MHP Genel Başkanı Bahçeli, yaşanan gündem ve muhtemel gelişmeler hakkında il ve ilçe yöneticilerine birer genelge göndererek “gerilim ve çatışma ortamlarından uzak durmaları, milli heyecanların tahrikine, samimi inançların istismarına açık ortamlarda sükunetlerini ve vakur duruşlarını muhafaza” etmelerini istedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yaşanan gündem
ve muhtemel gelişmeler hakkında il ve ilçe yöneticilerine birer genelge
göndererek “gerilim ve çatışma ortamlarından uzak durmaları, milli heyecanların
tahrikine, samimi inançların istismarına açık ortamlarda sükunetlerini ve vakur
duruşlarını muhafaza” etmelerini istedi.
Bahçeli'nin teşkilatlara
gönderdiği genelgenin tam metni şu şekilde:
Aziz Dava Arkadaşlarım,
Tartışma, gerilim ve kutuplaşma ile girilen 22
Temmuz seçimlerinden sonra huzur ve esenlik arayan, refah ve kalkınma bekleyen
aziz milletimiz, o günden buyana gerçekleşen gelişmeler karşısında derin bir
hayal kırıklığı yaşamış ve siyasete olan inancı sarsılmaya başlamıştır.
Cumhuriyetimizle tarihi sorunları olan mihraklar
ile milletimizin değerlerinden uzak siyaset aktörlerinin yarattıkları gerilim
alanı siyaset dışına kayma eğilimi göstermeye başlamış ve maalesef hükümet
organları ile devlet kurumları ve bürokrasi üzerinden yeni ve farklı bir çatışma
sahası doğmuştur.
Avrupa temsilcilerinin, okyanus ötesi odakların,
yabancı güçlerin de artık işbaşındaki hükümet eliyle doğrudan müdahil olduğu bu
kargaşa ortamı giderek daha da kötüleşen ekonomik gelişmelerden de etkilenerek
ciddi bir rejim bunalımının işaretlerini vermeye başlamıştır.
Taraflarının netleşmeye başladığı bu cepheleşmede
toplum içinde de gerginlikler artış göstermiş, işbirlikçi medya gücünün
etrafında dönüp duran taraflı tartışmaların ve kara propagandanın etkisi ile
kafası ve gönlü karıştırılmaya çalışılan aziz vatandaşlarımız birbirine karşı
hasmane duygular besleme tehlikesi ile yüzyüze bırakmıştır.
Gelinen bu aşamada ağır bir yıkım sürecinin bütün
işaretlerini vermeye başlayan Türkiye'de hükümet aciz, çaresiz ve tahripkar;
temel kurumlar yıpranmış, hırpalanmış ve endişeli; siyaset yorgun, tıkanmış ve
inatçı; hukuk zedelenmiş, güç kaybetmiş ve öfkeli; aziz milletimiz ise gergin,
yoksul ve ümitsizdir.
Ülke yönetimi hükümetin kontrolünden çıkmış,
devleti ayakta tutan temel dinamikler olan yasama, yargı ve yürütme arasındaki
rabıta ve denge kaybolmuş, birinin diğerine tahakkümünü arzulayan taraftarlar
birer birer ortaya çıkmaya başlamıştır.
Küçük bir kıvılcımın büyük sosyal ve siyasal
olaylara neden olabileceği bu çok hassas ve son derece kritik ortamda, Türkiye
derinden ve sinsi bir bölünme ve ayrışma ortamının bütün işaretlerini vermekte,
tıpkı ömrünü tamamlamak üzere olan bir köhne ülkenin fetret döneminin
emarelerini göstermektedir.
Yaşanan derin kriz ortamı ve yaklaşan ağır
buhrana neden olan tahribatlar, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel her alanda
Türkiye'yi ayakta tutan güvenlik duvarlarını maalesef yıkmaya başlamıştır.
Kişisel ikbal ve kaygıların inadıyla ülkemizi
ateşe atmaktan kaçınmayacakları artık belli olan odakların, adım adım düştükleri
açmazda kendileri ve beraber yürüdükleri yol arkadaşlarının yanı sıra milli
varlığımızı, aziz millet varlığını ve kutlu değerlerimizi de içinden çıkılmaz
bir karanlığa doğru sürüklemeyi göze aldıkları anlaşılmaktadır.
Ülkemizin ve demokratik siyasetimizin üzerinde
kara bulutların gezindiği bu süreçte Milliyetçi Hareket Partisi, kontrolden
çıkarılmaya çalışılan ülkemizde bir denge unsuru olarak 70 kişilik Meclis Grubu
ile sorunlara çözüm bulmaya çalışmış, yapıcı ve tutarlı öneri ve girişimlerde
bulunmuştur.
Sorunları, bunalımlarla ve çalkantılarla geçen
150 yıllık Türk siyasi tarihin derinliği ve ışığında yorumlayarak, bugünün
işaretlerini dünden, yarının gelişmelerini de bugünden gören ve uyaran
Milliyetçi Hareket Partisi, siyaseti ve toplumu Türk milletinin bekası ve
Cumhuriyetimizin devamı için asgari müştereklerde buluşmayı önermiştir.
Partimiz, yaşananları çok önceden öngörmüş,
Türkiye'ye çok ağır bedelleri olacak siyasi bir depremin öncü sarsıntılarının
yaşandığı, içine girdiğimiz kriz sarmalının sağduyunun rehberliğinde ve en az
zararla aşılması noktasından giderek uzaklaşıldığını önemle vurgulamış ve bu
konudaki olumsuz gelişmelerin vebalini öncelikle siyasetçilere hatırlatmıştır.
Ancak yaşananlar, yalnızca ülkesinin ve
milletinin geleceği hakkında duyduğu kaygılar nedeniyle siyasette uzlaşmayı,
fedakârlığı ve fazileti savunan Milliyetçi Hareket Partisi'nin yapıcı ve yol
gösterici muhalefetinin hızla kaosa yönelmiş olan bu süreci durdurmaya
yetmediğini göstermektedir.
Milleti veya devleti tek başına temsil iddiasıyla
ortaya çıkan mihrakların ülkemizi getirdikleri bu noktada ve üstelik milli
geleceğimiz açısından birlik ve beraberliğe acilen ve en çok ihtiyacımız olduğu
bir dönemde Türkiye'nin böyle bir noktaya gelmiş olması her bakımdan büyük bir
talihsizlik ve basiretsizliktir.
Türkiye'nin sorunlarını çözmek birinci görevi ve
yükümlülüğü olması gereken siyaset kurumu, krizi aşabilecek iyi niyet ve ileri
görüşü gösterememiş, demokratik mekanizmaları harekete geçirecek olan diyalog
imkânlarını kullanılmamıştır. Tıkanan siyaset kanalları ortak aklın ve ülke
sevgisinin rehberliğinde aşılamamış, basit ve ilkel çıkar hesaplarından
kurtulamamıştır.
Küresel gelişmelerin aleyhimize şekillendiği,
Türkiye'nin ayrışma sancılarını yaşamaya başladığı, geçmişte ekilen bölücülük
tohumlarının zemin ve iklim bulduğu, yabancıya açık bir ekonomik tahribatın
alabildiğine sürdüğü ve bunların bir bileşkesi ve doğal sonucu olarak milli
bekanın tarihindeki en önemli tehditlere maruz kaldığı bu dönemde, Milliyetçi
Hareket Partisi'ne, Türk milliyetçilerine ve ülkücülere düşen milli görev ve
sorumluluk daha da artmıştır.
Karşımızdaki tablo, bütün parti mensuplarımıza,
vatan, bayrak, millet ve Cumhuriyet ortak paydasındaki duruşumuza ilave olarak
yeni ve önemli toplumsal bir misyon yüklemekte, artık vazgeçilmez bir denge
unsuru olan Milliyetçi Hareket'ten beklentileri artırmış görünmektedir.
* Milliyetçi Harekete gönül vermiş
muhterem vatandaşlarım ve yönetici dava arkadaşlarım, milliyetçi siyasetimizin
şerefli geçmişinde olduğu gibi, Türkiye'mizin ve Türk milletinin güvencesi
olmayı sürdüreceklerdir.
* Çatışmaların bulandırdığı puslu ortamın
dağılması için, ayrışmalardan uzak duracaklar, yapay farklılıkları körüklemekten
ısrarla kaçınacaklardır.
* Asgari milli müşterekler üzerinden
yapıcı, birleştirici, bütünleştirici olacaklar, düşünce, tutum ve
davranışlarıyla bu samimi duygularını topluma aktaracaklardır.
* Bugünkü kargaşanın nedenlerini
vatandaşımıza anlatacaklar, inanç istismarının gerçekleri gizlemesine fırsat
vermeyerek, iyi niyetli ve çözüm üreten yaklaşımımızı mutlaka tanıtacaklardır.
* Gerilim ve çatışma ortamlarından uzak
duracaklar, milli heyecanlarımızın tahrikine, samimi inançlarımızın istismarına
açık ortamlarda sükûnetlerini ve vakur duruşlarınım muhafaza edeceklerdir.
* Kamplaşma, kutuplaşmaların asla tarafı
ve nedeni olmayacaklar, mensuplarımızı yaşanması muhtemel çatışmalardan uzak
tutacaklardır.
Bu aşamadan sonra başta iktidar partisi olmak
üzere, ağır bedeller ödeyerek kazandığımız cumhuriyetimizi ve demokrasimizi
karanlık tuzak ve gelişmelerden korumak her vatanseverin önceliği ve sorumluluğu
olmalıdır.
Bu konuda, adına ne denirse denilsin, ister
rövanş veya düello, ister hesaplaşma veya kılıçları çekme, ister vuruşarak
çekilme veya güç odaklarının mücadelesi; krizin başrol oyuncularının oynadıkları
senaryoyu bırakıp yakın zamanlarda yaptığımız ciddi ve gerçekçi önerileri bir
kez daha gözden geçirmelerini önemle diliyor ve umuyoruz.
Milliyetçi Hareket Partililer, hiçbir şekilde
milletin ve devletin ayrışmasına, Cumhuriyetimizin hırpalanmasına,
demokrasimizin yara almasına seyirci kalmayacak, bu yüksek hassasiyetimiz
şartlar ne kadar ağır olursa olsun sarsılmaz bir kararlılıkla sürdürülecektir.
EtikHaber