
Tarih: 28 Ekim 2008 Salı SEÇİM, ÜLKÜCÜ HAREKET VE PARADİGMA
Demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından birisi hatta olmazsa olmazı olan bir
sürece girmekteyiz ve bu manada gerek siyasi partiler gerekse duyarlı
vatandaşlar endişelerini, tavırlarını ve stratejilerini belirlemek için harekete
geçmişlerdir. Türk siyasi hayatında her zaman belli yeri olan ve Türk Milletinin
teveccühüne mahzar olan MHP’nin tavrı da kamuoyunda seçim öncesi çok merak
edilir olmuştur. Acaba hem dış güçlerin desteklediği hem de bölücülerin
desteklediği siyasi partilere karşı nasıl bir strateji izlenecek? Neler
yapılmalı? Adaylardaki kriterler ne olmalıdır? Gibi biri sürü soru dolaşmaktadır
insanların beyinlerinde ve sözlerinde..
Tabii ki insanlar başarılı olan stratejilerden kolay kolay vazgeçmek istemez
ancak yarışmaya dayalı alanlarda başarılı olduğunuzda, bu başarının nedeni olan
stratejiniz (paradigmanız) artık o kadar açığa çıkmıştır ki, hem rakipleriniz
bir dahaki sefere daha dikkatli olacaklardır hem de sizin planlarınıza
uygulamaya sokmak için işbirliği yaptığınız kişiler tekrar aynı şeyleri
gördüklerinde bir önceki heyecanlı tepkileri vermeyecektir. “Daha önce işe
yaradı, bu sefer de yarar” inancı; kendini geliştirmeyi hedefleyen, amaçları
olan, başarıyı arayan ve o andaki gidişatı değiştirmeyi hedefleyen insanların
kendilerine yapacakları en büyük kötülük gibi görünüyor.
Öncelikle tespitler yapılmalıdır sonuçlar öncesi konjonktürü iyi
gözlemlemeliyiz. Buda seçmenlerin önceliği olmalıdır. Bu değerlendirmeyi tüm
siyasi partileri kapsayacak şekilde ele almak yerine, MHP ve ülkücü camianın
durumunu, tavrını maddeler halinde dile getirmek bu kısa zaman içinde daha
sağlıklı olur kanaatiyle değerlendirmeleri şöyle sırlayabiliriz:
-Değişim için cesaret gereklidir ve cesaret, hiçbir şeyden korkmamak değil,
korkuya rağmen doğru olanı yapmaktır. Bu konuyu MHP açısından ele almakta fayda
görmekteyim. Diğer siyasi organizasyonlardan daha çok bir gençlik kitlesi olan
MHP değişim sürecine geçmişinden kopmamak üzere yeni açılımlar kazandırmalıdır.
- Değişim sürecini tabana gerekleriyle ve gerekçeleriyle açmalıdır.
-Seçim sürecinde neden tek çatı formülü? Sorusunun altı doldurulmalıdır.
Seçmenin kafasında “hep aynı şeyler” yargısı oluşursa, söylemler ne kadar
mantıklı ve toplum için faydalı olursa olsun ilk ortaya kondukları andaki önem
ve şiddetlerini kaybederler. Daha yeni olanın kazanması sürpriz olmayacaktır.
Siyasette yeni olan oluşumların, örneğin Genç Parti`nin, seçmenlerden önemli
ölçüde destek görmesinin nedeni söylemlerin rasyonelliği değil, yeni bir
paradigma içermesidir.
-Siyaset, toplumsal anlayışın değişmesinde öncelik olmuşsa bu toplumdan ziyade
“uygun yönetilebilirlik strateji”lerin tespitiyle yönetim kadrolarında
yapılandırılmalıdır.
Bu yazının devamı inşallah seçim sürecinde MHP ve ülkücü camianın öncelikleri
olarak devam edecektir. Ülkemizde öncelikler her gün farklılaşmaktadır. Bu
manada gündem tespiti ve değerlendirmesi o kadar zorlaşmıştır ki hem yöneticiler
hem de gündemle alakalı olanlar ziyadesiyle bir sıkıntı yaşamaktadır...
Talha Alp

Bu köşe yazısı 350 defa okundu. Toplam 370 kelime
YAZIYA YORUM YAPMAK İÇİN TIKLAYINIZ
|