burada söyleniyordu
<alpurungu>ana-toma olarak bu kelimeleri fonetikleşmiş şekilde
belirleyebiliyoruz
<alpurungu>o zamanlar ana-toma demek anadan doğma yani çıplak vücut demektir
<alpurungu>anatoma şeklinde birleşik söylenen bu kelimeyi Yunanlılar önce
öğrendiler
<alpurungu>onlardan da Latinler aldılar
<alpurungu>ANATOMA sözünü ANATOMİ olarak kendi dillerine aldılar
<alpurungu>bu şekilde Yunan ve Latin dilleri başta olmak üzere
<alpurungu>Cermen kavim bünyesinden olan milletler de dahil Slav dillerine
hatta İskandinav dillerine
<alpurungu>çok sayıda Türkçe kelimeler alınmış ve benimsenmiştir
<alpurungu>sözgelişi bunlardan biri de Kaniç adıdır
<alpurungu>bir köpek türü olan Kaniç adının aslı da Kan-İçen şeklindedir
<alpurungu>çünkü özel beslenme yoluyla yetiştirilen bu köpek kan yedirilerek
beslenir ve bu nedenle kan içen denilirdi
<alpurungu>batılılar bu kan içen sözünü Kaniş olarak dillerine aldılar
<alpurungu>insan vücudunun çıplaklığını ifade etmek için biz de bu Türkçe
kelimeyi Anatomi kelimesini tercih ediyoruz
<alpurungu>insanlık tarihi diller alışverişi içinde bulunarak yazılmasa da
konuşma metodlarona yerleşmiş diyebiliriz
<alpurungu>bu şekilde bir tarih yazılı tarihten daha eski bilgileri bize daha
kesin belgelerle ulaştırmaktadır
<alpurungu>hangi dilde hangi dilden kelime yoğunlukları bulursak
<alpurungu>o milletlerin ilişkilerini değişik kombinasyonlarda bulabiliriz
<alpurungu>işte bunlardan bazıları da Arapça-Türkçe ilişkisinde meydana
gelmiştir
<alpurungu>Runik alfabeli yani resim yazı tekniği ile düzenlenmiş belgelerin
çözümlemelerinden
<alpurungu>çivi yazısı da dahi tüm yazı metodlarından çok daha eski bilgilere
ulaşmak mümkün olmakta
<alpurungu>bu da tarihin çoktan yeniden yazılması gerekliliğini ortaya
çıkarmaktadır
<alpurungu>Arapça-Türkçe arasında alınmış kelimelerden bazıları Kuran içinde de
bulunmaktdır
<alpurungu>örneğin Kehf Suresi adının kaynağı
<alpurungu>sure içinde geçen Kehf denen mağara kıssasıdır
<alpurungu>bu mağaraya iman eden bazı kişiler sığınmışlar ve burada 300 ve kısa
bir duraklama ardından 9 yıl daha uyur halde kalmışlardır
<alpurungu>bu süre için Kuran yarım gün kadar diye bir tanım getirmektedir
<alpurungu>gerçekten de ışık hızında hareket edilmesi halinde geçecek yarım
günlük sürede 300 yıllık ana aktivasyona kısa bir obsidasyon salınımı yapıp 9
yıl daha ekleyeceğimiz zamanın geçtiğini hesaplıyoruz
<alpurungu>bu da 309 yıl yapar
<alpurungu>ışık hızında zaman sıfıra yakın bir hızda geçmektedir
<alpurungu>bu temel bilgiden bakarak
<alpurungu>Kuran modern fiziğin ışık hızının hesapladığı yarım gün diliminin
309 yıla hem de 300 ve 9 yıllık bir aralamalı zaman olduğunu bundan 1400 sene
önce bildirmektedir
<alpurungu>Kehf kıssasının anlatıldığı ayetlerde
<alpurungu>güneş ışığının mağaraya sağdan girerek sola büküldüğünü
bildirmektedir
<alpurungu>ışık hızında hareket ediş halinde zaman da ışık rotası da ivme
yapacak ve sağdan sola büküm yapacaktır
<alpurungu>bu da aynı surede 1400 sene önce açıklanmıştır
<alpurungu>ve bu surede asıl önemli bir husus hep gözden kaçmaktadır
<alpurungu>bu mağaraya insanlarla beraber bir de köpek girmiştir
<alpurungu>fakat bu 300 + 9 = 309 yıl zaman geçtiğinde insanlar atom altı
parçacık fiziğinin tüm aşamalarını dış görünümlerine de yansıtarak yaşamışlardır
<alpurungu>hatta bu husus için onları görseydiniz dehşete düşerdiniz
korkardınız demektedir ayetler
<alpurungu>insanlar bu süre sonunda o gün mağaraya girmişler gibi uyanırlar ama
<alpurungu>köpekleri daha mağaraya girildiği zaman diliminde ölmüştür
<alpurungu>insanlar yaşamını devam ettiriyor fakat köpek ettiremiyor
<alpurungu>burada insanların sağ kalması asıl murad edilendir ama köpeğin ölümü
bize insana has bir özelliği söylemektedir
<alpurungu>insan atamoaltı evren yapısında tardyon-takyon çiftleri aşamasında
borucuklarının içinde NUR yapılı RUH vasfını taşımaktadır
<alpurungu>bu yapısı onun kirlian ışımasını da diğper varlıkların 6 katında
gösterir
<alpurungu>NUR-NAR bileşkesi özelliği taşıyan insan zaman opsidasyonu içinde öz
varlığını olduğu gibi koruma niteliği kazanır
<alpurungu>bu yapı onu diri tutar ama ruh-nur vasfı bulunmayan hayvanı yaşatmaz
<alpurungu>buna bir örnek verirsek
<alpurungu>atom altı parçacık plazması üretilirken
<alpurungu>mesela proton plazması elde edilirken
<alpurungu>kuark parçalanmasından dolayı dışarı doğru partikül saçılması olur
ve bunların zamanı normal (+) zaman koordinatı taşır
<alpurungu>oysa aynı plazma patlamasında çoktan dışa gitmiş de dönmekte olan
kahverengi ışın (foton) tanecikleri ters zamanlı (-) koordinatlı istikamet
gösterir
<alpurungu>biz bunu mıknatısların görünmez ışınları olan çekim özellikli
gravitasyon dalga-parçacıklarında tespit edebiliyoruz
<alpurungu>normal ışık tayfında yedi renk vardır
<alpurungu>fakat bu tayfın içinde kahverengi kuşak yoktur
<alpurungu>oysa proton plazma saçılmasında ters yön ve zamanlı kahverengi
parçacıklar tespit edebiliyoruz
<alpurungu>bunun da ilginç bir özelliği vardır
<alpurungu>bu olayı bir insan gözlemliyorsa kahverengi saçılma meydana
gelememekte, insan gözlem yapmıyorsa kahverengi saçılma olabilmektedir
<alpurungu>yani
<alpurungu>insan gözünün yayınladığı dalgaboyu bu parçacıkları
hapsedebilmektedir
<alpurungu>işte bu insan gözünün yayınladığı dalga boyunun diğer adını NAZAR
DEĞMESİ olarak isimlendiriyoruz
<alpurungu>eğer bu NAZAR DEĞMESİ haset duygusu ile yayınlanırsa karşısındaki
nesneyi parçalama gücüne de sahip olur
<alpurungu>eğer karşısında kristal cam varsa un ufak olur
<alpurungu>metal varsa eğilir
<alpurungu>canlı organizma varsa (-) enerji yüklemesi yaparak en yakın
hastalığa uygun zaafiyet alanı meydana getirir
<alpurungu>işte bu nedenle Kuran nazar değmesinden sakınmayı tavsiye eder
<alpurungu>konuya dönersek
<alpurungu>KEHF SURESİ`ne ad olan bu Kehf kelimesi Türkçe bir kelime olan KOF
sözünün Arapça diline geçiş şeklidir
<alpurungu>KOF kelimesi içi boş, oyuk, mağara anlamlarına gelir
<alpurungu>nitekim KEHF kelimesi de aynı anlamda kullanılmaktadır
<alpurungu>burada Kehf Suresi içinde anlatılan kıssalar (olaylar)dan ikisinin
daha özelliklerini arzederek
<alpurungu>ana bahsimize devam edelim
<alpurungu>Kehf Suersi içinde anlatılan olaylardan biri de Musa aleyhisselamın
Hızır ve kardeşi Harun ile seyahatidir
<alpurungu>tefsir ve mealler bu seyahati de asırlar öncesi görüşleri ile
açıklamaya çalışmaktadırlar
<alpurungu>bu eski anlatılara göre Musa ve Hızır bir sahilde yürüyerek
ilerlemektedir
<alpurungu>Musa içinde bir balık bulnan bir sepet taşımaktadır
<alpurungu>bir yere kadar giderler ve fazla geldik der geri dönerler
<alpurungu>bu arada sepetteki ölü balık canlanıp denize atlar
<alpurungu>olayın bir bölümü böyle anlatılır
<alpurungu>bu olayı çağdaş bilim açısından tekrar anlatalım
<alpurungu>Musa ve diğer iki kişi daha bir sahilde ilerlerken
<alpurungu>sepette ölü bir balık vardır
<alpurungu>fakat bu sahilin tercüme edildiği gibi deniz sahili olduğu kesin
değildir
<alpurungu>anlatışa göre bu sahil bu evren içinde zaman koordinatları kıyısında
yapılmaktadır
<alpurungu>sahil zaman koordinatlarımızın sahilidir
<alpurungu>kıyısıdır yani
<alpurungu>her an bu koordinatların dışına çıkılabilir ve ileri zamana yani
gelecek zamana geçilebilir
<alpurungu>nitekim fazla gitmişiz der ve zamanda geri gelirler
<alpurungu>çünkü ayette geçen kelimelere bakılırsa önceki takip edilen İZ
izlenir ama gerisin geri
<alpurungu>dönerek değil gerisin geri
<alpurungu>geri geri adım atılamayacağına göre zamanda geri gidilmektedir
<alpurungu>bu defa geri zamanda da başladıkları zmana değil geçmiş zamana
gidilmiştir
<alpurungu>çünkü balık diridir
<alpurungu>yani balık sepetten atlamıyor
<alpurungu>yeniden denizdeki diri olduğu zamana geri dönmüş oluyor
<alpurungu>Kehf Suresindeki diğer olay ise Zulkarneyn olayıdır
<alpurungu>Zulkarneyn ayetlerde ifade edildiği gibi isim değil lakap-sıfattır
<alpurungu>Zulkarneyn sıfatını taşıyan kişi bu adı alacak bir şeye sahiptir
<alpurungu>o da zul-karn-neyn denen şeye sahip olmaktır
<alpurungu>nedir zul-karn-neyn?
<alpurungu>zul = karanlık
<alpurungu>karn = tunel, hol, geçit
<alpurungu>neyn = çift
<alpurungu>demektir
<alpurungu>buna göre zul-karn-neyn deyince
<alpurungu>karanlık bir holden-geçitten-tunelden iki defa geçiş demektir
<alpurungu>bu da bu evren içinde karanlık bir tunel -geçit kullanmak
<alpurungu>iki ucuna ulaşmak demektir
<alpurungu>ayetleri incelediğimizde bu kişi Allah`ın verdiği bir İMKAN VESİLE
sayesinde
<alpurungu>uzayda yol almakta
<alpurungu>güneşin yörüngesinin tersi yönde gitmekte
<alpurungu>orada bir kavme seslenmekte (geçmiş zamana giderek, geçmişte güneşin
olduğu eski yerdeki zamanda insanlara seslenmekte)
<alpurungu>sonra güneşin gittiği yöne gidip ileri zamana geçmekte
<alpurungu>fakat bu defa üzerinde güneş batmayan bir arza (gezegene) varmakta
ve orada geçimsiz iki kavim bulmaktadır
<alpurungu>bu olayı çağdaş astronomi diliyle söylersek
<alpurungu>önce güneşin geldiği yöndeki Herkül Takımyıldızı tarafına gitmekte
ve geçmiş zamanda insanlara hitabetmektedir
<alpurungu>sonra da uzayda güneşin gittiği taraf olan Sirius (Köpek)
Takımyıldızı tarafına gitmekte
<alpurungu>iki güneş yıldız arasında bulunan bir gezegende Ya-Cüc ve Ma-Cüc
adını verdiği iki kavmi bulnaktadır
<alpurungu>yalnız bu güneşlerden biri balçığa batar gibidir ve bir ucu batış
tarafında uzamıştır
<alpurungu>işte bu tarif
<alpurungu>bir karadelik tarafından yutulmakta olan bir güneş tarifidir
<alpurungu>ve bu güneş gerçekten de Sirius istikametinde vardır
<alpurungu>ve karadelik tarafından hala yutulmaktadır
<alpurungu>olayın anlatımı devam eder
<alpurungu>iki kavmin kavgasını engellemek için iki dağ arasına
<alpurungu>yani karşılıklı iki yamaç arasına
<alpurungu>önce demir külçeler koydurup demir bir duvar ördürür
<alpurungu>sonra bu duvar üzerine tercümelere göre bakır eriyik dökülür
<alpurungu>oysa ayette bakır sarılır ifadesi vardır
<alpurungu>bilindiği üzere elektrik motorları çekirdeği demirdir ve üzerine
bakır iletken sarılır
<alpurungu>bu iki yamaç ifade edildiğinden dev bir elektyrik motorudur ve
istenen çok yüksek bir elektrik voltajı elde etmektir
<alpurungu>böylesi dev bir elektrik motoru çalıştırıldığında meydana getireceği
manyetik alan iki yanda zamanı iki ayrı yön koordinatlara iteceğinden
<alpurungu>iki kavim (yecüc-mecüc) birbirinden zaman olarak ayrı kalacak kavga
edemeyeceklerdir
<alpurungu>bu ayrışan zamanlar da ivme yapacak ve bir zman gelip çakışacaktır
<alpurungu>işte burada Hadisi şerifler devreye girer ve açıklar
<alpurungu>Ya-Cüc ile Ma-Cüc zamanları tam da bizim güneş sistemimizin mekan ve
zaman koordinatları ile buluştukları bir an gelecek
<alpurungu>yer yüzünde bu iki kavim görülecektir
<alpurungu>bu olay da kıyametin büyük alametlerinden biridir
<alpurungu>şimdi Kehf Suresine bu açıklamalr ışığında yeniden bir bütünlük
içinde bakarsak
<alpurungu>üç olay anlatıldığını
<alpurungu>bu üç olayda da zamanın değişik formasyonlarda değişimi izah
edilmektedir
<alpurungu>hatta nasıl zaman değişimi yapılacağı da anlatılmış olmak için
elektrik üreteci tanımlanmaktadır
<alpurungu>bir bakıma fiziğin İslam ile ilişkisine bir takım açıklamalar yapmış
olduk
<alpurungu>bu şimdiye kadar anlattıklarımızla
<alpurungu>fakat bütün bunların odağında zaman değişkenliği yanında insan
faktörü vardır
<alpurungu>öyleyse insan çok özel yaratılışı ile
<alpurungu>eşrefi mahlukat oluşu ile beraber
<alpurungu>beden yapısıyla da tanımlanmış olmalıdır
<alpurungu>önceki seminer çalışmamızda Tin Suresi bahsinde insanın anne
rahmindeki beslenmesinden bahsederek
<alpurungu>bir giriş yapmıştık aslında
<alpurungu>burada devam edelim şimdi bu anatomik yapının İslam ile ilişkili
sistematiğini görmeye
<alpurungu>nazar değmesi yahut insan gözünün yayınladığı dalgaların kaynağını
arayalım
<alpurungu>insan gözünü inceleyerek başlayabiliriz buna
<alpurungu>insan gözü hiçbir canlı gözünde olmayan bir göz bebeği sistemine
sahiptir
<alpurungu>Charles Darwin insanı maymun evrimleşmişi diye söylerken
<alpurungu>gelir en sonun da
<alpurungu>ah şu insan gözü olmasaydı der
<alpurungu>çünkü evrimde kök saydığı maymun türlerinin hiçbirinde bu göz bebeği
ve göz beyaz retina tabakası yoktur
<alpurungu>insan gözünün bebeği yaklaşık bir milyon iyon tüpü çubuğunun dmet
halinde birleşmesinden meydana gelir
<alpurungu>her bir iyon tüpü içinde 27 kapakçık vardır
<alpurungu>her kapakçık ile diğer kapakçık arası bir odadır
<alpurungu>dışardan gelen ışık ışını yani fotonu bu tüplerden birine girer ve
birinci kapakçık kapanır
<alpurungu>ikinci fotonu engellemek içindir bu
<alpurungu>ilk odaya giriş anında ikinci kapakçık açılır ve ışık taneciği
ikinci odaya geçerken ikinci kapakçık kapanıp üçüncü açılır bu böyle bütün iyon
tüpünde tekrarlanır
<alpurungu>ve ışık taneciği göz topunun geri tarafındaki sarı leke alanına
düşer
<alpurungu>o anda ışık taneciği bu alanda tamamen dalgaboyuna çevrilerek optik
görme sinirlerine aktarılır ve aynı ışık hızında beyne iletilir
<alpurungu>beyinde her bir ışık taneciği dalga boyu fazında farklı beyin
hücreleri alanlarına taksim edilir
<alpurungu>bu taksimat öylesine tutarlıdır ki
<alpurungu>görülen bütünü değerlendirir ve nitelemeyi de yaparız
<alpurungu>güzel, çirkin, şu renk, bu biçim, sert, yumuşak, buhar, vbg daha
pekçok nitelemeler yapılır
<alpurungu>burada bir sorun karşımıza çıkar
<alpurungu>beyimn dediğimiz canlı organizma dış ve iç yapı olarak iki ana
yapıya ayrılır
<alpurungu>görme de dahil tüm dıştan gelen veriler tamamen beynin dışı olan
KORTEKS tabakasında kategorilerine kaydedilir ve değerlendirilir
<alpurungu>korteks glikojen esaslı gri renkli ve yaklaşık 1 mm kalınlığında bir
zar tabakasıdır
<alpurungu>işte gören, öğrenen, bilgi depolayan, unutan, hisseden, karar veren,
vbg insani kavramlarımızın tümünü yapan işte bu
<alpurungu>1 mm kalınlığındaki korteks tabakasıdır
<alpurungu>ve bu korteks tabakası sadece insan beyinde bulunup başka hiçbir
canlı beyninde bulunmamaktadır
<alpurungu>işte insanı diğer canlılardan ayıran ana biyolojik farklılık bu
olduğu gibi
<alpurungu>insanın başka bir canlı primat türünün evriminin sonucu olmadığının
da ispatıdır
<alpurungu>korteks dediğimiz bu tabaka beyinin salgıladığı 300 kadar endorfinin
(hormonun) sayesinde yaşam bulur
<alpurungu>bu endorfinler sayesinde sever, nefret eder, öğrenir, unutur,
uyur-uyanırız ve düşünürüz
<alpurungu>beş duyumuzun tüm verilerini alan ve değerlendiren bu korteks
tabakası
<alpurungu>bütün beyin yapısının çevresini saran 1 mm kalınlığı ile yüzde 28
kadar bir miktarına tekabül eder
<alpurungu>bu korteksin ana yapılarından biri de adrenalin ile beslenmesi ve
DNA sarmallarını bulundurmasıdır
<alpurungu>bu korteks zarının altında ise beynin yüzde 72`si vardır ve beyaz
glikojen esaslı hücrelerden oluşur
<alpurungu>alt beyin dediğimiz korteks altı yüzde 72`lik kısım adrenalinin
tersi olan noradrenalin maddesi salgılar
<alpurungu>işte bu noradrenalin algılandığı anlar korkulan, acıklıdı yahut
kızgınlık anlarının üretimidir
<alpurungu>bir şeyden korkunca noradrenalin salgılanır ve tedbir al yahut
saldır parçala komutunu alırız
<alpurungu>bu noradrenalinin ana merkezi de beynin ön lop kesimidir
<alpurungu>işte namazda bu ön lop secdeye varır ve manen bu nefret ve
saldırganlığı öne eğilmenin sağladığı noradrenalin soğurma sistemi çalışır ve
etksis giderilir
<alpurungu>namaz ciddi ve anlamlı kılınırsa beynin bu işlevi kaçınılmaz olur ki
insan o zaman sakin ve merhametli olmaya başlar
<alpurungu>namazda ciddiyet ve anlam söz konusu değilse noradrenalin soğurma
sistemi nötralize etme yapmayacağından
<alpurungu>namaz hedefine varmamış olacaktır
<alpurungu>insan ana rahminde şekil alırken hep söylendiği gibi önce insan
kalbi değil işte b u alt beyin yapısı meydana gelir
<alpurungu>ana rahmindeki nutfenin ilk şekli kurbağa larvası şeklindedir ve bu
larvanın başı daha sonra ana beynimiz olan alt beyni meydana getirecek, larva
şeklinin kuyruk bölümü omurlilik ile beraber ana sinir sistemi
<alpurungu>biçiminde yapılanacaktır
<alpurungu>cenin büyüdükçe ilk beş ay geçene kadar bu larva başı zarsızdır
<alpurungu>beş aydan itibaren korteks meydana gelmeye başlar ve düşünce
sistemimizi öğrenme alanımızı kazanırız
<alpurungu>ana karnında bu beş aydan itibaren çocuk annenin ve yakın çevresinin
duygusal etki alanında demektir
<alpurungu>çünkü anne en yakın olarak tüm duygusallığını ilk önce kendisi
rahmindeki bebeğe geçirecektir
<alpurungu>bu nedenle anne adaylarının moral değerlerinin çok sağlıklı olup
olmaması
<alpurungu>doğacak bebeğe son derece etkili olacaktır
<alpurungu>bunun bir nedeni daha vardır
<alpurungu>insan beyninin korteksinde DNA sarmalları bulunurken
<alpurungu>alt beyin sisteminde RNA sarmalları
<alpurungu>bellek kartları vardır
<alpurungu>tüm insanlık
<alpurungu>Adem-Havva`dan beri tüm geçmiş soy ağacının tüm bilgi-bellek
birikimini işte bu RNA kartlarında taşır
<alpurungu>mümkün olsa da RNA kartlarını okuyabilseydik
<alpurungu>her bir insanın geçmişinde
<alpurungu>Adem-Havva`ya kadar tüm tarihini okumuş olacaktık
<alpurungu>bu kartların miktarını dünyaya şimdiye kadar gelmiş insan nüfusunun
toplamının birkaç milyar katı olduğunu düşünürsek
<alpurungu>nasıl bir bilgi bankası taşıdığımız anlardık
<alpurungu>ana karnında bebek nasıl anasından duygu etkileşimi alıyorsa beyin
dalga alıcı verici sistemi ile yakın çevresinde
<alpurungu>kardeş, baba, akraba beyin fazları ile de yakınlığı nedeniyle
etkileşlmeye girecektir
<alpurungu>bu nedenle doğan bebekler ilk altı aydan sonra mutlaka annne
koynunda yatmaktan uzak tutulmalıdır
<alpurungu>kardeşlerin aynı yatağı paylaşmaları da mutlaka önlenmelidir
<alpurungu>bu yakın temas halinde aynı yatağı paylaşma bazan aynı odayı
paylaşma dahi beyin dalgaları ile bilgi alış verişine neden olur ki
<alpurungu>olabilecek olumsuzlukların aktarımı için bu birlikte yatma en uygun
yoldur
<alpurungu>yine bir yatağı paylaşma alt beyin etkileşimi bakımından
<alpurungu>o bebeğin yetişkinlik dönemlerinde karakter ve cinsel sağlıklılık
seviyesini de belirleyici olabilecektir
<alpurungu>alt beyin kuruğu olan sinir sistemimiz kuyruk sokumuna kadar
ilerlerken
<alpurungu>alt beynin altındaki talamus isimli yerden çıkan ve hipotalamus
guddesinin içinden geçen bir sinir
<alpurungu>bu alt beyin kuyruğu ile birleşmek üzere damak üzerinden şah damarı
yanından geçerek enseye, buradan iki kürek kemiği arasına,
<alpurungu>iki kürek kemiği arasında çatal yaparak biri kalbe diğeri göğüse
ulaşır
<alpurungu>kalbe giden arter damarı altından kalbe girer ve arter altındaki
kalbin
<alpurungu>tamamı 7 tane olan ama merkezi bu arter altında bulunan mercimek
büyüklüğündeki beyinciğe girer
<alpurungu>bu 7 beyincik beynin hücre yapısıyla aynı dokulardan oluşur ve
kalbin beyinden bağımsız çalışmasını düzenler
<alpurungu>göğüse ulaşan sinir kadınlarda iki meme arasında bir düğüm yaparak
yola devam eder ve üreme sistemine ulaşır
<alpurungu>kadınlar namaz kılarken ellerini işte bu düğüm üzerine kapatırlar
<alpurungu>erkellerde aynı sinir düğüm izi yaparak yola devam eder ve göbek
çukurunun iki parmak altında düğüm yapar ve üreme organlarına ulaşır
<alpurungu>erkekler de namaz kılarken bu düğümü kapatırlar
<alpurungu>çünkü
<alpurungu>cennet ortamında Adem ve eşinin siccin alanında yaptıkları secere
eyleminin dünyada hala hatırlandığını
<alpurungu>ve oradaki olayın hatırasından hicap ve pişmanlık duyulduğunu ifade
eder
<alpurungu>bu aynı zamanda
<alpurungu>güzel ahlak ile oradaki takva elbisesinin taleo edildiği anlamına
gelir
<alpurungu>insan anatomisinin
<alpurungu>İslam dininde direk ilan edilen NAMAZ ile ilgisi bakımından bu
hususu çok iyi kavramış olmak gerekmektedir
<alpurungu>biz burada
<alpurungu>insan korteksi ile alt beyin sisteminin etkileri ve etkileşimleri
bakımından
<alpurungu>Türk Psikiyatri sahasında önemli bir yer tutan değerli bilim adamı
<alpurungu>emekli subay ve DR.Nusret Kaya`nın
<alpurungu>"Benmim Adım Cenin 1 ve 2" isimli eserlerini tavsiye ediyoruz
<alpurungu>insan anatomisinin İslam ile ilişkilerine bir başka seminer
çalışmamızda devam etmek üzere
<alpurungu>bu geceki bahsi burada sonlandırıyoruz
<alpurungu>
<alpurungu>.Rabbim, ilmimi ve bilmemi çok çok artır. (Taha Suresi-114.)
<alpurungu>
<alpurungu>Başta Resulullah olmak üzere
<alpurungu>cümle ehli İslam`ın
<alpurungu>cümle şühedanın
<alpurungu>ve hasseten Başbuğ Alparslan Türkeş`in
<alpurungu>ruhlarına
<alpurungu>lillahül Fatiha
<alpurungu>
<alpurungu>hakkınızı helal ediniz